12
askerin şehit olduğu Dağlıca saldırısıyla ilgili orduda tüm birimlere
önceden istihbarat gönderildiğine ilişkin haber ve haberin Genelkurmay
tarafından doğrulanması, Dağlıca olayını yeniden gündeme getirdi.
Genelkurmay açıklamasında Taraf Gazetesi'nin yayınladığı belge
doğrulanırken, “Alınan duyumların değerlendirilerek istihbarat haline
getirilmesi ve eylem ikazı olarak yayımlanması, Türk Silahlı
Kuvvetleri'nde kullanılan standart bir uygulamadır. Nitekim, söz konusu
ikazla birlikte, bölgedeki birliklerde emniyet tedbirleri artırılmış ve
Dağlıca'da konuşlu unsurlarımız gerekli tepkiyi göstererek, hain
saldırının asıl amacına ulaşmasını engellemişlerdir” cümlesi dikkat
çekti.
21 Ekim 2007'de gece yarısı Dağlıca
Taburu'na yapılan PKK saldırısında 12 asker şehit oldu, 16 asker
yaralandı, 8 asker ise PKK tarafından kaçırıldı. Dağlıca saldırısı,
meydana gelen kaybın büyük olması, olay öncesinde ve sırasında çeşitli
ihmallerin yaşandığı iddiaları, askerlerin kaçırılması ve yaklaşık iki
hafta sonra DTP'li milletvekillerinden oluşan bir heyete teslim
edilmesi ve askerle ilgili dava gibi nedenlerle kamuoyunda ve basında
yoğun tartışmalara konu oldu.
PKK tarafından kaçırılan 8 asker,
TSK'ya teslim edilmelerinin ardından tutuklanarak askeri cezaevine
konuldu. “Memuriyet görevinin gereklerine aykırı hareket etmek”, “emre
itaatsizlikte ısrar” ve “yurt dışına firar” suçlarından Van Askeri
Mahkemesi'nde yargılanan askerler, 2 Şubat 2008'de tahliye edildiler.
ÖNLEM ALINMADI MI?
Olayın ardından hakkında çeşitli
iddialar gündeme getirilen Dağlıca Tabur Komutanı Yarbay Dirik, Mayıs
ayında görevinden alındı. Dirik'e baskından 15 gün sonra İkinci Ordu
Komutanı tarafından plaket verildiği ortaya çıktı.
Yarbay Dirik ve taburda görevli diğer
rütbeliler hakkında, sanık askerlerin avukatları tarafından yapılan suç
duyurusunda ise, şu iddialarda bulunuldu: “Ramazan Yüce, 12 Haziran'da
saldırı için 'suya gidiyoruz' ifadesini kullanan teröristlerin, 20
Ekim'de yine aynı ifadeyi kullandığını telsizden saptadı ve bunu
üstlerine bildirdi; ancak rütbeliler, 'Bir şey olmaz' yanıtıyla önlem
almadılar.
SADECE İKİ RÜTBELİ VARDI
Hakim tepelerdeki 24 mevzide sadece 8
asker bulunduğundan, uçaksavar ve MK19 silahları, teröristlere karşı
kullanılamadı. Olaydan önce, dinleme ve kestirme cihazındaki ses
kayıtları ile termal kamera görüntülerinden saldırı olabileceği
anlaşıldığı halde, gerekli önlemler alınmadı. Dağlıca Tabur
Komutanlığı'ndan gelen belgelere göre, saldırının meydana geldiği Keri
Tepe Üs Bölgesi'nde bir astsubay dışında sadece er ve erbaşlar
görevliydi. Meri Tepe Üs Bölgesi'nde ise sadece iki rütbeli vardı.
Olayın olduğu gece, üs bölgesinden Cobra tipi helikopter talebinde
bulunuldu, ancak Yarbay Dirik, talebi uygun görmedi.”
Dirik görevden alınmıştı
Genelkurmay'ın belgeyi 'gerçek'
olarak nitelendirmesi ve birliklere daha önceden uyarı yapıldığını
belirtmesi, Dağlıca baskını sırasında Tabur Komutanı olan Yarbay Onur
Dirik'e ait açıklamaları yeniden gündeme taşıdı. Youtube'da Dağlıca
Komutanı Dirik'e ait olduğu söylenen ses kaydında, 'soruşturmanın
derinleşmesi durumunda kendisinin ve bölük komutanının görevden
alınması gerektiği' ifade edilmişti. Ses kaydında Yarbay Dirik olduğu
iddia edilen şahıs, Dağlıca baskınıyla ilgili önemli ayrıntılar
verirken, 'Eğer bu konudaki suçluyu bulma konusunda detaylı bir
soruşturma yapılsaydı ben belki kurtarırdım paçayı. Çünkü hakikaten
eğiliyordum bu konu üzerine. Ama birileri paçayı kurtaramazdı kesin'
demişti.
