Gazetemiz - Gazeteler - Gazete ManÅŸetleri -
Haber Arama
Kategor :
Efendimiz'in Aşure günü tavsiyeleri
Hicri yılbaşı olan Muharrem ayı, İslam kültür tarihinde önemli bir zaman dilimini temsil ediyor.
2010-12-23 15:18:49

Kerbela olayının yaÅŸandığı Muharrem ayının 10. günü (Bu yıl 16 Aralık), Hazreti Adem'in tövbesinin kabul edildiÄŸine, Hazreti Yakub'un oÄŸlu Yusuf'a kavuÅŸtuÄŸuna, Hazreti Nuh'un gemisinin tufandan, Hazreti İbrahim'in Nemrut'un ateÅŸinden, Hazreti Musa ve İsrail oÄŸullarının da Firavun'un zulmünden kurtulduÄŸuna inanılıyor. Muharrem ayının, 10. günü oruç tutan Müslümanlar, aÅŸure kaynatarak da sosyal dayanışmaya katkıda bulunuyor.

Diyanet İşleri BaÅŸkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Halil AltuntaÅŸ, baÅŸkanlığın internet sitesinde muharrem ayı ve aÅŸure konusunda bilgi verdi.

Her dinin, milletin kutsal veya diÄŸer zaman dilimlerinden farklı kabul ettiÄŸi, kendine özgü belirli gün ya da ayları bulunduÄŸunu belirten AltuntaÅŸ, İslam'da da bu tür gün, gece ve aylar olduÄŸunu kaydetti.

İslamiyet'te ''Haram aylar''ın cahiliye devri uygulamasına göre, hürmet edilmesi gereken, savaÅŸ yapılması ve kan dökülmesi yasak olan kameri aylar anlamına geldiÄŸini, ''haram aylar'' nitelemesinin, bu aylarda yapılacak ibadetlere daha çok sevap, günahlara ise daha çok ceza verilecek olmasına dayandığının da ifade edildiÄŸini anlatan AltuntaÅŸ, bu aylardan Muharrem'in birinci, Recep'in yedinci, Zilkade'nin on birinci ve Zilhicce'nin de on ikinci ay olduÄŸunu bildirdi.

Bu dört ayın hürmetinin, öteden beri süre gelen dini bir uygulama olduÄŸunu, cahiliye devrinde bile buna riayet edildiÄŸini, haram aylarda savaÅŸ yapılmadığını, yılın bu döneminin barış zamanı olduÄŸunu kaydeden AltuntaÅŸ, ÅŸöyle devam etti:

''Haram aylar içinde Muharrem ayının ayrı bir yeri ve önemi vardır. Bu ayrıcalığı 'Muharrem' adından da fark etmek mümkündür. Zira 'muharrem' kelimesi, 'haram kılınmış', 'hürmete layık' anlamlarına gelmektedir. Muharrem ayını önemli kılan özellikleri kısaca ÅŸöyle sıralamak mümkündür. Hicri yılbaşı; Muharrem ayı, 12 ay ve 355 gün olan kameri yılın ilk ayıdır. Hicri tarih, Hazreti Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç ediÅŸi ile baÅŸlar. Hicretin takvim baÅŸlangıcı olarak kabul edilmesi, Hazreti Ömer devrinde olmuÅŸtur. Onun devrine gelinceye kadar Araplar, düzenli bir tarih belirleme sistemine sahip deÄŸillerdi. Fil vakası gibi önemli olayları kıstas olarak benimsemiÅŸlerdi. Hz. Ömer devrinde, Hz. Peygamber'in Mekke'den Medine'ye hicret ettiÄŸi yıl (Miladi 622), İslami takvimin baÅŸlangıç yılı olarak, Muharrem ayı da bu takvimin ilk ayı olarak kabul edildi.

AÅŸure günü (On Muharrem); bilindiÄŸi üzere Hazreti Peygamber Medine'ye hicret ettiÄŸinde, orada Arap halkla birlikte yaÅŸayan Yahudiler vardı. Hazreti Musa ile İsrail oÄŸullarının, Firavun'un zulmünden AÅŸure günü kurtulduÄŸunu söyleyen Yahudileri, Hazreti Peygamber yalanlamamış ve hatta bu yönde olumlu bir tavır sergilemiÅŸtir. Bunun yanı sıra tüm Sami dinlerde özel bir yere sahip görünen aÅŸure günü, cahiliyye Araplarınca da önemli kabul edilmiÅŸtir.''

''HAZRETİ PEYGAMBER, ORUÇ TUTMAYI TEÅžVİK ETTİ''

Hazreti Peygamber'in, AÅŸure günü oruç tutmayı teÅŸvik ettiÄŸini belirten AltuntaÅŸ, aÅŸure günü oruç tutulması uygulamasının,Ramazan orucunun farz kılınmasına kadar devam ettiÄŸini, Hazreti Peygamber'in Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutmayı ashabına tavsiye ettiÄŸini anlattı.

AÅŸure günü oruç tutmanın faziletine iliÅŸkin sahih hadisler bulunmasına karşılık, o günde hububat karışımı aÅŸ (aÅŸure) piÅŸirmek, sadaka vermek, mescitleri ziyaret etmek ve kurban kesmek gibi fiiller hakkında sahih habere rastlanmadığını belirten AltuntaÅŸ, bununla birlikte, Müslüman Türklerin dini halk geleneÄŸinde önemli bir yer tutan aÅŸurenin, aynı zamanda Muharremin 10. günü baÅŸlamak üzere, daha sonraki günlerde de özel merasimle piÅŸirilip dağıtılan tatlıya isim olduÄŸunu ve sosyal dayanışmaya önemli katkılarda bulunduÄŸunu vurguladı.

