Perşembe, 03 Temmuz 2008
Anasayfa arrow Spor arrow 41 kere maşallah arrow Haberler arrow SPOR 

Büyük FontBüyük FontKüçük Font
HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ğ |H |I |İ |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Ş |T |U |Ü |V |Y |Z

Arşiv Haberler SPOR

41 kere maşallah PDF Yazdır E-posta
Pazar, 11 Mayıs 2008

Rating 2.0/5 (1 vote)

41 kere maşallahHadi dediler İnönü'ye gidiyoruz… Nedendir, nedir diyemeden çimlerine indik İnönü'nün… Yeni Şafak 14. yılını kutluyor ya… Spor ekibimiz tam takım sahada ama kadro 'Üç Büyükler' karması… Baba Ogün gol umudu, Sanlı Kaptan orta alan, Osman Tanburacı Hızır Servis… Kale Allah'a emanet…

Böyle birlik beraberlik görülmemiştir… Bir an EURO 2008'e hazırlanıyoruz sandık. Futbol aşkı bambaşka bir şey, ne yaş akla getirtiyor ne yorgunluk… Bir kapıştık, bir kapıştık sormayın gitsin. Arkasından meşveret kurduk Beşiktaş'ın soyunma odasında…

Beşiktaş Asbaşkanı Ertunç Soğancıoğlu'na ve Stat Müdürü Turgut Akhan kardeşimize binlerce teşekkür, böylelikle en centilmenin Beşiktaş olduğu da çıktı ortaya…

Spor servisi ekibinin Teknik Direktörü Spor Müdürümüz Erhan Köknar. Bakın bütün takım ondan çok memnun. Erhan Hoca adam kayırmıyor, ceza vermiyor, adil kere adil… Hiç birimizin yeteneklerini kısıtlamıyor, oyununa karışmıyor. Söylediği tek şey var; taraftara saygılı olun, kart görmeyin, bildiğiniz oyun düzeninde maçı kazanın.

Daha 14 yaş grubundayız ama Süper Lig'de

devrim yapacak bir Yeni Şafak ekibiyiz, ilk üçten

düşmeyiz evvel Allah!

İnönü tribünleri full çekmiş, okuyucular pardon taraftar ayakta… Maç başlamak üzere Yeni Şafak Spor Ekibi de huzurlarınızda… Şimdi reklamlar… Bizden ayrılmayın;

 

 

 

Sanlı Kaptan anlatıyor:

Polonya'dan 8 gol yedik

Polonya'dan 8, İrlanda'dan 4 yedik. İrlanda maçında George Best oynuyor. Ogün ağabey bir gol attı. 1-0 öndeyiz. Best, sahaya çıktı. Vızır vızır geçiyor. Tekme attım! Hay atmaz olaydım, bize parmağıyla el hareketi çekti, hııımmm görürsünüz gibilerden. Bir pozisyonda dört kişi yerdeydik. Hepimize bacak arası yapmıştı. Sonra adamlar 4 tane attı. Maç 1-4 bitti.

 

 

Yeni Şafak Gazetesi 14'üncü yılını kutluyor. 14 rakamı sizin aklınıza ne getiriyor?

Osman Tanburacı: 14 rakamının beni rahatsız eden bir yanı var. Çünkü Galatasaray, 14 yıl üst üste şampiyon olamadı. Ama 14 yıl sonra Galatasaray bir şampiyon oldu pir oldu… Dört yıl arka arkaya şampiyonluklar, UEFA Kupası, Süper Kupa peş peşe geldi… Yani 14'ün uğuru var. Yeni Şafak Gazetesi de inşallah 14'üncü senesinden sonra internetin en çok aranan gazetesi, İngiltere, Almanya ve Amerika'da da satılan bir gazete olacak.

