Perşembe, 03 Temmuz 2008
Anasayfa arrow Siyaset arrow 'Alt Kümeye Çekmeye Çalışmayın' arrow Haberler arrow SİYASET 

Büyük FontBüyük FontKüçük Font
HEPSI |0-9 |A |B |C |Ç |D |E |F |G |Ğ |H |I |İ |J |K |L |M |N |O |Ö |P |R |S |Ş |T |U |Ü |V |Y |Z

Arşiv Haberler SİYASET

'Alt Kümeye Çekmeye Çalışmayın' PDF Yazdır E-posta
Salı, 13 Mayıs 2008

Rating 1.0/5 (1 vote)

'Alt Kümeye Çekmeye Çalışmayın'Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin saygınlığını korumayı dert edinenlerin asıl yapması gereken şeyin, demokrasiyi müdafaa etmek olduğunu belirterek, ''Zira demokratik olmadan, evrensel değerleri özümsemeden saygın olamayacağımızı bilmeliyiz'' dedi.

Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, son günlerde silahlı kuvvetlerin terör örgütüne yeni darbeler vurduğunu, bu arada 6 kahraman evladımızın şehit olduğunu söyledi. Şehitlerin isimlerini ve memleketlerini okuyan Erdoğan, 'Millet olarak birliğimiz, bütünlüğümüz uğrunda şehit olan bu gencecik fidanlarımız anneler günü gibi manidar bir günde ebediyete uğurlandılar. Yürekleri yanan anne ve babalarına Allah'tan sabır ve metanet diliyorum. Gazilerimize acil şifalar temenni ediyorum. Şehitlerimizin cenazelerinde Türkçe ve Kürtçe yakılan ağıtlar, terör örgütünü yuhalayan on binler her şeyi anlatıyor' dedi.

'TERÖR ÖRGÜTÜ YALNIZLAŞIYOR'

Erdoğan, içeride olduğu gibi dışarıda da terör örgütünün tecrit olduğunu ve yalnızlaştığına işaret ederek, 'Terör, bir hak arama değildir. Terörün mazereti de olmaz, olamaz. Bunu herkes anlamıştır. Terör örgütünün insanlık dışı yüzünü artık herkes tanımıştır. Terörü kendilerine yol olarak seçenlerin de artık bu gerçeği anlama zamanı gelmiştir. Bu yolla gidilebilecek hiçbir yer yoktur. Terör ve teröristleri herkes ülkemizde de dünyada da terk etmeye başlamışlardar. Ya terör örgütü de bu yolu terk edecek ya da bu yolda terk edilecektir. On yıllardır yürekleri yakan bu ateş, sarsılmaz kardeşlik bağlarımızda, birlik ve beraberlik ruhumuzda sönecektir. Eşit vatandaşlar olarak bir ve bütün olacak, birlikte kenetlenerek ortak geleceğimize hep birlikte yürüyeceğiz. O gelecekte her birimiz için daha çok refah, özgürlük, demokrasi vardır. Terör tuzağına düşen gençlerimiz temenni ediyorum ki akıl ve vicdanrlarını terör örgütüne rehin bırakmayacak, geç olmadan uyanacaktır. Bütün kurum ve kuruluşlarımız bataklığı kurutmak için her türhlü tedbiri almaktadır. Önümüzdeki günlerde GAP bölgesine yönelik ekonomisi ve kalkınması için atacağımız adımları paylaşacağız' diye konuştu.

'DEMOKRATİK İŞLEYİŞİN ZAAFA UĞRAMISINDAN MEDET UMAN SİYASİ PARTİLER BUNU DÜNYAYA ANLATAMAZLAR'

'Bazı siyasetçiler Türkiye'den dünyaya ne yazik ki yanlış fotoğraflar yansıtıyor' diyen Erdoğan, CHP ve MHP'nin, AK Parti hakkında açılan kapatma davası sonrasında AB ve Avrupa ülkelerinden gelen açıklamalara tepki göstermisini eleştirdi.

