Yazarlar
Hakan Albayrak
Ali Murat da olmasa
Yazarlar
Hakan Albayrak
![]() ![]() |
Arşiv Yazarlar Hakan Albayrak |
| Ali Murat da olmasa |
|
|
|
| Yazar Hakan Albayrak | ||||||
| Çarşamba, 10 Ekim 2007 | ||||||
|
Suriyeli Mustafa Akkad, Hollywood'un en muteber korku filmleri yapımcısıydı. Bir gün bir haber çalındı kulağına: Bazı Hollywood'lular Peygamber Efendimiz'in (Sallallahu Aleyhi Vesellem) hayatını film yapmak istiyorlarmış. Bunu duyunca tedirgin oldu. Endişeye kapıldı. “Bu herifler bu işi yüzlerine gözlerine bulaştırır, Rasulullah'a saygısızlık eder; en iyisi ben onlardan önce davranayım” dedi. Diğer projelerini rafa kaldırıp Siyer-i Nebî'de yoğunlaştı. Finansman arayışına girdi. Çekim yerlerini tespit etti. Anthony Quinn'le anlaştı. Libya lideri Muammer el-Kaddafi'nin desteğiyle “Çağrı”yı çekti. “Çağrı”dan hemen sonra da “Çöl Aslanı Ömer Muhtar”ı. İslam ülkelerinde fırtına gibi esen bu filmler, Ümmet-i Muhammed'i coşturdu.
30 senedir bu coşkuyla idare ediyoruz. Akkad'ın iki filmini 30 yıldır tepe tepe kullanıyoruz. Televizyonlarımız her Ramzazan'da, her bayramda, her Kandil gecesinde bu filmleri gösteriyor. “Çağrı”yı ve “Çöl Aslanı”nı tekrar tekrar öpüp başımızın üstüne koyuyoruz, fakat “Daha?” demekten de kendimizi alamıyoruz. Akkad, “daha”sını da yapacaktı. Kudüs Fatihi Sultan Selahaddin'in, İstanbul Fatihi Sultan Mehmed'in filmini de çekecekti. “Sultan Selahaddin filminin maliyeti 70 milyon dolar. Sultan Mehmed filminin maliyeti 100 milyon dolar. Parayı bulduğum anda filmleri çekmeye başlarım” deyip duruyordu… 1993'te Türkiye'ye geldi. 10 sene sonra bir daha geldi. Televizyonlara çıktı, gazetelere mülakatlar verdi, projelerini tekrar tekrar anlattı, bilhassa Fatih Sultan Mehmed filmi için Türkiye'den destek istedi… Gerçek Hayat dergisinde yazmıştım: “Kültür ve Turizm Bakanlığı bir yıllık bütçesini (maaş ve kira giderleri hariç) Fatih filmi için Akkad'a versin. Gerekirse bakanlık bir yıllığına kapatılsın. Bu film mutlaka yapılsın. Yapılsın ki Türkiye ve bütün İslam dünyasına özgüven aşılansın, iyimserlik aşılansın, coşku ve ümit aşılansın… Amerikalılar Gladyatör'ü çekiyor, Truva'yı çekiyor, İskender'i çekiyor; sinemada destan üstüne destan yazarak kendi insanlarını kahramanlığa özendiriyorlar. Estirdikleri kahramanlık rüzgarlarıyla yeni savaşların, işgallerin psikolojik zeminini hazırlıyorlar. Biz de Selahaddin ve Fatih gibi filmlerle yeni fetihlerin psikolojik zeminini hazırlayabiliriz. Hiç değilse Ümmet-i Muhammed'in üzerindeki ölü toprağını kaldırabiliriz. Bunları yıllardır önümüze gelene anlatıyoruz. Milletvekillerine, bakanlara da anlatıyoruz. 'Yenilgilerin acısını beyazperdede çıkaralım. Beyazperdeden fışkıracak enerji, yenilgilerimizi zafere dönüştürebilir' diyoruz, fakat nafile. Fatih projesi için Mustafa Akkad'a verecek 100 milyon doları bir türlü bulamıyoruz. Bu para çöpe gitmeyecek! Film dünya sinemalarında oynayacak ve muhtemelen sermayesinden fazlası geri dönecek. Velev ki dönmesin… İstanbul'u fethetmenin muhteşem hazzını tekrar yaşamanın değeri parayla ölçülür mü? Biz, Türkiye olarak, Mustafa Akkad'ın kapısını çalmalıydık. 'Gel şu filmi yap, ne istersen verelim' demeliydik. Ne yazık ki, Akkad'a müracaat etmek şöyle dursun, Akkad'ın müracaatını bile değerlendirmedik. Adamcağız yıllardır haber bekliyor. Alo, Kültür ve Turizm Bakanlığı! Alo, Tanıtma Fonu! Alo, kimse var mı orada?” Kimse yokmuş! Akkad, “Sultan Selahaddin, Sultan Mehmed…” diye sayıklaya sayıklaya gitti. 11 Kasım 2005 günü Amman'da, ölçüyü kaçıran El Kaide elemanlarının bir otele düzenlediği bombalı saldırıda ağır yaralandı ve kaldırıldığı hastanede bu fani dünyaya gözlerini yumdu. Allah ganî ganî rahmet eylesin. O gün bugündür ismi anılmıyordu Akkad'ın. Ne bir anma programı, ne başka bir şey. Bu vefasızlık üzerine de bir yazı yazmıştım. Fakat yazı yazmakla yetinmeyip harekete geçmek için, Ali Murat Güven olmak gerekiyormuş. Adını her zaman “Sinema”, “Biz”, “Bizden”, “Bizim” ve tabii ki “Vefa” ile yan yana düşündüğüm sevgili Ali Murat Güven ve arkadaşları, Akkad ustanın ölüm yıldönümü münasebetiyle bir anma programı hazırlıyorlar. Ayrıntılar, bu akşam Hilal TV'deki “İz Bırakanlar” programında… Allah razı olsun Ali kardeş. Senin gibi adamlar da olmasa “Biz”i unutacağız. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 259
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki |
|---|