Partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuÅŸan Bahçeli, bugün
hükümetin hiçbir sorun karşısında direnecek, çözecek gücünün,
ahlakının, anlayışının ve niyetinin kalmadığını savundu. Her alanda tam
bir teslimiyet ve çözülüÅŸ hali yaÅŸandığını öne süren Bahçeli, seçim
talebini yineleyerek, "Türkiye'nin bu yükü taşımaya artık tahammülü
kalmamıştır. Bıçak kemiÄŸe çoktan dayanmıştır. Türk milletinin kaderi,
kardeÅŸliÄŸi ve geleceÄŸi bu kangrenin sökülüp atılmasına baÄŸlıdır.
Üzerinde oynanmak istenen bu melun oyunun
boÅŸa çıkarılması
milletimizin uyanışıyla mümkün olacaktır. Ve bütün bu hastalıklı
yapıdan kurtulmak için tek çare seçime giderek, milletin hakemliÄŸine
baÅŸvurmaktır. Türk milleti için hesaplaÅŸma günü yaklaÅŸmış, BaÅŸbakan
ErdoÄŸan ne kadar direnirse dirensin Türkiye seçim iklimine girmiÅŸtir.
Fitnenin, fesadın, nifakın, yalan ve riyanın saltanatını sürdürmesi
artık mümkün deÄŸildir. Milletimiz bütün bu olanlardan elbette gerekli
sonuçları çıkartacaktır. Milli iradenin ÅŸamarı, ar ve haya duygusunu,
vicdan ve
insafını kaybetmiÅŸ olanların yüzünde mutlaka
patlayacaktır. AK Parti'nin kaçamayacağı seçim sandığı milletimizin
önüne sonunda konacaktır" diye konuÅŸtu.
Konuşmasında demokratik
açılımı sert bir dille eleÅŸtiren Bahçeli, "Devletin valisini,
kaymakamını alet etme gayretleri, toplumun sanatçısını bölünmeye razı
etme çırpınışlarındaki telaÅŸ, öfke ve korkunun gerekçesidir. Ancak
gidilen yoldan dönüÅŸ yoktur. Çırpınışlar nafiledir. Milliyetçi
Hareketin elleri, siyaset şebekesinin yakasında olacaktır. Ne pişmanlık
beyanları, ne özür talepleri, bu yola girmiÅŸ onları kurtarmaya
yetmeyecektir. Milliyetçi Hareket, aziz vatanın ve büyük Türk
milletinin birliÄŸine,
kardeÅŸliÄŸine ve haysiyetine sahip çıkacaktır.
Bilinsin ki, Türkiye'nin kaderi bir avuç ilkesiz ve inançsız kadronun
siyasi hesaplarına kurban edilmeyecektir. Seçimden kaçarak gidilen her
gün, Milliyetçi Hareketin biraz daha büyümesinden, güçlenmesinden ve
tek başına iktidarını pekiÅŸtirmesinden baÅŸka bir sonuç da
getirmeyecektir. Korkunun ecele faydası yoktur. Korktukları gün de bir
gün mutlaka gelecektir" dedi.
