Ama 'eyvah geldiler' diyorsanız, korku sizin ruhunuza işlemişse, işte o
ülke demokratik bir ülke olmaktan çıkmış demektir'' dedi.
Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Baykal, ekonomiyi
deÄŸerlendirdi. Kredi kuruluÅŸlarının son günlerde Türkiye'nin kredi
notunu artırdığına iÅŸaret eden Baykal, "Bugün Türkiye'ye ekonomik
tablonuz iyi diye referans veren kuruluÅŸlar, kriz öncesinde, dünyayı
krize sokan ülkelere de olumlu notlar vermiÅŸlerdi. Onlar baÅŸka iÅŸlerle
meÅŸguldür. İşsizlikte dünyanın ikincisi olmuÅŸuz, iÅŸyerlerimiz
kapanıyor, ekonomimiz küçülüyor, iÅŸler azalıyor, kredi kartları
ödenemiyor, Bu nasıl iÅŸtir diye sakın
düÅŸünmeyin. O iÅŸ ayrı bu iÅŸ
ayrı. Onlar kredilere bankalara bakar. Ekonominin acısını çekenler
onların ilgi alanı değildir" dedi.
Konuşmasında yargı krizine ve
eski kuvvet komutanlarının Balyoz darbe iddiası kapsamında gözaltına
alınmalarına deÄŸinen Baykal, "Son iki günde yaÅŸananlar Türkiye'de bir
ölçüde alışmaya baÅŸladığımız gidiÅŸatın temposunun çok yükseldiÄŸini ve
bu gidiÅŸin çok tehlikeli istikametine doÄŸru götürmekte olduÄŸu gerçeÄŸini
herkesin önüne koymuÅŸtur. Türkiye Cumhuriyet tarihi boyunca darbeler
yaÅŸamıştır, isyanlar yaÅŸamıştır. Çok acı travmalar yaÅŸamıştır. İlk kez
Cumhuriyet tarihinde yargı yargının karşısına hükümet
kararıyla
çıkarılmıştır. Kimse bir aldatmacaya alet olmasın. Bu olayların
arkasında sanmayın ki hukuk duyarlılığı içindeki hukukçular vardır. Bu
olay yargının siyasallaÅŸmakta olduÄŸunu göstermektedir. Bunun sonucunda
Türkiye'de ilk kez kuvvet komutanları gözaltına alınmıştır, ordu
komutanları gözaltına alınmıştır. Bir günde 21 amiral ve general, 27
subay, 49 TSK mensubu büyük operasyonla gözaltına alınmıştır. Bu kadar
büyük ve çarpıcı bir operasyon bildiÄŸim kadarıyla hiçbir demokratik
ülkede olmamıştır.
Türkiye'nin tarihinde olmamıştır. BildiÄŸim
kadarıyla herhangi bir baÅŸka demokratik ülkede, büyük olayların
yaÅŸandığı ülkeler dahil, böyle olaylar ortaya çıkmamıştır. FaÅŸizmden
demokrasiye geçen ülkelerde böyle bir tablo yaÅŸanmamıştır" diye
konuÅŸtu.