Ogün Altıparmak: Ayın 14'ü dolunayı da ifade eder. Güzel bir görüntü ve bütünlük demektir… Yeni Şafak da öyle… Ayrıca 14 benim spora başladığım yaştır. Çok özel bir yaş. İzmir'de yetiştim, Fenerbahçe'de olgunlaştım. 20 yıllık gazetecilik hayatımda çok gazetede yazdım ama Yeni Şafak Gazetesi'nde huzura erdim. Yeni Şafak'ın tarafsız yayın anlayışıyla sporu sayfalarına aktarması takdire layık bir davranış. Bu durum hepimize gurur veriyor. Gençleri kurtaracak yegane yol spordur. Sporu hep beraber teşvik edersek millete, devlete, ve hükümetimize faydalı işler yapmış oluruz.

Sanlı Sarıalioğlu: 14 rakamı benim içinde çok büyük anlamlar taşıyor. 14 yaşında Beşiktaş Kulübü'nde futbola başladım. 14 yaşında girdim. Defalarca milli oldum şimdi Yeni Şafak'tayım. İlk günkü gibi heyecanlıyım. Bu gazetede körü körüne rekabet yok! Yeni Şafak'ın spor sayfaları fanatizmin panzehiridir. Osman Tanburacı o her zamanki şakacı tavrıyla araya giriyor ve; "Ne o, hepiniz şarkıcı kızlar gibi 14 yaşında futbola başlamışsınız' diyerek gülüşmelere yol açıyor...

Nurullah Öztürk: Gazetemizin 14. yılını ergenliğe geçiş olarak kabul ediyoruz...

Osman Tanburacı yine lafı balla kesiyor ve; "Özellikle Spor servisinin istihbarat bölümü çok güzel çalışıyor. Son aldığımız duyumlara göre de maaşlara %100 zam olacakmış' deyince bir alkıştır kopuyor Mali İşlerden Sorumlu Nurullah Öztürk'e doğru…

Mutluluk yüzlerden okunurken devam ediyor Tanburacı; 14. yılı Arapça okur gibi ters çevirdiğinizde 41 olur… Haydi hayırlısı…

"41 kere maşallah."

Erhan Köknar: Ben de Beşiktaş alt yapısında futbola başladım. İlk maçımda giydiğim formanın numarası 14'tü. Yani maça yedek çıktım ama 14 bana çok uğurlu geldi.

 

'AVRUPA DEVİ OLAMAYIZ'

 

Türk futbolu son 14 yılda nereden nereye geldi. Son 10 yıla baktığınızda üç büyükler de Avrupa devi olabilirler mi?

Osman Tanburacı: Bir elin nesi var, iki elin sesi var. Birliktelik olmadan bireysel parlamalar bir işe yaramıyor. Ben Galatasaray'la UEFA yolunda yalnızlığı yaşadım. İtalya, İngiltere, Almanya, İspanya, Fransa beşer takımla katılırken benim ülkemden sadece Galatasaray vardı. Çok zorluklar yaşadık… Azınlık muamelesi gördük, ama ülkemin de bayrağını göndere çektik. Bu büyük bir gurur, keşke Fener de, Beşiktaş da, Sivas da sonuna kadar Avrupa'da olsa… Son on yıla damgasını vuran bir Galatasaray var. 1996'dan sonra Galatasaray'ın muhteşem bir çıkışı var, sonrasında 2001'de stop!.. Avrupa'da başarılı olmak için daha çok yolumuz var. Husumetle, fanatik rekabetle, bu havuz mantığı ile, yıpratılan federasyonla, bu medyayla Avrupa zor! Önce yönetici yetiştirilmesi gerek. Yöneticiler sırf kendilerini göstermek için bu mevkilere geliyorlar. Onlar için yöneticilik bir hobi. Oysa profesyoneller lazım. Kurumsal yapı lazım. Ehliyetli yönetici lazım. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım'ı ayrı bir yere koyuyorum… O üretken. Faruk Süren hepsinden başarılı ama yediler. Bir başkanın 'Şampiyon olacağız' lafının altı öyle dolu olmalı ki taraftar ona inansın. Bence liderlik o kadar kolay değil… Son lider Süleyman Seba'ydı.