"SON GÖNLERDE YAÅžANAN GELİŞMELER TOPLUMUN AHENGİNİ BOZMUÅžTUR"
Son günlerde yaÅŸanan geliÅŸmelerin toplumun ahenginin tamamen
bozulduÄŸunu milleti ve devleti bir arada tutan dengelerin temelinden
sarsıldığını kaydeden Bahçeli, ÅŸunları söyledi:
"Ağır sorunlarla
boÄŸuÅŸan Türkiye'de yaÅŸanan vahim geliÅŸmelerin neden olduÄŸu güvensizlik
ve gerginlik devlette, toplumda ve fertlerde derin endişe ve kuşkuların
doÄŸmasına da yol açmıştır. Bugün adalet, emniyet, ordu, üniversite gibi
temel kurumlar birbirine düÅŸürülmüÅŸ, kendi iç bünyelerinde keskin
ayrılıklar ve tartışmalar yaşanmaya başlanmıştır. Toplum başta etnik
farklılıkların kaşınması olmak üzere, tehlikeli bir ayrışmanın içine
sürüklenmiÅŸtir. Devam eden hukuki süreçler bile kutuplaÅŸmanın malzemesi
haline
getirilmiÅŸ, müesseseler arasındaki uyumsuzluk meydan okumaya kadar
dönüÅŸmüÅŸtür. Türkiye tıpkı bir savaÅŸtan çıkmış, yorgun, bezgin ve çıkış
arayan bir yenilmiş devletin sancılarını, arayışlarını ve bunalımını
yaÅŸamaktadır. Devletle millet, hükümetlerle kurumlar, insanla yönetim,
değerlerle temsil arasında yılların birikmiş yapısal sorunları elbette
yalnızca bugünün meseleleri deÄŸildir. Ne var ki, bugün karşımıza tam
yıkım olarak çıkmış olmasının nedeni bu sorunları tedavi etmek yerine
kangrene
dönüÅŸtüren, dünde kalmış kinlerini bugüne taşıyan intikamcı bir hükümetin varlığından kaynaklanmaktadır."
Seçim yaklaÅŸtıkça AK Parti'nin bir oyun sergilediÄŸini savunan Bahçeli,
"Artık her seçim yaklaÅŸtıkça AKP siyaset klasiÄŸi haline gelen bu oyunun
perdeleri, sahte bir maÄŸduriyet üzerine inÅŸa edilen gerilim
stratejisini sahnelemek, içi boÅŸ bir demokrasi savunmasıyla sözde darbe
karşıtlığına oynamak, baskı ve dayatmayla kitleler üzerinde korku
uyandırmaya çalışmak ve inanç istismarıyla mütedeyyin vicdanlara ipotek
koymaktır. Yine karşımıza çıkarılan eski oyunların yeniden
ısıtılmasından başka bir şey
deÄŸildir" dedi.
"CUMHURBAÅžKANI VE BAÅžBAKANIN DIÅžINDA BİRBİRİYLE UYUMLU HİÇBİR MAKAM VE ORGAN KALMAMIÅžTIR"
Cumhurbaşkanı ve Başbakan dışında birbiriyle uyumlu ve işbirliği yapan
hiçbir makam ve organın kalmadığını belirten Bahçeli, bu gidiÅŸatın
devamının mümkün olmadığını söyledi. YaÅŸananların bir devlet krizi
olduÄŸunu yineleyen Bahçeli konuÅŸmasını ÅŸöyle sürdürdü:
"Kim ne derse desin yaÅŸanan devlet krizidir. Rejim krizini de davet etmektedir.
Milliyetçi
Hareket Partisi, devlet ve millet kaynaşmasının temsilcisi olarak,
ülkemizin sorunlarına demokratik nizam içinde müdahil olmayı, yaklaÅŸan
tehlikeler karşısında herkesi uyarmayı, büyük Türk milletinin
kendisinden beklediÄŸi milli bir sorumluluk ve görev olarak görmektedir.
Bu konuda, toplumun her kesimine, milletin her ferdine, devletin her
kurumuna açık çaÄŸrımız ÅŸunlar olacaktır. YaÅŸanan gerilim ve çatışmanın
yanı sıra çözümün de taraflarından biri kuÅŸkusuz ki adalet kurumudur.
Herkes hukuka
inanmalı tecelli edecek sonuçlara rıza göstermelidir.
EÄŸer birlikte yaÅŸamak ve mülkü temeliyle birlikte korumak istiyorsak
önümüzde baÅŸka bir seçenek yoktur. Hukuk, tamamen kendi mecrasında ve
tartışmaya meydan verilmeyecek şekilde kurallarıyla işlemeli ve
iÅŸletilmelidir. İçten veya dıştan kaynaklanan ideolojik önyargılar,
siyasi kaygı ve hevesler, kişisel hırs ve hedefler, demokrasi dışı
arayış ve niyetler sürece kesinlikle müdahil olmamalıdır. Bu konuda,
adaletin bir gün herkese lazım olacağı akıllardan
çıkartılmamalıdır.