ÖDÜL ALMIŞTI
Dağlıca basınında düğünde olduğu
söylenen ve hakkında Genelkurmay'a suç duyuru yapılan Tabur Komutanı
Dirik'e baskın sonrası 2. Ordu Komutanı Hasan Iğsız tarafından başarı
plaketi verildiği ortaya çıkmıştı. Dirik hakkında olay günü taburda
olmadığı, baskın olacağı bilgisinin önceden haber verilmesine rağmen
önlem almadığı, erleri el bombası olmadan 10 günlük nöbete gönderdiği
de iddia edilmişti. Dirik, ses kaydının Youtube'a düşmesinin ardından
Afyon'da konuşlu İkmal Komutanlığı Lojistik Şube Müdürlüğü'ne
atanmıştı.
Gizlilik vurgusu
Genelkurmay Başkanlığı'nın
açıklamasında Taraf Gazetesi'nin Dağlıca saldırısı ile ilgili iddiaları
doğrulanırken olayın kaynağıyla ilgili de ayrıntıya girildi.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından Dağlıca Saldırısı'na ilişkin
iddialara verilen cevaptaki bir bölüm dikkat çekti. Genelkurmay
açıklamasındaki en hassas nokta ise “Gizlilik dereceli askeri evrakın
sızdırılması ve basın yoluyla yayımlanması tamamen yasa dışı bir eylem
olup, konu yargıya intikal ettirilmiştir. Kurum içinde yapılan
araştırmada, mesajın nereden ve kimler tarafından dışarıya sızdırıldığı
tespit edilmiş ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlem
başlatılmıştır” bölümü oldu.
Aksaklığı görüp tedbir almak önemli
Prof. Dr. Mahir Kaynak:
“Herhangi bir yer de bir aksaklık olabilir. Genelkurmay Başkanlığımız,
'Biz bu aksaklığı gördük' diyor. Bu aksaklığın görülüp tekrarının önüne
geçmek için tedbir alınması önemlidir. 'Şu aksaklık olmuş' demenin bir
anlamı yoktur. Bu kadar az veriyle değerlendirme yapmak, gerçeğe
ulaşmak istemek yanlış olur. Yaptığımızın hepsi spekülasyon olur. Bizim
mümkün olduğunca ithamdan kaçınarak analiz yapmamız gerekir.”
Şüphelerin dağılması için şeffaflık gerekir
Gazeteci yazar Lale Sarıibrahimoğlu:
“Sistemde şeffaflık olmadığı vakit, o zaman ister istemez kuşku duymaya
başlarsınız. Daha önce Osman Pamukoğlu, verdiği demeçlerde bir takım
soru işaretleri yöneltti. Dağlıca baskınında en tepeye kadar
soruşturmanın yapılması gerektiğini söyledi. Asker kendisi kendi
yargılamasını yapıyor. Bu kurumları üçüncü bir mekanizma
denetleyebildiği zaman daha tatmin edici, şeffaf bir süreç işler. Diğer
bir çok olayda olduğu gibi bu olayda da şüphelerin dağılması için sivil
mahkemelerde yargılama yapılmalıdır ki, kamuoyu rahatlasın.”
Hangi kademeye kadar giderse, soruşturulmalı
Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu:
(Taraf'tan Neşe Düzel'e verdiği röportajdan) “Bu baskın zafiyet olmadan
olmaz. Uyanıklık yok. Tedbir yok. Orada birçok birlik, subay, komutan
var. Bir eksiklik, noksanlık, zayıflık olduğu ortada. Çünkü sonuç
ortada. Zaaf var. Bu nereye kadar gidiyor, hangi kademeye kadar
geliyor, bunun araştırılıp soruşturulması lazım. İhmal ve
tedbirsizliğin nereye kadar gittiği konusu araştırılmalı. Diyelim ki
bir eksiklik, noksanlık var. Üst kademeye bir defa 'Neden siz bunu
denetleyerek, kontrol ederek farkına varmadınız' diye sorarlar
Yenişafak