Demokrasi ve hukuk devletinin ön görülebilirlik rejimi olduÄŸunu kaydeden Baykal konuÅŸmasını ÅŸöyle sürdürdü:
"Yani sabaha karşı 04.00'da kapınız çalındığı zaman olsa olsa sütçüdür
diyebiliyorsanız demokrasi vardır. Eğer sabaha karşı 04.00'da 'Eyvah
geldiler' diyorsanız, korku sizin ruhunuza iÅŸlemiÅŸse, iÅŸte o ülke
demokratik bir ülke olmaktan çıkmış demektir. 49 kiÅŸi gözaltına alındı
dün. DoÄŸal olarak vatandaÅŸ soruyor niçin? Bunlar önümüzdeki aylar
içinde darbe yapacaklardı da, geleceÄŸe yönelik bir darbe uygulamasını
hayata geçirmek üzereydiler, ÅŸimdi elleri tutuldu, o nedenle
gözaltınalar mı diyoruz? Aklı
başında kimse, bu insanların böyle bir
darbe gerçekleÅŸtirme çabası içinde oldukları kanaatinde deÄŸil. Bunlar
ÅŸimdi deÄŸil, geçmiÅŸte güç ellerindeyken, geçmiÅŸte darbe yapmaya fiilen
giriştiler ve darbeyi yapamadılar bu anlaşıldı, ondan dolayı mı şimdi
onlara bu hesabı sormak üzere gözaltına alıyoruz? Bunlar geçmiÅŸte darbe
düÄŸmesine bastılar mı? 2003'te bu insanlar darbe projesini ortaya
koydukları zaman, bunu birilerinden mi sakladılar? Neymiş? Bir askeri
tatbikat vesilesiyle, aslında darbeye yönelik
bir proje ortaya
koymuşlar. 7 yıl boyunca neyi beklediniz? Her şey ortada. Resmi bir
tatbikat uygulaması. Açık bir olay var. O olay darbe hazırlığıymış.
Bunu sadece bu 49 kişi mi yapmış? Bunlar onu yaparken, bunların
amirleri neredeydi? Onların bakanları, başbakanları neredeymiş? Neyle
meÅŸgulüz, ne yapıyoruz? Bunun arkasında ne var? Önleyici tedbir almak
var mı? Hayır. GeçmiÅŸte gizli bir darbe organizasyonuyla ilgili hesap
sorma mı var? O zamanki komutanlar emekliye ayrılmışlar. Hesabı şimdi
mi soruluyor? 7
yıl geçmiÅŸ aradan, emekliye ayrılmış. Åžimdi birileri hangi ihtiyaçtaysa bu konuda bir dava kararı almışlar."
Son günlerde yaÅŸananların iktidarın parti kapatılmasına karşı gözdağı
verdiÄŸi yönünde algılamaları da beraberinde getirdiÄŸini belirten
Baykal, "Kimisi diyor ki parti kapatmaya karşı gözdağı veriliyor. Kendi
siyasi hesaplarınız için nasıl bunu gerçekleÅŸtirebilirsiniz? Bu kadar
ucuz mu? Åžimdi bu insanlar gözaltına alınmış. Niye? Darbeye
dönüÅŸtürülebilecek bir tatbikat yapmışlar. Sen darbe düÅŸüncesiyle
tatbikat yaptılar diye 7 yıl sonra hesap soruyorsun? Fiilen askeri
müdahaleyi gerçekleÅŸtirmiÅŸ olanlara
niçin harekete geçmiyorsun?
Bunlar kafalarının arkasında darbe düÅŸüncesi vardı diye 7 yıl sonra
insanlar gözaltına alınıyorlar.12 Eylül'ü himaye edip, gerçekleÅŸmemiÅŸ
bir darbe düÅŸüncesi diyerek, ne görevdeyken, nede ondan sonra
gerçekleÅŸtirmiÅŸlerdir insanları gözaltına alıyorsun. Biz Anayasa'nın
geçici 15. maddesini kaldıralım dedik. Bu bir hukuk süreci deÄŸildir.
Siyasal hesaplaÅŸma düÅŸüncesidir" ÅŸeklinde konuÅŸtu.