AltuntaÅŸ, çok eskiden beri devam eden aÅŸure aşının, Osmanlılar döneminde sarayda da piÅŸirildiÄŸini, ''aÅŸure testisi'' adı verilen özel kaplarla da saray dairelerine ve halka birkaç gün süreyle dağıtıldığını kaydetti.

AÅžURE GÜNÜ MEYDANA GELEN OLAYLAR

Halil AltuntaÅŸ, aÅŸure gününde meydana gelen diÄŸer tarihi olayları ise ÅŸöyle sıraladı:

''Rivayete göre, Hazreti Nuh'un gemisi Tufandan kurtulup, Cudi dağına AÅŸure günü oturmuÅŸtur. BilindiÄŸi üzere, Hazreti Nuh, Allah'ın emri üzerine kendine inananları yaptığı bir gemiye bindirmiÅŸ, tufan gerçekleÅŸince, inanmayanlar suda boÄŸularak helak olmuÅŸlardı. Hazreti Adem'in tövbesinin kabul edilmesi, Hazreti İbrahim'in, Nemrut'un ateÅŸinden kurtulması, Hazreti Yakub'un oÄŸlu Yusuf'a kavuÅŸması, Hazreti Musa ve İsrailoÄŸullarının Firavunun zulmünden kurtulmaları, 10 Muharrem günü gerçekleÅŸtiÄŸi rivayet edilen olaylar arasındadır.

KERBELA OLAYI

Din İşleri Yüksek Kurulu AltuntaÅŸ, Emeviler'in ikinci hükümdarı Yezid zamanında ve Hicri 61 yılı Muharrem ayının 10. Cuma günü Hazreti Hüseyin'in ÅŸahadeti ile sona eren tarihi olayın meydana geldiÄŸini ifade ederek, ÅŸunları kaydetti:

''Ehlibeytin çok deÄŸerli bir ferdinin hayatına mal olan bu elim olay sebebi ile 10 Muharrem, Müslümanlarca yas günü sayılmıştır. Muharrem ayı içerisinde Hazreti Hüseyin gibi büyük bir ÅŸahsiyetin ÅŸehit edilmiÅŸ olması, bütün Müslümanlar için büyük bir acı olmuÅŸ ve Müslümanları derinden etkilemiÅŸtir. Bu zatın, Hazreti Peygamberin sevgili torunu olması ise, bu acıyı daha da artırmaktadır. Tarihin belli bir kesitinde meydana gelen bu üzücü olayları iyi düÅŸünmek ve bunlardan ders çıkarmak gerekir. Müslümanlara düÅŸen görev, bu tür müessif olayların tekrarlanmasını önleyecek bir bilinç ve anlayışa sahip olmak; kardeÅŸlik, birlik ve beraberliÄŸimizi korumaktır.

Hazreti Hüseyin'e reva görülen bu muamele, ne kadar haksız ve ne kadar üzücü olursa olsun, Müslümanlar arasında ayrılık ve husumet sebebi olmamalıdır. Tarihin belli döneminde gerçekleÅŸen bu üzücü olayı, gene tarihin hakemliÄŸine emanet etmek ve duygulardan çok aklı hakim kılmak gerekir. Zira günümüzde Müslümanların, her zamankinden daha fazla birlik ve beraberliÄŸe ihtiyacı olduÄŸu inkar edilemez.''

Kerbela olayının hatırasını yad etme gerekçesi ile yas günü olarak algılanan 10 Muharrem'de sergilenen etkinliklerde, bazı Åžii Müslümanlar'ın, ''kendi kendine iÅŸkence'' denebilecek uygulamalar sergilediÄŸini hatırlatan AltuntaÅŸ, ÅŸu bilgileri verdi:

''Halbuki bu tür uygulamalar İslam'a aykırıdır. Yas tutmanın da bir ölçüsü vardır ve bu ölçüyü Hazreti Peygamber belirlemiÅŸtir. İslam'dan önce Cahiliye Arapları, ölen kimse için aşırı derece yas tutar, ölünün yakınları avazı çıktığı kadar bağırır, eÅŸi kendini eve hapseder, yıkanmazdı. Hatta profesyonel aÄŸlayıcılar da tutarlardı. Resulullah bu geleneÄŸi, ÅŸu hadisi ile ortadan kaldırmıştır: 'Yüzüne vurarak, yakasını yırtarak, cahiliye adetlerini sürdüren bizden deÄŸildir.'

Muharrem ayı, tarih boyunca insanlık için dönüm noktaları sayılabilecek önemli olayların yer aldığı bir aydır. İslam'dan önceki semavi dinlerce de deÄŸerli bir zaman dilimi olarak kabul edilmiÅŸtir. Muharrem ayı, İslam kültür tarihinde önemli yeri olan bir zaman dilimini temsil etmektedir. İslam tarihinin en üzücü olaylarından biri olan Kerbela olayı da bu ayda gerçekleÅŸmiÅŸtir. Bütün Müslümanları üzen bu tarihi olay, tarihin hakemliÄŸine bırakılmalı, müminler arasında soÄŸukluÄŸun ve kırgınlığın sebebi kılınmamalıdır. Bütün Müslümanlara düÅŸen görev, tarihin güzelliklerini, yaÅŸadığımız dönemin ÅŸartları içinde yeniden yaÅŸamaya gayret göstermek, yanlış ve üzücü örneklerden ibret alarak, onların tekrar yaÅŸanmaması için ne gerekiyorsa onu yapmaktır.''

153
Yorum Ekleyiniz...
Adınız Soyadınız :
E-posta Adresiniz :
Başlık :
Yorum :
Güvenlik Kodu :

* Resimdeki kodu yazınız