Gazetemiz - Gazeteler - Gazete ManÅŸetleri -
Haber Arama
Kategor :
Bdp Meclis Grup Toplantısı
BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, yaşanan yargı krizinin odağında mevcut darbe Anayasası'nın bulunduğunu belirterek, "Bugüne kadarki uygulamaları yapan yargı bağımsızdı ve tarafsızdı da, Erzincan Başsavcısı tutuklandığında mı yargı bağımsızlığını yitirdi? Ya da HSYK, Erzurum Savcısının yetkilerini elinden aldığı için mi yargı bağımsızlığını kaybetti?" dedi.
2010-02-23 17:04:45

BDP'nin bu haftaki Meclis Grup Toplantısı'nda konuÅŸmayı Genel BaÅŸkan Yardımcısı Gültan Kışanak yaparken, Genel BaÅŸkan Selahattin DemirtaÅŸ da Kışanak'ın konuÅŸmasını milletvekilleriyle birlikte dinledi. Yargıda yaÅŸanan krize iliÅŸkin deÄŸerlendirmelerde bulunan Kışanak, geçen hafta yaÅŸanan yargı krizinin, aslında Türkiye'nin derinden yaÅŸadığı sistem krizinin bir dışa vurumu olduÄŸunu ileri sürdü. Bu sistemin, toplumun demokrasi, özgürlük, barış, adalet, eÅŸitlik, sosyal refah gibi temel taleplerini
karşılayamadığı gibi kendi içinde çatışmalı hale gelerek artık toplumun sırtında bir taşınamaz kambur haline geldiÄŸini belirten Kışanak, halkın bu kamburu üzerinden atmaya, Cumhuriyeti demokrasi ile buluÅŸturmaya, devletçi Anayasa'yı gerçek anlamda toplumsal bir sözleÅŸmeye dönüÅŸtürmeye kararlı olduÄŸunu söyledi. Türkiye'de bir yargı sorunu, bir Anayasa sorunu, vesayet rejiminin yol açtığı bir sivilleÅŸme sorunu bulunduÄŸunu dile getiren Kışanak, bunların, Türkiye'nin gerçekleri olduÄŸunu ifade etti.
Kışanak ÅŸöyle konuÅŸtu:
"Peki, AK Parti hükümeti bu sorun alanları karşısında çözüm için ne yapmıştır? Åžikayetçi olmanın ötesinde hiçbir ÅŸey. Bu hükümetin derdi sorun çözmek deÄŸil, kendisini sürekli maÄŸdurmuÅŸ gibi gösterip, krizi oya çevirmek, kendi iktidarını korumak ve mevcut devletçi sistemin sahibi olmaktır. AK Parti'nin en iyi yaptığı ÅŸey maÄŸduriyet siyasetidir. Yoksa iktidarı boyunca Anayasadan ÅŸikayet edip de bunu deÄŸiÅŸtirmek için en küçük bir adımı dahi atmayan bir hükümetin tutumu baÅŸka nasıl yorumlanabilir? Sayın
CumhurbaÅŸkanı, Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi fırsatının kaçırıldığını söylüyor. Kim kaçırdı bu fırsatı? AK Parti hükümeti deÄŸil mi? Seçim sürecinde Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi vaadiyle halktan oy isteyen AK Parti, iktidara gelir gelmez, kendisinin hazırlattığı Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi taslağını bile rafa kaldırdı. Bugün yaÅŸanan yargı krizinin odağında aslında mevcut darbe anayasası bulunmaktadır."

