![]() ![]() |
Arşiv Yazarlar Ahmet Varol |
| Demokrasi İhracından Diktatörlük İhracına |
|
|
|
| Yazar Ahmet Varol | ||||||
| Cuma, 19 Ekim 2007 | ||||||
|
HAMAS’ın tüm diyalog çağrılarına olumsuz cevap veren veya şu anki kadrolaşmasının tümüyle değiştirilip önemli liderlerinin tasfiye edilmesi gibi gerçekleştirilmesi imkânsız şartlar ileri süren Mahmud Abbas’ın bu tutumunun sebebi, onun başka yerlerle diyaloğudur.
Son dönemde Olmert’le arasından su sızmayan Abbas’tan istenen, İslâmî hareketin ve direnişçi oluşumların tümüyle devre dışı bırakılmasıdır. Bundan dolayı Abbas söz konusu oluşumları “yasadışı” ilan eden ve buna binaen seçimlere katılmalarını imkânsız hale getiren bir yeni seçim sistemini uygulamaya geçirmek istiyor. Böyle bir operasyonun mevcut parlamentoyla mümkün olmadığını gören Abbas, hükümet darbesinde yaptığı gibi bir yasama darbesi gerçekleştirerek parlamentoyu tamamen lağvetmek, FKÖ Yürütme Kurulu üyelerinden geçici meclis oluşturmak, tüm değişiklikleri ona onaylatmak, ardından da sadece ABD ve İsrail’in onay verdiği oluşumların katılabileceği bir erken seçim gerçekleştirmek istiyor. Ama bunu başarabilmesi için bölgesel ve uluslararası desteğe ihtiyacı var. ABD, Sonbahar Konferansı’yla bunun altyapısını oluşturmayı hedefliyor. ABD’nin Irak’ı işgal ederken kullandığı en önemli gerekçelerden biri demokrasi ihracıydı. Bugün Filistin’e diktatörlük ihracı için büyük oyun oynadığını, bütün dünyanın bu oyuna destek vermesini sağlayabilmek için yoğun diplomatik faaliyetler yürüttüğünü görüyoruz. Filistin’deki İslâmî hareket açısından önemli olan, halk nezdinde yasallık yani kabul görmüş olmaktır. Bu konuda kendini ispat etmiş ve halkın üçte ikisinin açık desteğini almıştır. Uluslararası emperyalizmin, işgal devletinin ve işbirlikçilerin baskıları ona olan desteği azaltmıyor, aksine artırıyor. Bu durumda Filistin’de İslâmî hareketin yasadışı ilan edilmesi, Filistin halkının üçte ikisinin hatta daha fazlasının yasadışı ilan edilmesi anlamına gelir. Böyle bir anlayışa dayalı yapı içeriden bir temele değil, dışarıdan verilecek desteklere dayanacaktır. O da çok kısa sürede yıkılmaya mahkûmdur, hatta belki birinci katı bile tamamlanamadan çökebilir. İsrail Başbakanı Olmert’in ve Dışişleri Bakanı Bayan Tzipi Livni’nin özerk yönetim başkanı Abbas’a Sonbahar Konferansı’yla ilgili olarak yönelttikleri mesajlar bu konferansın asıl amacı hakkında yeterince fikir veriyor. Söz konusu mesajlarda Abbas’tan konferansta Filistin’le ilgili temel meseleleri kesinlikle gündeme getirmemesi ısrarla istendi. Hatta bazı haber kaynaklarında bu taleplerin Abbas’a özel görüşmelerde de iletildiği ve onun da razı olduğu dile getirildi. Abbas da bu iddiaları yalanlamadı. Eğer söz konusu konferans bir köklü çözüm arayışı ise, temel meseleler gündeme getirilmedikten sonra ne anlamı kalacak? Yapılan yorumlarda İsrail’in herhangi bir tavize hazır olmadığı özellikle vurgulanıyor. İsrail zaten masa başında hiçbir zaman tavize hazır olmamıştır. Onu tavize zorlayan her zaman kararlı mücadele olmuştur. Sonbahar Konferansı’nda ise temel meselelerin, örneğin toprak pazarlığının, Kudüs meselesinin, mültecilerin yurda dönüş haklarının vs. hiç gündeme bile getirilmesini istemiyor. Bu da konferansın gerçekte bir çözüm arayışı olmadığını gözler önüne seriyor. Sonuç olarak şunu ifade edelim ki, ABD ve Siyonist işgal devleti her ne kadar devre dışı bırakmaya çalışsa da, Filistin’de HAMAS’ın, İslâmî hareketin gözardı edildiği bir formülün başarılı olması mümkün değildir. Çünkü bu hareket Filistin halkıyla bütünleşmiş durumdadır. İşgalci Siyonist devlet, Abbas’la ve çetesiyle değil, özgürlük ve bağımsızlık mücadelesiyle uğraşıyor. Bu mücadele ise büyük ölçüde İslâmî hareketle özdeşleşmiş durumdadır. Abbas’ın kanatları arasında kendine yer edinen ve onun tarafından himaye edilen fitneci çeteler, uzun süreden beri işgalci Siyonist devlete çalışıyorlar. İşgal devletinin onlarla halledeceği bir meselesi zaten yok. Emperyalizm, işbirlikçileri ne kadar aktif bir şekilde devreye soksa da, Filistin’de direnişçiler özgürlük mücadelesini sürdürmekte kararlıdır ve bu mücadelenin arkasındaki kitlesel destek her geçen gün biraz daha artmaktadır. Bunun farkında olan bazı uluslararası organlar veya olaylara gerçekçi yaklaşımla bakan bazı etkin kişiler, Filistin’de İslâmî hareketin gözardı edilemeyeceğini vurguluyorlar. Ama ABD, Sonbahar Konferansı’yla yeni bir oyunu devreye sokabileceğini umuyor. Bu oyunun ne derece başarılı olabileceği konusunda fikir yürütebilmek için bölgesel konjonktürü gözden geçirmekte yarar var. Müteakip yazımızda inşallah bu konu üzerinde duracağız. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 275
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|