AK PARTİLİ VEKİL DOÄžAN'IN SÖZLERİNE TEPKİ
AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili Avni Doğan'ın '40 yıl onlar bizi
fiÅŸledi, ÅŸimdi biz onları fiÅŸliyoruz' sözlerine de tepki gösteren
Baykal konuÅŸmasını ÅŸöyle sürdürdü:
"Sözlerini okuyorum ve bu çerçevede düÅŸünmenizi istiyorum. Diyor ki:
'ArkadaÅŸlar
sakın ha oylarımızı azaltmayın. Biz birazcık tökezlersek, bu defa çok
kötü intikam alır. Oyumuz gerilerse, bu Ergenekoncular falan çok kötü
intikam alır. Yani burada intikam alma hakkını veriyor. Bizim bu
yaptıklarımızın bir cevabı olmalıdır ve bu cevabı birisi verir.' Kendi
kendine bunun hesabını bizden sorarlar. Çünkü sorulması gereken bir
hesap var demek istiyor ve ekliyor; 'Bu memlekette kimin kızının başı
örtülüyse hepsini fiÅŸlemiÅŸler, kim namazında oruç tutuyor hepsini
fiÅŸlemiÅŸler. Kim
yapmış bu işi? Bizim aramızda namazında niyazında
baÅŸörtülü orucunun tutan milyonlarca insan var. Kimin haddine bunu
fiÅŸlemek. VatandaÅŸ nasıl istiyorsa öyle yaÅŸar. İster başını örter ister
açar. Bak aramızda baÅŸörtülü kardeÅŸlerimiz var. Kim kimi fiÅŸliyor, ne
biçim laf bu? Diyor ki, 'Åžimdi biz onları fiÅŸliyoruz. 40 sene onlar
bize yaptı, inÅŸallah ÅŸimdi sıra bizde. Yapmaya çalıştığımız bu
arkadaÅŸlar' Bu olayın dürüstçe ifade edilmesidir. Burada geçmiÅŸte bize
yapıldı dediği işler kimsenin sindirebileceği işler
deÄŸildir. Bugün
yaşanan olayları hukuktu, demokrasinin işleyişiydi diye izah etmeye
kalkmasın, bunun altında bir hesaplaşma yatıyor. Ergenekon dediğin de
iÅŸte budur. Bugün Türkiye manzarasına baktığımız zaman, sanki
Türkiye'de darbe yapıldı. Duymadık, haberimiz yok. Ama bakınca hemen
içimizden gelen düÅŸünce, yahu bir darbe yapıldığı izlenimi."
Hükümetin bağımsız yargı konusundaki tavrını artık herkesin
görebileceÄŸi ÅŸekilde ortaya koyduÄŸunu ifade eden Baykal, "Bağımsız
yargı yerine, tarafsız yargı demeye çalışıyor. Bundan kastettiÄŸi de
ondan taraf olması. Herkesin ÅŸunu çok iyi bilmesi gerekiyor. Bağımlı
yargı hiçbir ÅŸart altında tarafsız olamaz, bağımlı çünkü.
Evrensel
insan hakları belgelerinde, hepsinde bağımsız yargı konuşuluyor.
Tarafsız yargı profesyonelliÄŸin gereÄŸidir. Bağımsız yargının içinde
tarafsız olmayanlarda olabilir. Yargı bağımlı ise, artık tarafsız yargı
demek ya bir cehalettir, ya da karşısındakini gerizekalı sanmasıdır"
dedi.
Özel yetkili mahkemelerin kapatılan Devlet Güvenlik
Mahkemeleri'nin yerine kurulduğunu hatırlatan Baykal, bunların
kaldırılmasını istedi. Baykal, "Hukuk sistemimizde bir süreden beri,
tam yetkili ağır ceza mahkemeleri, tam yetkili savcılık özel yetkili
ağır ceza mahkemeleri. Yargı bir bütündür. Özel yetkili olan var, özel
yetkisi olmayan var. Bu ayrımı yaptığınız zaman tereddüt girer. Bunun
arkasında DGM var. Bu DGM Türkiye'de genel ÅŸikayet hale gelmiÅŸti.
Kaldırıldı ama bu defa özel yetkili ağır ceza
mahkemeleri diye ayrı
bir kategori imar edildi. Türkiye'deki yargıyı zaafa uÄŸratan bu
sistemdir. Bir ülkede ihtisas mahkemelerine ihtiyaç olabilir.
UyuÅŸturucu konusunu inceleyecek mahkemeler olabilir. Terör davaları
için olabilir. Bu ihtisas mahkemesidir. Åžimdi özel yetkili dediÄŸiniz
zaman iÅŸ çığırından çıkıyor" dedi.