 

Ogün Altıparmak: 75 milyon nüfusumuz var. Ama spordaki başarılarımız yetersiz. Son zamanlarda plan program yapılmaya başlandı. Ondan evvel karakucak güreşleriyle gidiliyordu. Futbolda alaylı, mektepli sancısı çekiyoruz. Dünya 3'üncüsü olmamıza rağmen futbolda başarısızız. Eskiden tesis yoktu. Özal döneminden sonra ülkede bir tesisleşme oldu. Altyapı kuruldu ancak bilimsel çalışmalarımız yok. Araştırmalarımız yok. Bundan 10 sene evvel bana istatistik sahtekarlıktır diyenler şimdi istatistik veriyor. Üç büyük takımın altyapılarına önem vermesi gerek. Kurumsallaşma olayında da kulüplerimizin büyük eksiklikleri var. Bu ayın sonunda statü hazırlanacak. Bunu sadece üç büyükler olarak sınırlandırmayalım. Tüm Anadolu'ya da yayılması gerek. Spor artık endüstri haline geldi. Tabii burada yöneticilerin de lisan bilmesi çok önemli. Faruk Süren'in başarılı olmasının da sebebi bu.

Fenerbahçe'nin amacı Şampiyonlar Ligi'nde kalıcı olabilmek. Başkan kulüpte her işe yetişemez, iyi yönetici çalıştırmaları gerekir. Dünyada sporun içinden gelmeyen insanı o kulübün başına getirmiyorlar. Aziz Yıldırım inşaat mühendisi. İnşaatını mühendis olmayana yaptırıyor mu ama ne yazık ki kulüpte spordan anlamayanlar var. 2 milyar dolarlık bir sanayi sadece üç büyüklerin değil, tüm kulüplerin olmalı. Futboldan 1.5 milyon kişi ekmek yiyor.

Sanlı Sarıalioğlu: : Avrupa devi olamayız. Bu kafa yapıları değişmediği sürece zor. Altyapı, tesis ve eğitim yönünde müthiş bir gelişme söz konusu. Kendi dönemimi düşünüyorum fareli Şeref Stadı'ndan İnönü Stadı'na geldik. Fulya, Ümraniye bir cennet. Ne yazık ki yöneticilerimiz profesyonel yapıda değil. Hala Avrupa'nın o çağdaş yapısını benimsemiş değiller. Trilyonluk endüstriyi yönetemiyorlar. Uzman kişiler tarafından sorunların çözülmesi gerekir. Kalkınmak için para çok önemli. Parayı iyi kullanamıyorlar. Sivas, Kasımpaşa, Gençlerbirliği Oftaş gibi takımlar ligde sınırlı paralarıyla neler yapıyorlar. 20 misline sahip bazı kulüpler ise 150 milyon euro borçla çarkı döndürüyor. Biz Avrupa'yı zor yakalarız. Yönetici yetiştirmemiz gerekiyor. Yöneticileri eğitmemiz lazım ilk önce. Avrupa'daki takımların düzeyine gelmemiz için daha kırk fırın ekmek yememiz gerekir.

 

 

Anılarını anlattılar

 

Sanlı Sarıalioğlu: "Başkan karışırsa bu iş olmaz"

 

Teknik direktörlük de yaptım. İlk önce Beşiktaş altyapısında yardımcı antrenördüm. İkinci yılında bıraktım. Beşiktaş'ta kimse bana bir rapor versene demedi. Senin dediklerini yapmayacağız belki ama düşüncelerini bir kağıda dök de ver diyen çıkmadı. Lanet olsun dedim, bıraktım. Ondan sonra Üsküdar Anadolu bana teklifte bulundu. Onlar transfer yapmışlardı. Transferden sonra beni çağırdılar. Daha 6'ıncı maçtayız. 3 galibiyet, 3 de beraberliğimiz var. Şampiyonluğa oynuyoruz. Maç bittikten sonra kulüp başkanı soyunma odasına girdi. 'Böyle takımın ben…' diye söylenmeye başladı. Ertesi gün buluştuk. "Ne yapıyorsun başkan' dedim. "Sen böyle yaparsan takım ilerlemez” dedim. 'Sen de beni sinir ediyorsun. Bana 11'i söylemiyorsun.” "Başka bir arzunuz var mı?" diye sordum. "Var!... İlk 11'i söyleyeceksin. Taktiği söyleyeceksin. Bir de maç başında hakeme gidecek esame listesini onaylatacaksın." deyince fıttırdım. "Siz takımın başına geçin o zaman" dedim. O günden sonra teknik direktörlük işi bitti. Beşiktaş'ta bir yıl da genel menecerlik yaptım. Bu işin karakterimle bağdaşmadığını gördüm gazeteciliğe başladım.