"DARBE ANAYASASINI TAMAMEN DEĞİŞTİRMEYİ HEDEFLEMEYEN BİR YARGI REFORMU OLAMAZ"
Bugün dile getirilen 'yargının bağımsız ve tarafsız olmadığı, siyasallaÅŸtığı' yönündeki deÄŸerlendirmelerin doÄŸru olduÄŸunu belirten Kışanak, buna karşın bunun yeni bir durum olmadığını vurguladı. Türkiye'de yargı sisteminin, vatandaÅŸların temel hak ve özgürlüklerini korumak için deÄŸil, devleti halka karşı korumak üzerine kurulduÄŸunu öne süren Kışanak, halen çalışmalarını sürdüren ve son yargı krizinde tartışılmaya baÅŸlanan özel yetkili mahkemelerin de, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin görevini devraldığını
hatırlattı. Kışanak, demokratik hukuk çevrelerinin tüm ısrarına raÄŸmen, AK Parti hükümetinin bu mahkemeleri kaldırmadığı gibi, kendi çıkarları için kullanmaktan da geri durmadığını söyledi. Bu hükümet tarafından çıkartılan Terörle Mücadele Yasası'nın ikinci bir Anayasa gibi olduÄŸunun savunan Kışanak, mevcut Anayasa'da kısmen de olsa güvence altına alınan örgütlenme özgürlüÄŸü, düÅŸünce ve ifade özgürlüÄŸü, toplantı ve gösteri yapma hakkı, basın özgürlüÄŸü ve çocuk haklarının Terörle Mücadele Yasası tarafından
rafa kaldırıldığını belirtti. Kışanak, "Terörle Mücadele hukukuyla, güvenlik yasalarıyla bu ülke adeta yarı açık bir cezaevine çevrilmiÅŸtir" dedi.
SiyasallaÅŸan yargının zulmü altında feryat eden tüm muhaliflerin sesini kimsenin duymadığını kaydeden Kışanak, bugün 'yargı siyasallaşıyor' diye kıyamet koparan CHP'nin, yıllarca yargının bu hukuksuz, ideolojik, taraflı icraatlarını alkışladığını hatırlattı. Yargının siyasallaÅŸmasından yakınan AK Parti'nin de, bu yargı sistemi, toplumsal muhalefetin ensesinde 'boza piÅŸirirken gıkını çıkarmadığını' belirten Kışanak, "Bütün bunları yapan yargı bağımsızdı ve tarafsızdı da, Erzincan BaÅŸsavcısı
tutuklandığında mı yargı bağımsızlığını yitirdi? Ya da HSYK, Erzurum Savcısının yetkilerini elinden aldığı için mi yargı bağımsızlığını kaybetti? Bu ülkede milyonlarca insan ideolojik, bağımlı yargının maÄŸdurudur, bu gün yaygara kopartanlar da bunun destekçisidir. EÄŸer ÅŸimdi samimi olarak yargının siyasallaÅŸmasından ÅŸikayet eden varsa, bunu deÄŸiÅŸtirmek isteyen varsa biz her zaman destek vermeye hazırız. Ancak ÅŸunu çok açık olarak ifade ediyoruz ki, bu darbe Anayasasını tamamen deÄŸiÅŸtirmeyi, sivil,
demokratik, özgürlükçü ve çoÄŸulcu bir Anayasa yapmayı hedeflemeyen bir yargı reformu olmaz" ÅŸeklinde konuÅŸtu.