''ERZİNCAN BAŞSAVCISININ TUTUKLANMASI
Hükümetin hakim ve savcılara baskı yaptığını savunan Baykal, "DoÄŸrudan
doÄŸruya hükümet üyelerinin belli bir davaya yönelik etkisi var. Bir
Başbakan Yardımcısının Erzincan'da bir savcıya, soruşturmayı nasıl
götürmesine yönelik etki yaptığı ortaya çıktı. Kimse inkar edemiyor.
Sadece orada mı müdahale edildi. Burada gözü pek bir savcı çıktı. Peki
çıkmayan yerlerde ne oldu? Bu öyle bir savcı daha ince de JİTEM ile
ilgili iddiaların üzerine cesurca giden bir savcı. EÄŸer o savcı 2007
yılında o soruşturmayı
başlatmamış olsaydı bunlar onun başına gelir
miydi? İtham edilen suçların tümünün uydurma olduÄŸunu bilmeyen var mı?
Adam JİTEM'e karşı mücadelenin öncüsü. Åžimdi Ergenekon'un içine katmaya
çalışıyorlar. Suç imal ediliyorsa ve bunu hukuk adına yapıyorsanız
orada hukuk devletinden demokrasiden bahsetmek mümkün mü? Sen amacına
ulaÅŸmak için sadece dedikodu yapmıyorsun tuzak kuruyorsun, terkip
yapıyorsun. Devlet gücüyle bu yapılıyor. Böyle bir güçle her ÅŸey
yapılabilir. Böyle bir durumda kimsenin dokunulmazlığı
yoktur" diye konuÅŸtu.
KonuÅŸmasında Habur'da yaÅŸanan olaylara ve Hatip Dicle'nin açıklamasına
deÄŸinen Baykal, "Birisi de çıkıp diyor ki Habur'da hakimleri ayarladık.
Kimdi diyor İçiÅŸleri Bakanı, kime diyor DTP'nin eski Genel BaÅŸkanına.
Orada ne konuÅŸulduÄŸunu bize bir eski milletvekili söylüyor. Geçiyor mu
o gelenler denildiÄŸi gibi. Uygulama Türkiye'nin hukukuna aykırı mı?
Ortada bir ayarlamanın bulunduÄŸu anlaşılmıyor mu? Devletin bütün
yetkilileri orada, emniyet genel müdürlüÄŸü yetkilileri orada, İçiÅŸleri
Bakanlığı yetkilileri
orada. Peki Adalet Bakanlığı yetkilileri orada
mı? Ne arıyor Adalet Bakanlığı yetkilileri orada. Ayarlamayı kim
yapıyor. İçiÅŸleri Bakanı mı yapıyor? Delilin yerini imzasız ihbar
mektubu aldı. Gizli tanık aldı. İçinde bulunduÄŸu davanın sanığı olan.
Mahkemede hüküm giymiÅŸ olan insan gizli tanığa dönüÅŸüyor ve davanın
seyrini deÄŸiÅŸtirmeye çalışıyorlar. Kim bu cinayet iÅŸlemiÅŸ, yeÄŸenini
fuhÅŸa teÅŸvik etmiÅŸ, daha birçok pis iÅŸe bulaÅŸmış biri. Dursun Çiçek'le
buluştunuz mu diyorlar savcıya. İnsanlar kendi
masumiyetlerini
iknaya zorlanıyorlar.Oysa hukuk masumiyete dayanır. İddia sahibi
iddiasını ispata mecburdur.Bu gerçekten hepimizin ibret alması gereken
bir manzaradır" diye konuştu.