Gündemde olan yargı sürecinin hassasiyeti dikkate alınarak, iktidar,
muhalefet, adalet, ordu, üniversite, medya ve bütün sivil toplum
kuruluÅŸları aralarındaki sonuçsuz tartışmaları, atışmaları ve
kışkırtıcı beyanları gerilimin ateÅŸi düÅŸünceye kadar ertelemelidir.
Milliyetçi Hareket Partisi, önümüzdeki ilk genel seçime kadar önerdiÄŸi
bu sükunet, istikrar ve toparlanma sürecine katkı yapmaya, iyi niyetli
işbirliğine hazır ve kararlıdır. Yaşanan kargaşanın bir nedeni de yoğun
bir
karalama ve karartma kampanyasının medya üzerinden yapılıyor
olmasıdır. ÖnerdiÄŸimiz bu sükunet dönemi kapsamında, yaÅŸanan sorun
alanlarıyla ilgili olarak elinde bilgi, belge, doküman ve delil bulunan
herkes konuyu medyaya taşımadan doğrudan ilgili adli makamlara iletmek
durumundadır. Milliyetçi Hareket Partisi'ne göre, medyada yer alan
hukuki delillerin menşei ve servis edilme nedenleri de hukuk tarafından
sorgulanmalıdır. Sorun devletin bekasını etkileyecek, rejimin
güvenliÄŸin zedeleyecek boyuttadır. Bu
itibarla devleti teÅŸekkül
ettiren CumhurbaÅŸkanı, TBMM BaÅŸkanı, BaÅŸbakan, Yüksek Yargı
organlarının BaÅŸkanları, Genelkurmay BaÅŸkanı ile gerek görülecek diÄŸer
yöneticilerin katımıyla 'Devlet Zirvesi' düzenlenmelidir. Bu toplantıda
sonucunda toplumun ihtiyacı olan huzur ve güvenin tesis edileceÄŸine
dair saÄŸlam güvenceleri içerecek bir mutabakatla 'İrade beyanı'
kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu konuda muhatap olan herkes tarih ve millet
önünde vebal altındadır ve sorumluluklarını yerine getirmekle
yükümlüdür.
ÖnerdiÄŸimiz bütün çözüm yolları ve yöntemleri, yalnızca
aktüel gündem üzerinde kalmamalı, yolsuzluklar, suistimaller,
kayırmalar, ahlaki çözülmeler gibi alanlarında tahkikatını kapsayacak
ÅŸekilde topyekün bir uzlaÅŸma zemini tesis edilmelidir. Adaletin
tecellisinde sonuç kadar önemli olan husus hukuki sürecin vicdanlarda
da onay görmesidir.
Beklentimiz, suç ve suçlu ararken, masum
insanların şeref ve haysiyetlerini incitecek davranışlardan uzak
durulması, uygulamaların hukuki ancak insani çerçevede ve süratle ele
alınmasıdır. Karmaşık ve kalabalık bir hukuki sürecin yaÅŸandığı bugünkü
ortamda, yargılama sonucu masum çıkacak ÅŸahısların yıpranan
itibarlarının telafisinde güçlükler olacaktır. Bu itibarla hukuk
sürecinin hızlı ve etkili olarak ve tam bir adaletle sonuçlaması
beklentimizdir. Bu süre sonunda adaletin eleÄŸinden geçemeyerek suçları
sabit
görülenler mahkemenin vereceÄŸi hükme boyun eÄŸmek durumundadır. Ancak
suçu bulunmadığı anlaşılanlar hakkında, haftalarca aleyhte kampanya
düzenleyenler ve olmadık iddialarda bulunanlar kamuoyu önünde özür
dilemekle sorumlu olacaklardır. Bütün olumsuzluklara raÄŸmen ülkemizin
hiçbir sorunu çözülemez deÄŸildir. Tdürkiye Büyük Millet Meclisi açıktır
ve yasama organı çalışmaktadır. Adalet sistemi faaldir ve görevinin
başındadır. Türk Silahlı Kuvvetleri yine terörle mücadele ve savunma
görevinin ÅŸuurundadır.
