Yazarlar
Ahmet Varol
Benzetmelerin Arkasındaki Niyet
Yazarlar
Ahmet Varol
![]() ![]() |
Arşiv Yazarlar Ahmet Varol |
| Benzetmelerin Arkasındaki Niyet |
|
|
|
| Yazar Ahmet Varol | ||||||
| Cuma, 26 Ekim 2007 | ||||||
|
ABD’nin son dönemdeki stratejik uygulamalarının ve perde arkasından yönlendirdiği silaha dayalı savaşın, bir önceki yazımızda sözünü ettiğimiz medya savaşından bağımsız olduğunu sanmıyoruz.
Bunların her biri yürütülen global savaşın bir cephesidir. Geçen hafta yayınlanan yazılarımızda üzerinde durduğumuz Sonbahar Konferansı’yla ilgili hazırlıklar da bu savaşın siyasi ve diplomatik cephesini oluşturmaktadır. Son dönemde bazı kritik gelişmelerin Sonbahar Konferansı’na ayarlandığını tahmin ediyoruz. Türkiye’yi rahatsız eden saldırılar tırmanışa geçerken, her zaman dumanlı havadan istifade etmeyi bir taktik olarak kullanan işgalci Siyonist devlet de Filistinlilere yönelik saldırılarını artırdı. Filistin Özerk Yönetim Başbakanı İsmail Heniyye, işgal devletinin saldırılarındaki artışın Sonbahar Konferansı’na hazırlık olduğunu ifade etti. Biz Türkiye’yle ilgili gelişmelerin de aynı hazırlıkların bir parçası olabileceği kanaatindeyiz. Sonbahar Konferansı’yla ilgili yazılarımızda ABD’nin bu toplantıda öncelikli olarak Filistin’deki İslâmî hareketi “yasadışı” ilan ettirmeyi ve bunu tüm bölge ülkelerine kabul ettirmeyi amaçladığını dile getirmiştik. Böyle bir planda Türkiye’ye de önemli rol biçiliyor. Çünkü Türkiye’nin belirleyeceği tavrın anahtar görevi göreceğine inanılıyor. Ülkemizdeki bazı kişilerin Türkiye’nin karşı karşıya olduğu durumla İsrail’in içinde bulunduğu durum arasında kıyaslama yapmaları boşuna değildir. Biz, zihinleri yönlendirme amacıyla bu türden benzetmeler yapılacağını önceden tahmin ediyorduk. Fakat birilerine yol göstermiş gibi olmamak için önceden tahminlerimizi açıklamayı sakıncalı buluyorduk. Şimdi tahmin ettiklerimiz ortaya çıktıktan sonra yorum ve değerlendirme yapmadan geçmemiz de doğru olmayacaktır. Son dönemde Türkiye’yi sıkıntıya sokan gelişmelerin, Türkiye hükümetinin HAMAS yetkililerini kabul etmesine karşılık bir cezalandırma olduğu söyleniyor. Peki, neden şimdiye kadar ertelendi de böyle bir zamanda, böylesine yüksek ayardan cezalandırma işlemine ihtiyaç duyuldu? Bizim kanaatimize göre bu bir cezalandırma değil dayatmadır. Türkiye’nin Sonbahar Konferansı’nda belirleyeceği tavırla ilgili dayatmalarda bulunulmasıdır. Birilerine sorun benzetmesi ve kıyaslaması yaptırılarak, “Senin tavrın ne olursa bizimki de o olacak” mesajı verilmek istenmektedir. Türkiye’de bazılarının açıklamalarıyla ve yaptıkları kıyaslamalarla adeta ABD’nin Sonbahar Konferansı’yla ilgili dayatmalarına, baskı ve zorlama politikalarına çanak tuttuklarını görüyoruz. Bunu ellerine verilen strateji gereği mi yoksa kulaklarına ulaşan her bilgiyi hemen ağızlarıyla piyasaya sürme gayretkeşliklerinden dolayı mı yapıyorlar bilmiyoruz. Ama kumandayı ellerinde tutanların onların ağızlarını ya da kalemlerini kamuoyunu yönlendirme amacıyla kullandıkları anlaşılıyor. Onlar vasıtasıyla bir husus da dolaylı yoldan dile getiriliyor: Türkiye’yi zorlayan gelişmelerin arkasında ABD ve İsrail’in olduğu. Bunun resmî ağızdan veya resmî kaynaklara yakın duran yorumcular vasıtasıyla dile getirilmesi mantıklı olmaz. Ama yine de açıklanması, dayatmadan istenen neticenin alınması amacına yöneliktir. Dolayısıyla burada da Türkiye’nin Sonbahar Konferansı’nda sergileyeceği tavırla ilgili bir yönlendirme ve hazırlıktan söz etmek mümkün. Söz konusu benzetmeler ve kıyaslamalar karşısında biz bir hatırlatma yapmak istiyoruz: Türkiye’nin karşı karşıya olduğu durumla işgalci Siyonist devletin karşı karşıya olduğu durum arasında kıyaslama ve benzetme yapanlar, Türkiye’yle işgalci Siyonist devleti de benzetmiş olurlar. Siyonist devlet Filistin topraklarında tamamen işgalci durumundadır. Ayrıca o, herhangi bir örgütle değil, Filistin halkının tümüyle savaşıyor. Siyonist işgale karşı verilen savaş ise Türkiye’deki İstiklal Savaşı veya Bosna–Hersek’teki bağımsızlık savaşı gibi meşru bir hak davası, işgale son verme mücadelesidir. Dolayısıyla söz konusu benzetmeyi yapanlar İsrail’in ve onun arkasında duran ABD’nin politikalarının önünü açarken, Türkiye’nin hiç de işine yaramayacak türden bir benzerlik ortaya koyduklarını dikkatten kaçırıyorlar. Türkiye’ye ABD’nin ve İsrail’in mesajlarını bilerek ya da bilmeyerek taşıyanlar aynı zamanda bu iki dayatmacı gücün telkinlerini de taşımış olmaktadırlar. Oysa Türkiye’deki yönetimin bu telkinlere göre yön belirlemesi, uzun vadede kendisine yarar değil zarar getirecektir. Neden böyle olacağı konusundaki görüş ve tespitlerimizi ise inşallah müteakip yazımızda ilginize sunacağız. Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 262
Yorum yaz
|
||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|