Erdoğan, 'Olup bitenleri çağdaş dünya, uluslararası toplum fark etmeyecek, görmeyecek sanıyorlar. Oysa artık hiçbirşey sınırlar, ülkeler içinde kalmıyor. CHP lideri ve sözcülerinin son dönemdeki beyanları dünyanın ve Türkiye şartlarını okumaktan ne kadar aciz olduklarını bir kez daha gözler önüne sermiştir. Demokratik işleyişin zaafa uğramasından medet uman siyasi partiler, kendilerini milletimize de dünyaya da anlatamazlar. Biz bugüne kadar hep demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan cumhuriyetimizin çağdaşlaşma hedefleri doğrultusunda içerde ve dışarda, Türkiye'de ve dünyada demokratik değerleri savunduk. Dünyaya açık bir demokrasi ve dünyaya açık bir ekonomi diyerek bu noktaya geldik. Demokratik istikrarın önemini vurgulalayak bu noktaya geldik. AB üyeliği cumhuriyetimiz çağdaşlama ideallerini temsil ettiği startejik bir hedef olarak belirledik' dedi.

Erdoğan, 3 Kasım 2002'den beri Türkiye'nin, siyasette ve bunun devamı olarak ekonomide istikrar ortamını yakaladığını ifade ederek, demokratik istikrarın; siyasetin toplumu, toplumsal dinamikleri kavrayabildiği, toplumsal talep ve beklentileri siyasi alana taşıyabildiği ölçüde mümkün olabileceğini söyledi.

Erdoğan, AK Parti'nin, Türkiye'de siyasi istikrarın ve siyasi istikrarın tabii uzantısı olan ekonomik istikrarın temsilcisi, garantisi olma vasfını sürdürdüğünü belirterek, 'AK Parti'nin oy haritası, bu oy haritasının ifade ettiği toplumsal destek, hem siyasi hem de toplumsal anlamda mevcut demokratik istikrarın en açık, en bariz göstergesidir' diye konuştu.

Türkiye'de siyasi ve toplumsal istikrarın bozulduğu dönemlerin, olağan demokratik sürecin zaafa uğratıldığı ya da uğratılmaya çalışıldığı dönemler olduğunun altını çizen Erdoğan, 'Ne yazık ki Türkiye'de menfaatini istikrarsızlıkta gören, çıkarlarını kriz sayesinde koruyan, normal demokratik siyasi süreçlerde varlıklarını sürdüremeyen siyaset içi ve siyaset dışı aktörler her zaman varolmuştur.

Oysa siyasi aktörlerin esas sorumluluğu, olağan demokratik süreçleri muhafaza etmektir. Aksi takdirde, siyasi alanda yaşanacak daralmadan bütün siyasi aktörler nasibini alır. Siyasetin topyekün güç kaybetmesinden medet uman siyasi aktörler, kendi bindikleri dalı kesmiş olurlar. Siyasetin zayıflaması, siyasi alanın daralması ise bütün siyasi aktörleri zaafa düşürür, hepsinden önemlisi millet iradesini zayıflatır'' diye konuştu.

Erdoğan, Türkiye'nin, sorunlarını, kendi iç dinamikleriyle aşmaya muktedir olduğunu ifade ederek, bunun için gerekli siyasi birikim ve demokratik olgunluğa da sahip bulunduğunu söyledi. Bu süreçten, demokrasi ve hukuk sistemini daha da güçlendirerek çıkmayı başaracaklarını ifade eden Erdoğan, şöyle dedi:

''Ancak, şunu unutmamalıyız ki Türkiye, dünyanın dışında değildir ve dışında da kalmamalıdır. Bugün Avrupa'da, Ortadoğu'da ya da dünyanın başka ülkelerinde yaşanan gelişmelere nasıl biz Türkiye ve Türk siyasetçileri olarak kayıtsız kalamıyorsak, dünya ülkelerinin de Türkiye'ye kayıtsız kalmalarını bekleyemeyiz.