 

 

Osman Tanburacı: Barcelona'nın başkanı yok!

 

Galatasaray'ın parlak yıllarında Barcelona takımı geldi. İki kıta ortasında muhteşem bir ada… Bir taraf Asya, öte taraf Avrupa, İspanyollara kafayı yedirteceğiz… Bayıldılar, bir süre de anlayamadılar. Masaya oturduk, açış konuşması yapacağım yanımdaki İspanyol'a eğildim; 'Kulüp Başkanınız hangisi' diye sordum. Adam hayretle yüzüme baktı… Tekrar sordum, söz vereceğim dedim… Adam güldü, o seksen yaşında buralara gelmez ki İspanya'da şatosunda oturuyordur, dedi… Peki dedim; ikinci başkan? O da gelmezmiş… Futboldan sorumlu Ergun Gürsoyunuz da mı yok dedim… Kafasını iki yana salladı. Yöneticilerin ne işi var burada diye söylendi!... Masanın etrafında da en az on kişi var. Bunlar kim o halde dedim. Adam başladı tanıştırmaya; Don Fermando, Scolarani, Fedimende, Hayala… Meğer hepsi profesyonel yöneticiymiş. Maaşlı adamlar yemek yediler, yöneticiler İspanya'da televizyondan seyretti. Bir de bizimkilerini düşündüm. Sebilhane bardağı gibi dizilirler vallahi!... Sene 1997 falan… Gelen heyette kulüp başkanı yoktu. Hepsi profesyonel yöneticiydi. On sene önce!...

 

Ogün Altıparmak: Üç kardeş üzerime saldırdı

 

Futbol hayatımın yanında üniversiteyi de beraber yürütüyordum. Futbol oynarken antrenörlük kurslarına yazıldım. İngiltere'de bu işin eğitimini de aldım. Futbolu bıraktıktan sonra Giresunspor'a antrenör oldum. Bir maçta 2-0 galibiz. Oyuncu değiştireceğim. 2 gol atan takım kaptanı; "Ali girmesin, Veli girsin" dedi. Saha kenarında bana baskı yapmak istedi. "Takım kaptanısın işine bak" dedim. 'Ben oynamam' dedi. Derhal takım kaptanını aldım oyundan başkasını soktum. Üç tane kardeşi tribünden atlayıp üzerime saldırdı. Teknik direktörlüğü bıraktım. Ticarete atıldım. 1968'de Amerika'da futbol oynadım. O sistemi gördüğümde adamların sporda neden ileri gittiğini anladım. Ben hiçbir zaman göreve talip olmadım her zaman bana görev verdiler. Rahmetli Özal, Anavatan Partisi'nin Kadıköy İlçe Başkanlığı'nı bana verdi...

(Osman Tanburacı oradan laf atıyor: Lütfen spora siyaset karıştırmayalım)

 

Eleştirel dedikodular

 

Osman'a gıcık olurdum

Sanlı Sarıalioğlu: Osman ile aynı sütunlarda yazmak çok keyifli. Ben aslında Osman'ı tanımazdım. Kendisine de çok önceleri "gıcık" olurdum. Televizyonda gördüğümde ne gıcık bir adam derdim. Tanıdım bayıldım. Kalbi çok saf, temiz, çok cici bir arkadaşımız. Ona her şeyi rahatlıkla söyleyebiliyorum. Alınmıyor, o da benim samimi olduğumu biliyor. İyi ki Osman ile aynı gazetede çalışıyoruz. Ogün bugün Sanlı dün

