Kafama takılan birtakım sorular var, izninizle onları sizinle paylaşayım, 1. Allah kelimesinin kökeni nedir? Hz. Adem dünyaya ilk indirildiği sırada ağzından çıkan ilk söz ve’l-hamdü lillâhi Rabi’l-âlemîn olmuştur. O sıralarda da “Allah” ismiyle mi hitap ediliyordu Yüce Yaratıcıya?
Eğer öyle ise, şimdi neden ehl-i kitap sahipleri Allah demiyor?
Hristiyanlar, Museviler neden Allah diye hitap etmiyor? Ayrıca birçok
rivayette diğer bütün peygamberlerin Allah sözünü kullandığı görülür.”
(Taha İpek.) “Allah” lafzı özel isimdir, sadece Allah için söylenir ve
Allah’a aittir. Kutsal olarak inanılan ve tapınılan hiçbir puta ve
batıl mabuda bu isim verilmez, verilmemiştir. Mesela, Tanrı, Huda, Rab, İlah birer cins isimdir, bunların Tanrılar,
hudayan, erbab ve âlihe gibi çoğulları olur ama “Allah” lafzı için
“Allahlar” gibi bir şey söylenmez ve söylenmemiştir. Elmalılı Hamdi
Yazır “Bismillah”ın tefsirinde “Allah” lafzı üzerinde sayfalar dolusu
açıklamalarda bulunur. “Yahudiler ve Hristiyanlar “lâha” derler, Arap
bu lafzı alıp tasarruf ederek “Allah” demişler” naklini yapar. Bu arada Arapça dil bilginleri arasında çok farklı açıklamaları ve
yorumları verir. Daha sonra da başta Râzî olmak üzere meşhur ve muteber
tefsir âlimlerinin, “Lâfza-i celal, Allah Teâlâ için bir alem isimdir,
bir başka kelimeden türetilmiş değildir” hükmüne varır ve kendisi de bu
kanaatini dile getirir. Allah’ın zatı bütün isimlerden ve sıfatlardan öncelikli olduğu gibi,
ismi de öyledir. “Allah, mabud olduğu için Allah değil, Allah olduğu
için Allah’tır” cümlesinde, Allah ibadet edilen bir varlık olduğu için
değil de, Allah olduğu için Allah olmuştur, hakikatine parmak basar.
Yani insanlar Allah’ı Mabud olarak, ibadete layık olan tek varlık
olarak tanısın tanımasın Allah zatında Mabud’dur; O’na her şey ibadet
ve kulluk yapmakla borçludur. Bu açıdan “Allah” lafzı başka bir dilden alınmış ve türetilmiş
değildir; dil açısından ismi de zatı gibi ezeliyet perdesi/peçesi
içindedir. Allah’ın kendisi ezeli olduğu gibi ismi de ezelidir. Yani
Allah’ın varlığı hiçbir varlığın varlığına muhtaç olmadığı gibi, ismi
de öyledir. “Allah” lafzının Kur’ân inmeden önce de Araplar arasında
var olduğu biliniyor ve bu husus bazı âyetlerde belirtiliyor. Allah
lafzı Hazret-i İsmail’den beri bilindiğine ve kullanıldığı gibi, ondan
binlerce sene önce yaşamış olan Ad ve Semud kavimlerinde ve ilk
peygamberler tarafından da biliniyordu. Sizin de soruda söz ettiğiniz gibi Tirmizi’de yer alan ve Ebu
Hüreyre’nin rivayet ettiği bir hadiste Peygamberimizin “Allah Teala,
Hz. Adem (a.s)’i yarattığı ve ruh üflediği zaman, Adem hapşırdı ve
elhamdülillah diyerek, izni ile Teala’ya hamd etti” buyurduğu haber
verilir.1 Demek ki, Hz. Adem’in ilk sözü “Elhamdülillah” olduğuna göre, Allah’a
hamd henüz Cennette iken başlamış oluyor. Bazı rivayetlerde Cennet’in
kapısında “Lâ ilâhe illallah” cümlesinin yazıldığı yer aldığına göre,
Allah lafzı insanlıktan önce de vardı ve mevcuttu. Yahudiler’in ve Hristiyanlar’ın “Allah” lafzını kullanmamalarının
temelinde, onların birinci derecede tevhid inancından uzak düşmeleri;
birisinin Allah’ı kendi milletlerinin özel bir mabudu olarak görmeleri,
diğerinin de teslis/üçlü ilah inancına düşmeleri gibi etkenler sebep
olmuştur. Zaman içinde Tevrat ve İncil diğer dinlere tercüme edildiği,
tarihi seyri itibariyle bir hayli tahrifat ve değiştirmelere tabi
tutulunca “Allah” lafzı da bu arada ihmal edilmiş ve unutulmuş olsa
gerektir. Diğer sorularınızı da önümüzdeki günlerde cevaplamaya
çalışalım. 1. Tirmizî, Tefsir, Muavvizateyn (3365).
Bugün Bu yazıyı web sayfanızda alıntılayın | Görüntüleme sayısı: 369
|