Herşeyden önce aynı dünyada yaşıyoruz. Atatürk'ün veciz ifadesiyle 'Aynı apartmanda yaşayan komşular' gibiyiz. Özellikle çağdaş dünyanın parçası ülkeler ve milletler olarak geliştirdiğimiz tarihi, insani, siyasi ve ekonomik ilişkiler, paylaştığımız demokratik değerler ve hedefler sebebiyle birbirimizden etkilenmeyeceğimizi düşünmek gerçekçi değildir. Öyle olsa aynı uluslararası kurum ve değerler etrafında buluşmamız en başından mümkün olamazdı.

Niçin NATO'da birlikteyiz ? Niçin şu anda AB sürecinde beraberiz ? Niçin BM'nin içindeyiz ? Nasıl olacak da siz kendinizi bunların dışında tutacaksınız ? Niçin beyefendi siz, Sosyalist Enternasyonalin içindesiniz ? Neden oralara girdiniz? Bu gerçeği reddetmek, bütün modernleşme ve çağdaşlaşma tarihimizi inkar etmek demektir. Önemli olan, dünyadan gelen değerlendirmeler işimize gelmediği, hoşumuza gitmediği zaman bunlar ilk kez oluyormuş gibi tepkiler vermek yerine, kendimizi ve Türkiye'yi doğru anlatmaya çalışmaktır.''

Erdoğan, muhalefet partilerinin kendileri dışında herkesi ters istikamette gitmekle suçladıklarına işaret ederek, Batı kurumlarından gelen eleştirilerden rahatsız olunmasının sebebini ise şöyle açıkladı: 'Geçmişte dünyadan uzak, dünyaya kapalı, kendi içine dönük bir Türkiye vasatında rahatça yürüttükleri kriz siyasetinin deşifre olmasıdır.''

Bu siyasetçilerin demokratik olmayan yaklaşımlarının su yüzüne çıktığını savunan Erdoğan, ''Siz, hem AB'ye katılım müzakereleri yürütecek, uyum çalışmaları yapacaksınız, hem de gelen değerlendirmeleri, 'Siz kendi işinize bakın' diyerek karşılayacaksınız. Böyle bir çarpıklık olabilir mi?'' dedi. Türkiye'nin bu tür tartışmalara ve eleştirilere konu olmasının rahatsız edici olduğunu kaydeden Erdoğan, ''Bundan hoşnut olmak mümkün mü? Ama bu durumun nedenleri üzerinde düşünmek herkesten önce biz siyasilerin sorumluluğu olmalıdır. Türkiye artık kabını aşmıştır'' diye konuştu.

'TÜRKİYE'Yİ ALT KÜMEYE ÇEKMEYE ÇALIŞANLAR VAR'

Erdoğan, kendine özgü demokrasi, kendi içine kapalı ekonomi, kendi çapında dış ticaretin artık mümkün olmadığına dikkat çekerek, AK Parti'nin, Türkiye'yi Avrupa ligine, dünya ligine taşıma mücadelesini verirdiğini, birilerinin ise hala Türkiye'yi alt kümeye çekmeye çalıştığını kaydetti.

Erdoğan, muhalefet partilerinin siyaset anlayışlarının Avrupa'da yer bulamayacağını belirterek, 'Artık bu durumu görmeniz lazım. Siz bu siyaset tarzıyla, demokrasi anlayışıyla AB'ye de üye olamazsınız, Avrupa standartlarına uyum sağlayamazsınız ve çağdışı olarak yola devam edersiniz, durumunuz budur. Türkiye eğer AB'ye üye olacaksa, önce bu demode olmuş muhalefet anlayışını gözden geçirmelidir' dedi.