Osman Tanburacı: Sanlı Kaptan'ı Beşiktaş'tan tanırım… Harika bir centilmendi, o kadar ki iki dakikada üç gol yiyecek ve Avrupa'dan elenecek kadar centilmen… Kızdırmak için ona hep Steagul Roşu maçını hatırlatırım. 'Yaw Sanlı dün…' diye başladım mı o anlar… Ogün Baba bugün de babacan. Tek kusuru Fenerli oluşu… Yabancı dili kuş dili olduğu için hep kanaryaca konuşuyor o yüzden pek anlaşamıyoruz!.. Sanlı Kaptan ve Ogün ağabey ile aynı yerde çalışmak beni çok mutlu ediyor. Bir de Erhan Müdür var, bir de Nurullah Bey kardeşim… Bir de… Yeteer! Yağcılarda inecek var!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Üç yazarın ortak görüşü:

 

En özgür gazete

 

33 yıldır bu işin içindeyim. Hayatımda en çok sütun santimi Yeni Şafak'ta buldum. Hiçbir sınırlama yok. Beşiktaş'ın yanı sıra başka spor dalları hakkında da yazabiliyorum. Bu benim için çok büyük bir keyif. Tek bir sıkıntım var o da Osman Tanburacı! Onunla ilgili yazı yazmak istiyorum. Bundan sonra Tanburacı'ya ayrı bir sayfa açacağım. Vallahi Osman'ı her gün yazsan bitmez(!) Adamın her lafı kahkaha… O küçük çenesi laf ebesi… Çok kafa barıştırıyoruz. Bir insanın severek işe gelmesi vardır. Yazıyı yazdıktan sonra ertesi günü sabırsızlıkla beklemesi vardır. Heyecanları içtenlikle yaşıyorum. Son derece mutluyum. İşin sevindirici tarafı da 16 kişilik servisin çoğu Beşiktaşlı. Oraya da bir siyah beyaz köşe yapacağız.

 

Sanlı Kaptan çok haklı. Onlar 9 kişi. Oraya bir köşe ayıracağız, köşeye sıkışıp kalacaklar! Onlar dünyaya açılamazlar. Galatasaray kelle başı az olabilir ama kalite olarak çok. Her şeyin kıymeti, nedretindedir. Az oluş kıymetlidir. Şaka bir yana, Yeni Şafak'ta olmaktan gerçekten mutluyum. Başka gazetelerde kulüp yöneticilerinin baskısı vardır. Nasıra bastın mı müdüre şikayet ederler. Erhan Köknar müdürüm delikanlıdır. Yöneticiye pabuç bırakmaz. Bilir ki bu kadrodan yalan haber de çıkmaz! Yeni Şafak'ta sabah rüzgarı gibi özgürüm. İstediğimi yazıyorum. Hakaretim yok, yalanım yok, eh çevrem de çok haber ayağımıza geliyor, gelmezse biz habere gidiyoruz… Mesai arkadaşlarımdan son derece memnunum. Yeni Şafak'ın başarısı da buradan geliyor. Aile ortamı var, bir güzellik, bir sarmaş dolaşlık var.. En büyük zevkim de iki Fenerli Fehmi Koru ve Ali Bayramoğlu ile lacivert renkli sohbetler… Hep birlikte ayda bir de fasıl yapıyoruz, çalıp söylüyoruz; Kanaryam güzel kuşum, Cim Bom'a vurulmuşum…

 

Yeni Şafak Gazetesi'ne girdiğim zaman oradaki aile ortamı beni mutlu ediyor. Spor servisine geldiğimde de oradaki çocukları kendi çocuğum gibi görüyorum. Yazdıklarımıza hiç müdahale edilmemesi çok güzel bir durum. Ben özgürüm…

Yenisafak

 

 

 


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 202

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >

Kullanıcı Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazetelerin Birinci Sayfası

Arşiv

0-9 A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Arşivde Ara