"HÜKÜMET VERDİĞİ SÖZÜ TUTMAZSA KİMSE BU NUMARAYI YUTMAZ"
Bugün yaÅŸanan kavganın merkezinde özgürlüklerin korunması, ülkede adaletin tesisi, hukuk devleti ilkesinin yerleÅŸmesi, maÄŸduriyetlerin giderilmesi olmadığını belirten Kışanak, ne yargının çıkışları ve duruÅŸunun demokratik bir hukuk devletini hedeflediÄŸini, ne de AK Parti'nin tutumunun demokratik bir yapının, sistemin geliÅŸtirilmesine hizmet ettiÄŸini ifade etti. Ergenekon soruÅŸturmasının sadece AK Parti'yi hedef alan darbe giriÅŸimleriyle sınırlı kalmasının önemli bir sorun olduÄŸunu dile getiren Kışanak,
12 Eylül darbecilerine dokunmayan, halka karşı iÅŸlenen suçları gündemine almayan bir soruÅŸturmanın, Türkiye'yi derin devlet geleneÄŸinden kurtaramayacağını bildirdi. Kışanak ÅŸu deÄŸerlendirmeyi yaptı:
"Bu yargılama sürecinin meÅŸruiyetini en fazla tartışmalı hale getiren de budur. AK Parti'ye karşı darbe giriÅŸimlerinin ötesine geçememektedir. Bunun siyasal sorumlusu da AK Parti'nin kendisidir. Oysa bu darbecilerin asıl hedefi toplumdur, bu ülkenin aydınları, demokratları, muhalifleridir. Bu yüzden Ergenekon soruÅŸturması eksik ve beklentilerin gerisinde yürümektedir. Bu noktada AK Parti'nin önünde de bir engel yoktur. Hükümet, yargı reformundan yeni Anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸine kadar demokratikleÅŸme adımlarını
hızla Meclis gündemine getirmelidir. EÄŸer Hükümet bu yönde verdiÄŸi sözleri tutmaz, yine kalkıp maÄŸdurlara oynarsa, bu saatten sonra kimse buna inanmaz, kimse bu numarayı artık yutmaz."
KCK operasyonu adı altında 14 Nisan 2009'da baÅŸlatılan siyasi darbe operasyonlarının halen her gün bir il ve ilçede devam ettiÄŸini anlatan Kışanak, BDP'ye ve bir bütün olarak Kürtlerin demokratik siyaset kurumlarına ve kadrolarına yönelik pervazsız saldırıların ardı arkasının gelmediÄŸini iddia etti. KCK operasyonu ve davasının siyasi bir dava olduÄŸunu savunan Kışanak, AK Parti'nin Kürt milletvekillerinin de, en demokrat geçinenleri de dahil olmak üzere, bu siyasi soykırımı onaylamaktan, propagandasını
yapmaktan geri durmadıklarını söyledi. AK Parti Diyarbakır Milletvekili İhsan Arslan'ın Diyarbakır'da yaptığı bir basın toplantısında, belediye baÅŸkanlarının tutuklanmasının abartıldığını söylediÄŸini hatırlatan Kışanak, Aslan'a, "Sizin vicdanınız, adaletiniz, demokrasi anlayışınız, bu kadar mıdır? Bu tür açıklamalarınızda, geçmiÅŸte iÅŸlenen faili meçhul cinayetleri hatırlatmayı da ihmal etmiyorsunuz. 'ÖldürmediÄŸimize ÅŸükredin' demeye getiriyorsunuz. Size naçizane bir önerimizdir. Bir daha bu halktan, ölümü
göstererek, tutuklanmaya, kelepçeye razı olmalarını isteme densizliÄŸine düÅŸmeyin" sözleriyle tepki gösterdi.

"ÇOCUKLARI TMK KAPSAMINDAN ÇIKARTACAK BİR DEĞİŞİKLİĞE DESTEK VERECEĞİZ"
Yargı krizi baÄŸlamında en fazla üzerinde durulması ve acil çözüm üretilmesi gereken sorunların başında Terörle Mücadele Kanunu maÄŸduru çocukların durumunun geldiÄŸini ifade eden Kışanak, Berivan isimli 15 yaşındaki çocuÄŸun Diyarbakır Cezaevi'nden gönderdiÄŸi mektubu okudu. Tutuklu diÄŸer çocukların duygularına tercüman olan mektuptaki satırların içlerini sızlattığını ifade eden Kışanak, hükümetin bu utanç tablosundan kurtulmak için biran önce adım atmak zorunda olduÄŸunu söyledi. Kışanak, "Çocuklarla ilgili
yasal düzenleme yapmayı, bir ÅŸantaj, bir pazarlık yöntemi olarak kullanmaktan vazgeçmelidir. Biz BDP olarak, halkı topyekün terörist ilan eden bu Terörle Mücadele Yasası'nın tümden kaldırılmasını öneriyoruz. Ancak, acil ve öncelikli olarak, çocukları TMK kapsamından çıkartacak bir deÄŸiÅŸikliÄŸi de destekleyeceÄŸimizi belirtmek istiyoruz" dedi.
Kışanak, 2 gün önce Türkiye'nin birçok yerinde 'dünya anadil günü' nedeniyle eylem ve etkinlikler yapıldığını hatırlatarak, UNESCO tarafından her yılın 21 Åžubat'ının, Uluslararası Ana Dil Günü olarak kutlandığına dikkat çekti. Türkiye'de onlarca kültüre ve dile dayatılan asimilasyon politikasının, bugün için artık her yönüyle deÅŸifre olduÄŸunu kaydeden Kışanak, Türkçe dışındaki tüm dillerin yasaklanmasının, Türkçe'ye de yapılmış en büyük hakaret olduÄŸunu savundu.

130
Yorum Ekleyiniz...
Adınız Soyadınız :
E-posta Adresiniz :
Başlık :
Yorum :
Güvenlik Kodu :

* Resimdeki kodu yazınız