Hükümet yanlışlarına raÄŸmen iÅŸbaşındadır. Bu
yapının yaşadığı ağır sorunları aşmak, yıkmadan onarmak, kırmadan tamir
etmek iyi niyetli, saÄŸduyulu çabaları gerektirmektedir. Bu konuda en
büyük görev siyasete düÅŸmektedir. Milliyetçi Hareket Partisi, bu iyi
niyetli son çare olarak gördüÄŸü tekliflerin dikkate alınmaması halinde,
milletimizin huzur bulması ve müsterih olması açısından bu zorlu ama
ÅŸerefli misyonu milletinin vereceÄŸi yetkiyle yerine getirmeye
hazırdır."
MGK BİLDİRİSİ
KonuÅŸmasında geçen hafta
yapılan Milli Güvenlik Kurulu toplantısı ve ardından yayınlanan
bildiriye deÄŸinen Bahçeli, "Açıklamada, terörle mücadelenin azim ve
kararlılıkla devam edeceÄŸi vurgulanırken, teröristlerle kucaklaÅŸmanın
çeliÅŸkisi yer almamıştır.VatandaÅŸlarımızın kardeÅŸlik olgusunu
pekiÅŸtirmesi istenirken, bin yıllık kardeÅŸliÄŸi çiÄŸneyen politikalar
eleştirilmemiştir. Tamamen yabancıların inisiyatifine terk edilen
Irak'taki seçimlerle ilgili temenniler yer alırken, PeÅŸmerge'nin
insafına bırakılan
Türkmenlere sahip çıkılmasının gereÄŸinden söz
edilmemiştir. Kıbrıs'la ilgili olarak etkisiz bir duruş sergilenirken,
Avrupa'nın MehmetçiÄŸin çekilmesine yönelik dayatmalarına sessiz
kalınmıştır. Biz içeride ne konuÅŸulduÄŸuna bilmeyiz ve bakamayız.
Türkiye Cumhuriyeti'nin sorunlar ve çözüm yolları karşısında dünyaya
nasıl bir mesaj verdiÄŸine, hangi konuları önceliÄŸine aldığına bakarız.
Bu toplantının açıklamasında görüldüÄŸü gibi, ülkemizde açlık yoktur,
yoksulluk yoktur, yolsuzluk yoktur. Bunlar milli
güvenlik meselesi sayılmamıştır. Devlet kurumları arasındaki çatışmalar yoktur.
İşbirlikçi
medyanın basın hürriyetini perdeleme çabaları yoktur. Dış politikada
yaÅŸanan rezaletler yoktur. Ermenistan'la yaÅŸanmakta olan protokol
skandalı yoktur. Artan suçlar, çözülen toplumsal ahlak yapısı yoktur.
Dinleme rezaletleri, haberleÅŸme hürriyetine ihlaller, kirlenmiÅŸ
siyasetin eleÅŸtirisi yoktur. Açılım denen yıkım projesine yönelik
kaygılar yoktur. Bu konuların Milli Güvenlik Kurulunca bir tehdit ve
tehlike önceliÄŸi olmadığı, toplumun bütün hücrelerine iÅŸlemiÅŸ bu
hastalıkların, güvenlik tehdidi
ve meselesi sayılmadığı
anlaşılmaktadır. Bizim yaÅŸanan devlet krizi karşısında olaÄŸanüstü MGK
toplantısı çaÄŸrımıza kulak asmayanların, adet yerini bulsun kabilinden
yapacakları toplantıların sonuç alması da, sonuç vermesi de mümkün
olmayacaktır. Yapısı ve temsil ÅŸekli deÄŸiÅŸen bu kurulun hükümetin
siyasi düÅŸüncelerini meÅŸrulaÅŸtırmaktan, hükümet tasavvurlarını devlet
projesi haline getirmekten öte bir anlam taşımadığı ortaya çıkmıştır.
