Berlinale’de gösterilen bir dizi film, Batılı ülkelerdeki modern
hayatta İslami inanç ile yaÅŸamanın farklı yönlerine ışık tutuyor.
Panorama’da gösterilen ve geleneksel deÄŸerlerle modern hayat arasındaki
çatışmanın namus cinayetine dönüÅŸtüÄŸü Alman yapımı “Die Fremde –
Yabancı”, festivale damgasını vuran önemli filmlerdendi.
Dün
dünya prömiyeri yapılan ve Alman sinemasını Altın Ayı yarışında temsil
eden "Åžehadet“ filmi de günümüz Berlin’inde yolları bir camide kesiÅŸen
üç genç Müslüman’ın birbirine örülü hikayelerini anlatıyor. İkisi Türk
asıllı bu üç karakter, istenmeyen hamilelikten eÅŸcinselliÄŸe ve neden
olunan bir kazanın vicdani ağırlığına kadar farklı iç hesaplaÅŸmalarla
boÄŸuÅŸuyor ve dini inançları attıkları adımlarda, aldıkları kararlarda
farklı derecelerde olsa da önemli rol oynuyor.
Filmin yönetmeni,
Baden Württemberg Film Akademisi'ndeki bitirme projesiyle Berlinale'ye
kabul edilen 29 yaşındaki Afgan asıllı Burhan Kurbani.
"Biraz daha derine inin"
Paul
Thomas Anderson'ın "Manolya“ ya da Robert Altman'ın "Sosyeteden İnsan
Manzaraları“ filmlerini andıran bir kurguyu tercih eden Kurbani, filmin
çıkış noktasını ÅŸöyle anlatıyor:
"Medyanın bize sunduğu
enformasyon parçacıklarına, bizi bazen korkutan haberleri okumaya,
görmeye razı olduÄŸumuz için, aslında çok fazla birÅŸey bilmediÄŸimiz
duygusu hakim oluyor. Hatta yavaÅŸ yavaÅŸ bu oluÅŸan korkuya da
alışıyoruz. Bu film ile iÅŸte bu geliÅŸmeye karşı harekete geçmeye
çalıştık, benim ana motivasyonum buydu: Her yerde karşınıza çıkan bu
inanç ile biraz daha ilgilenin, biraz daha derine inin. İslam hep
etrafınızda. Dönercisinden taksi ÅŸöförüne - tabii bu mesleklerle de
sınırlı kalmıyor - avukat da olabilir, psikolog da.“
Yönetmen, kendisinin nasıl bir Müslüman olduÄŸu sorusuna ise ÅŸu cevabı veriyor:
“Ben
kesinlikle kusursuz bir Müslüman deÄŸilim, ben inançlı bir Müslümanım ve
hayatımda Allah’ın belli bir yeri var. Ama öte yandan hayatta
cevaplandırmam gereken sorularla karşılaşıyorum, örneÄŸin Berlinale’nin
ÅŸerefine kadehimi suyla mı kaldırayım yoksa köpüklü ÅŸarapla mı?
Tercihimi köpüklü ÅŸaraptan yana yaptım. Ben 2.0 versiyon upgrade bir
Müslümanım. Ben Allah’a inancımı, Allah ile olan hesaplaÅŸmamı kendi
öngördüÄŸüm ÅŸekilde yapsam da bu, kötü bir insan, kötü bir Müslüman
olduÄŸum anlamına gelmez. Filmin ana söylemlerinden biri de bu. Sen,
kitaplarda yazanları tam olarak uygulamasan bile, yine de bir
Müslümansın, çünkü bu inanç çok büyük, çok derin ve sen tam öngörülen
çizgiden ilerlemesen bile bu inanç ufalmıyor, küçülmüyor.“
Güçlü
anlatımıyla ile Altın Ayı yarışında şimdiden favoriler arasında
gösterilen Kurbani, “Åžehadet” filminin hedefinin iletiÅŸimi tetiklemek
olduÄŸunu söylüyor. Kurbani, "Filmimiz tabii ki bir 'diyaloÄŸa çaÄŸrı',
gelin oturup konuşalım, gelin okullara gidelim, gelin tartışalım.
Ümidim, filmin genç kuÅŸak izleyicilerle buluÅŸması, onları biraraya
gelip tartışmaya, konuşmaya itmesi. Bu filmin hedefiydi, 'hadi
konuşalım' diyor.
"Na Putu" da İslami temalı
Berlinale’nın
yarışma bölümüne kabul edilen bir diÄŸer film, Saraybosna doÄŸumlu kadın
yönetmen Yasmila Zbanic imzalı “Na Putu” da İslami bir tema iÅŸliyor.
Saraybosnalı
Amar, içki bağımlılığı yüzünden havalimanındaki iÅŸinden olur, tesadüfen
karşılaÅŸtığı savaÅŸtaki silah arkadaşı ona köktendinci Müslüman bir
cemaatte bir iÅŸ bulur. Karısı Luna, genç adamın bu cemaatle bu kadar
içli dışlı olmasını istememektedir. Ancak Amar, yeni iÅŸinin kendisine
huzur getirdiÄŸini ve alkolden uzak durmasını saÄŸladığını söyleyerek bu
isteÄŸi reddeder.
2006 yılında "Grbavica" ile Altın Ayı’ya layık görülen Yasmila Zbanic’in yeni filmi, bugün izleyici ile buluÅŸacak.
Haber: Ayhan ÅžimÅŸek
Kaynak: DW
86