Yazarlar
Ahmet Varol
Güdülen Olmamak Gerekir
Yazarlar
Ahmet Varol
![]() ![]() |
Arşiv Yazarlar Ahmet Varol |
| Güdülen Olmamak Gerekir |
|
|
|
| Yazar Ahmet Varol | ||||||
| Pazar, 28 Ekim 2007 | ||||||
|
Kaldırdığımız her taşın altından ABD’nin elinin çıkması veya bizim öyle görme ihtiyacı duymamız yahut yorumcuların genelinin böyle bir sonuca varması bu devletin hâlâ tehdit ve yaptırım gücünü büyük ölçüde koruyor olmasından ileri geliyor.
Fakat böyle olması ABD ve onun tarafından himaye edilen Siyonist işgal devletinin tabulaştırılmasını haklı kılacak bir sebep değildir. Bugün ABD’nin Sonbahar Konferansı vasıtasıyla diplomatik bir atağa geçme ihtiyacı duymasının en önemli sebebi askerî operasyonlarından istediği sonucu elde edememiş, tam aksine içinden çıkmakta zorlandığı bir bataklığa saplanmış olmasıdır. ABD ve İsrail’in planları sadece belli bir bölge için değil tüm İslâm coğrafyası için tehlike arz etmektedir. Onların stratejik planlarında ısıttıkları sorunların çözüme kavuşturulması için yine onlarla işbirliği yapılabilmesi amacıyla bütün isteklerine boyun eğilmesi, sergilenecek tavrın onlardan gelecek sinyallere ayarlanması önlerinde zilleti kabullenme anlamına gelir. Böyle bir şey de onların ellerinin daha fazla güçlenmesi sonucunu doğurur. Verilecek onca tavize, önlerinde eğilmeyi kabullenmeye karşılık elde edilecek sonuç ise problemin çözüme kavuşturulması değil soğutmaya alınması olacaktır. Oysa asıl tehlike bu tür problemleri aleyhlerinize kullanmak amacıyla sürekli dolapta saklayan ve ihtiyaç duyduğunda da ısıtıp önünüze çıkaran stratejidir. Bu stratejinin sahiplerinin önünde eğilmeyi, onlar tarafından güdülmeyi kabullenmek onların ellerini güçlendirecektir. ABD ve İsrail’in, askerî operasyonlardan umduklarını elde edememiş ve bu operasyonlara dayalı planlarını uygulamaya geçirme imkânı bulamamış olmaları bir fırsattır. Çünkü bu planlar sadece Afganistan, Irak, Filistin, İran, Suriye ve Lübnan için değil tüm İslâm coğrafyası için bir tehlike arz ediyordu. Onların belli birtakım problemleri ısıtıp meydana sürmeleri karşısında “aman başımızı ağrıtma, biz de ne istiyorsan yapalım” demek yerine içinde bulundukları zor durumu kendilerine hatırlatmak, söz konusu başarısızlıktan dolayı balonlarının sönmüş olmasından istifade etmek gerekir. Bu yapılmazsa verecekleri basit ağrı kesici karşılığında büyük tavizler koparacak, askerî yoldan gerçekleştiremediklerini geçmişte yaptıkları gibi masa başında geçekleştirme ve böylece istedikleri hedefe biraz daha ucuz araçlarla ulaşma imkânı elde edeceklerdir. ABD ve İsrail’in cephe yenilgisi almaları ya da en azından askerî yönden yıpranmaları ve şimdiye kadar psikolojik savaş politikalarında kullandıkları balonların patlamış olması dengelerin onların aleyhine ve kısmen ezilen, haksızlığa uğratılan toplumlar lehine bir değişim sürecine girmesi sonucunu doğurmuştur. Bu, olumlu bir gelişmedir. Çünkü dengelerin onların lehine işlemesi sürekli yeni baskı araçları, stratejik hesaplarını yürütmelerine imkân verecek yeni malzemeler elde etmeleri sonucunu doğuracaktır. Dengelerde böyle olumlu bir gelişme sürecinin başladığı dönemde ABD ve İsrail ortak bir atağa geçerek diplomatik oyunlar çevirmeye başladılar. Sonbahar Konferansı’nda işte bu ataktan müşahhas sonuçlar elde edilmesi beklenmektedir. Beklenenin elde edilmesi için de şimdiden bazı baskı araçları devreye sokulmuştur. Bu baskı araçlarının etkisinde kalınarak onların projelerini hayata geçirmelerine imkân verecek tavır sergilenirse dengeler yeniden onların istediği mecraya çekilmiş olacaktır. Bu durum karşısında onların baskı politikalarını daha etkisiz hâle getirecek yeni güç dengeleri oluşturmak, dolayısıyla bu politikaları kullanan tarafların değil bu politikalara karşı desteğe ihtiyacı olan tarafların ellerini güçlendirmek gerekir. Böyle bir tutum Türkiye’nin de elini güçlendirecektir. ABD, Sonbahar Konferansı’nda Sarı Öküz oyunu oynamaya niyetli görünüyor. Bu oyunda hedefi teke indirmiş gibi görünerek, “eğer hepiniz bu hedefe yüklenirseniz başınız ağrımaz; kendinizi kurtarırsınız” mesajı verecektir. Bu oyunda göstereceği hedef de tabii ki Filistin’de işgale son vermeyi amaçlayan meşru hak mücadelesidir. Oysa ABD ve İsrail oyunun bu merhalesinde başarı elde ederse sıra “kırmızı öküz”e gelecek. O zaman da Irak’ın üçe bölünmesi veya ABD tarafından güdülmeye müsait bir konfederasyon planıyla ilgili komplolar ve dayatmalar devreye girecektir. Böylece dayatmalar ve zorlamalar herkesin kapısına doğru yaklaşacak. İşte bu yakınlaşmanın önüne geçilmesi için tekerleğin altına takoz konması gerekir. O da işgalciliğin, saldırganlığın ve yayılmacılığın karşısındaki haklı ve meşru mücadeledir. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 278
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|