"HÜKÜMET YARGININ DOÄžRUDAN İÇİNE GİRMİŞ, GÖBEĞİNDE YER ALMIÅžTIR"
Hükümetin yargının içine doÄŸrudan girdiÄŸini savunan Baykal, ÅŸunları söyledi:
"Hele bu Erzincan soruÅŸturmasından sonra hükümet yargının göbeÄŸinde yer
almıştır. Aklı başında bütün hukukçular hükümetin yanlış istikamette
buraya battığını ortaya koymuÅŸtur. Bu tablo karşısında ÅŸu gerçeklere
dikkat çekmek istiyorum. Türkiye'de siyasi niteliÄŸi ağır basan davalar
yaÅŸandı. 12 Eylül dönemindeki kesintilerde olduÄŸu gibi. 12 Eylül'de
darbe oldu 100 gün sonra sanıklar yargı karşısına çıktı. MSP Genel
BaÅŸkanı tutuklandı, 7 ay sonra iddianame hazırlandı. Gelelim bugünkü
manzaraya. Ergenekon
davası 12 Haziran 2007 başladı. Yani 3 yıl
tamamlanmak üzere. Ergun Poyraz diye bir yazar var. 22 Temmuz 2007'de
tutuklandı hala tutuklu. Silahlı değil, neyle itham edildiği belli
deÄŸil. Bir kitap yazdı BaÅŸbakan hakkında çok ağır sözler içeren.
Kitapta bir sorun varsa ona göre harekete geçin. Ne oldu Ergenekon'dan
gözaltına alındı 3 yıldır tutuklu. Hala iddianamelerin sonu gelmiÅŸ
deÄŸil. Ucu açık iddianame kavramını Ergenekon'la gördük. Bu oluyorsa
her ÅŸey olur. Bu oluyor ve bunu hazmettirmeye çalışıyorlar.
Dalga
dalga insanlar tutuklanıyor. Pek çok insan neyle suçlandığını bilmeden
tutuklu kalıyor. Bu kadar büyük bir dava Ergenekon var diye yola
çıkıyor. Öyle bir ÅŸey olduÄŸuna dair hiçbir delil yok. 3 yıldır ortada
iddia var mahkumiyet yok. İddia ile mahkum ediyorsun. Hükümle deÄŸil.
İddia var, tutukluluk var, ölüm var ama hüküm yok. Kimse hakkında yok.
Böyle dava olur mu? Bu zülümdür, hukuk deÄŸildir. Kimsenin imtiyazı yok.
Herkes hesap verecek deniyor. Peki Sayın Başbakan sen hesabını
vermeyecek misin? Onların
dokunulmazlığı yok ama senin
dokunulmazlığın var. Mecliste 550 milletvekili var, 608 tane de fezleke
var. Adalet yok, hukuk yok. Sen istediÄŸin kadar nutuk at.
Söylediklerinin dirhem deÄŸeri olmadığını millet gözünün içine baktığı
an fark ediyor. Bu milletin dürüst onurlu savcısı en ağır ÅŸekilde
cezalandırılmak isteniyor. Bu gidişi bakınca nerede duracak diye herkes
soruyor. Bilerek kavga gerilim tırmandırılıyor."
Konuşmasında
hükümeti hesap vermeden kaçmaya çalışan müÅŸterilere benzeten Baykal,
"Hani lokantaya birileri gelir sofrayı donatırlar yer içerler, garson
hesabı yazmaya baÅŸlayınca oradaki insanlar ne yapsak da hesabı ödemeden
kaçsak diye düÅŸünmeye baÅŸlarlar. Åžu andaki Türkiye manzarasına bakınca
aklıma bu geliyor. Birileri masadan hesabı ödemeden kaçmanın planlarını
yapıyorlar. Hır çıkarıp dayak yiyecek yiyince de aÄŸlaÅŸacak. Aman sakın
ha. Oradaki kavga hazırlığını görün ama sakon kavgaya dahil olmayın.
Sıkın
diÅŸinizi bu günler gelip geçer bunların ad hesap vereceÄŸi günler
elbette gelir. Sakın ha kavgaya fırsat vermeyin. Sizin dışınızda kavga
çıkarsa da katılmayın. Ama kapıyı pencereyi de iyi tutun" dedi.
Öte yandan Baykal'ın bugünkü toplantısını Ankara'da eyle yapan bir grup
TEKEL iÅŸçisi de izledi. Baykal, TEKEL iÅŸçilerine "CHP iktidarında 4-C
maskaralığı olmayacak" dedi.
56