Yazarlar
Ahmet Varol
Sonbahar Konjonktürü
Yazarlar
Ahmet Varol
![]() ![]() |
Arşiv Yazarlar Ahmet Varol |
| Sonbahar Konjonktürü |
|
|
|
| Yazar Ahmet Varol | ||||||
| Pazartesi, 22 Ekim 2007 | ||||||
|
Amerikan emperyalizmi şimdi cepheden masaya taşınıyor. Bilindiği üzere emperyalizm genellikle cephede kaybettiği savaşı masada kazanmaya çalışır ve bununla ilgili önemli stratejiler geliştirmiştir.
Sonbahar Konferansı da ABD’nin Irak ve Afganistan’da, işgalci Siyonist devletin Gazze ve Güney Lübnan’da cephe yenilgisinden sonra bir masaya taşınma faaliyetidir. Son günlerde ABD’deki Ermeni tasarısının, HAMAS yetkililerinin Türkiye’ye kabul edilmeleriyle irtibatlandırılması da tamamen Sonbahar Konferansı’yla ilgilidir. Bu konudaki iddialar ve politik hesaplar geçmişin cezalandırılması değil, geleceğe yönelik bir dayatmadır. ABD, HAMAS yetkililerinin Türkiye’ye kabul edilmelerinin cezalandırılmasını neden bu tarihe erteledi? Asıl amaç geçmişin sorgulanması değil, Sonbahar Konferansı’nda Filistin’deki İslâmî hareketin “yasadışı” ilan edilmesi çabasında Türkiye’nin ABD’nin yanında yer almasını sağlamaktır. Bundan dolayı Ermeni tasarısını bir şantaj aracı olarak kullanmaya çalışıyor. Tasarının kabul edileceğini ise tahmin etmiyoruz. Çünkü tasarı kabul edilirse ABD’nin elindeki şantaj malzemesi de çıkmış olacak ve dengeler aleyhine dönecek. Bu bir bomba gibidir. Atarsa zarar verir ama elinden de çıkarmış olur. Elinde tutarsa onunla korkutmaya devam eder. ABD’nin Sonbahar Konferansı’yla ilgili hesapları konusunda bölgesel konjonktürü tahlil ederken öncelikle şunu vurgulamak gerekir: Artık yönetimler kendilerine dayatılan politikaları uygularken halkların tercihlerini de göz önünde bulundurma ihtiyacı duyuyorlar. Çünkü müstekbir güçlerin balonları yavaş yavaş patlıyor. Zaten cephedeki yenilgiler de bunu gösteriyor. Onların balonlarının patlaması, politikalarının uygulayıcısı durumundaki yönetimlerin kendi halklarıyla baş başa kalmaya başlamaları anlamına geliyor. Sokakta bile başörtüsüne razı olmayan Tunus diktatörü Zeynelabidin bin Ali’nin bugün başörtülü bir genç kıza ödül verirken medyaya poz vermesi, bu gerçeği görmeye başladığının işaretidir. ABD’nin ve işbirlikçilerin Filistin’deki İslâmî hareketi yasadışı ilan etme çabaları da başarılı olamayacaktır. Çünkü bu hareket kendi halkı nezdinde yasallığını ispatlamış ve geniş bir kitlesel destek elde etmiştir. Bu kitlesel destek tüm bölge halklarına yansımış durumdadır. Dolayısıyla bölgedeki ülkeler halklarının tercihlerini göz önünde bulundurmak zorunda kalacak ve Filistin’deki İslâmî hareketi “yasadışı” ilan etme taleplerine onay vermekten kaçınacaklardır. Ayrıca Mısır dâhil bölgedeki ülkelerin geneli, her ne kadar uluslararası emperyalizmle bağlantı ve işbirliği içinde olsalar da Siyonist işgal devletinin önünün tamamen açılmasına taraftar değiller. Filistin’deki İslâmî hareket ve genel anlamda direniş Siyonist saldırganlığın önündeki en önemli engeldir. Bu engelin kalkması Siyonist tehdidin kendi kapılarına dayanması anlamına gelir. İslâmî hareketin yasadışı ilan edilip kıskaca alınmasının ise işgal devletini rahatlatacağını, onun önündeki engelin zayıflamasına sebep olacağını düşüneceklerdir. Filistin’de ABD ve işgalci Siyonist devlet tarafından dayatılan kadro açısından ise tam tersi bir gidişat söz konusudur. Bu kadro işgalciler ve uluslararası emperyalizm tarafından akredite ilan edilmiş olsa da Filistin halkı nazarında meşruiyetini her geçen gün biraz daha kaybediyor. Çünkü Siyonistlerle işbirliği içinde ve onların hesabına çalışıyor. Gazze’yi terkettikten sonra Batı Yaka’ya yığılan çete orada tamamen işgalci askerlerin himayesi altında hareket ediyor. Sadece bununla kalmıyor, aynı zamanda işgalcilerin saldırı, baskın ve tutuklama işlemlerinde onlara rehber ve yardımcı oluyorlar. Örneğin işgalciler tarafından Ramazan’ın son günlerinde gerçekleştirilen, üç gün devam eden ve bayram sabahı sona eren Kalkiliya baskınında Abbas’a bağlı milisler işgalci askerlere açıktan rehberlik etti, aranan kişilerin evlerine baskın düzenlenmesi için onlara yardımcı oldu, yol gösterdiler. Buna bütün ahali şahit oldu. Dolayısıyla Batı Yaka’da Abbas milisleri artık, geçmişte Güney Lübnan’da işgalcilerin tampon gücü görevi gören SLA (Güney Lübnan Ordusu) benzeri bir kimlik kazanmış durumdadır. İşgalci Siyonistlerin yayılmacı emellerinin önündeki engellerin kalkmasının ormandaki yangının büyümesi gibi tehlikenin büyümesi anlamına geleceğini geçen hafta Lübnan’la ilgili yazılarımızda vurgulamıştık. Bugün artık Ortadoğu’daki siyasi konjonktür bu gerçeği dikkate almayı zorunlu kılıyor. ABD’nin şantaj malzemelerinin birer balon olduğu da görülmeye başlandı. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 279
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|