'MESELE, GÖNÜLLERDE İKTİDAR OLABİLMEKTİR'

Türkiye'de muhafet partilerinin AB standartlarının gerisinde kaldığını ifade eden Erdoğan, ''Ama bakıyorsun muhalefetin lideri ne diyor; 'Biz 30 yıl önce neysek, bugün de oyuz' Eh, güzel...O zaman sen, aynı yerde patinaj yapmaya devam et. Aynı yerde patinaja devam et. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da benim milletim sana iktidar yolunu açmayacaktır. Ee, ne yapacaksın? Kendi partinde bile iktidar olamazsın. Nasıl olacaksın, işte yüzde 20 baraj koyacaksın öyle olacaksın. Türkiye'de de yüzde 10 barajını eleştireceksin. Mesele şu; gönüllerde iktidar olabilmektir. Eğer insanınızın gönlüne girebiliyorsanız, orada iktidarı oluşturabiliyorsanız, benim milletim vefakardır, cefakardır seni de gelir iktidara taşır. Çalış, dürüst ol, muhabbet sahibi ol, bak bu millet seni de iktidar yapar. O zaman senin de olur'' dedi.

Erdoğan, AB'ye yapılan itirazın, Türkiye'nin haysiyetini, itibarını korumaya dönük bir itiraz olmadığını belirterek, ''Bu itiraz, laikliği korumaya dönük bir itiraz da değildir. Çünkü, AB'nin laiklik karşıtı olduğunu söylemek, akla ziyan bir hezeyandır. AB, zaten demokratik laik değerlerin kurumsallaşması demektir. Biz bu değerleri savunduğumuz için Cumhuriyetimizin temel yönelişi olarak AB'ye tam üyelik yolunda kararlılıkla ilerliyoruz' diye konuştu.

Türkiye'nin saygınlığını korumayı dert edinenlerin asıl yapması gereken şeyin, demokrasiyi müdafaa etmek olduğunu vurgulayan Erdoğan, ''Zira demokratik olmadan, evrensel değerleri özümsemeden saygın olamayacağımızı bilmeliyiz'' dedi.

Erdoğan, demokrasinin evrensel standartlarını Türkiye'ye ve Türk milletine layık görmeyenlerin, Türkiye'nin saygınlığını koruyamayacağını, bilakis zedeleyeceğini söyledi. Erdoğan, ''Onun için ana muhalefete diyorum ki gelin mugalatayı bırakın; bu kafa karışıklığından kurtulun, zihinleri bulandırmaktan vazgeçin. Türkiye'yi her alanda daha da ileri götürecek bir siyasi rekabet içinde ülkemizin, insanlarımızın geleceğine birlikte katkı yapalım. Yoksa, bu boş tartışmalarla Türkiye'ye zaman kaybettirmekten başka hiçbir şey elde edemeyeceğimiz açıktır. Bunu da böyle bilin'' şeklinde konuştu.


Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 179

Bu yazıya ilk yorumu yazın
RSS yorumları

Yorum yaz
  • Lütfen yorumunuzun yazının konusu ile alakalı olmasına dikkat edin.
  • Kişisel hakaret içeren yorumlar silinecektir.
  • Reklam amaçlı yorumlar silinecektir.
  • 'Gönder' düğmesine basmadan önce yeni bir güvenlik kodu üretmek için tarayıcınızın *Yenile* düğmesine basın.
  • Yukarıdaki durum yanlış güvenlik kodu girildiği durumlarda geçerlidir.
İsim:
E-posta:
Web sayfası:
Başlık:
BBCode:Web AddressEmail AddressBold TextItalic TextUnderlined TextQuoteCodeOpen ListList ItemClose List
Yorum:



Güvenlik kodu:* Code
Ek yorumlar konusunda bana e-posta aracılığı ile ulaşılmasını istiyorum.

 
< Önceki   Sonraki >

Kullanıcı Giriş Formu






Kayıp Parola?
Hesabınız yok mu? Kayıt Ol

Gazetelerin Birinci Sayfası

Arşiv

0-9 A B C D E F G H I J K L M N O P Q R S T U V W X Y Z

Arşivde Ara