İşin
tehlikeli olan yanı ise, kurul marifetiyle yapılan tavsiyelerde kurul
üyelerinin tamamının töhmet altına giriyor olmalarıdır" diye konuÅŸtu.
"SEÇİME GİTMEDEN ANAYASA DEĞİŞİKLİK ÇAÄžRILARINA DESTEK OLMAMIZ MÜMKÜN DEĞİL"
Konuşmasında partisinin anayasa ve anayasa değişiklikleriyle ilgili
görüÅŸlerini de açıklayan Bahçeli, "Yeni bir anayasaya ya da
anayasamızda deÄŸiÅŸikliklere ihtiyaç olduÄŸu açıktır. Ancak burada önemli
olan anayasayı değiştirecek siyasi zeminin niteliği, değişimin
zamanlaması ve deÄŸiÅŸtirecek olanların liyakatidir. Milliyetçi Hareket
Partisi olarak, 7 yıl boyunca toplumsal taleplere karşı kıpırdanmadan
beklemiÅŸ, bugüne kadar millet yararına hiçbir adım atmamış,
dokunulmazlıkların kaldırılmasına bir türü
yanaşmamış, Alevi
kardeÅŸlerimizin sorunlarıyla ilgili çözüm önerilerimize aldırmamış,
temiz toplum, temiz siyaset ve temiz yönetim tekliflerimizi reddetmiÅŸ,
yaptığımız bütün tekliflere herkes iÅŸine baksın diyerek kulağını
kapatmış bir siyaset anlayışının, anayasa deÄŸiÅŸiklik çaÄŸrılarına yetki
tazelemeden, seçime gitmeden destek olmamız mümkün deÄŸildir. Yeni bir
anayasayı hazırlamak, ancak yenilenmiş bir vicdan, aklanmış ahlak ve
tertemiz siyasi erdemin yapacağı ve sonuç alacağı bir giriÅŸim olmalıdır.
Anayasa,
sicili bozuk, sabıkası kabarık, lekelenmiş zihniyetlerin değiştireceği
bir metin deÄŸildir. Bu tür bir kafa yapısının, bu tarz bir ahlak
zafiyetinin imzalayacağı bir belge de mutlaka karşılıksız çıkacaktır.
KöhnemiÅŸ, çürümüÅŸ, tükenmiÅŸ ve teslim olmuÅŸ zihniyetlerden tertemiz ve
yeni bir toplum sözleÅŸmesi beklemek abesle iÅŸtigaldir, beyhude bir
hevestir ve eşyanın tabiatına da aykırıdır. Anayasa değişikliği, bir
ülkenin 7 uzun yılını, istismarla, yalanla acımasızca israf etmiÅŸ,
yabancı başkentlerin
masalarında harcamış, ne kadar millet düÅŸmanı
varsa onlarla el ele vermiÅŸ, acıdan, gözyaşından, açlık ve yoksulluktan
baÅŸka bir sonuç almamışların, kusurlarını, hatalarını ve hatta
ihanetlerini gizleyeceği, bahane bulacağı, iflaslarını maskeleyeceği
bir sığınma vasıtası olamayacaktır" diye konuştu.
"TÜRKİYE SEVDALISINA HER GÜN HAKARET EDEN BİR ZİHNİYETLE ASLA İŞBİRLİĞİ YAPMAYIZ"
Anayasanın deÄŸiÅŸmesi için gerekli olan uzlaÅŸma zeminiyle bu deÄŸiÅŸimi
gerçekleÅŸtirecek olanların arasında uyum ve iÅŸbirliÄŸi arzusu
bulunmadığını kaydeden Bahçeli konuÅŸmasını ÅŸöyle sürdürdü:
"Zira
anayasa değişikliklerinin ancak siyasi istikrarın olduğu, toplumun
huzur içinde bulunarak saÄŸlıklı yorumlar yapabildiÄŸi, devletin ve
organlarının ahenk içinde çalıştığı bir ortamda yapılabileceÄŸi açıktır.
Siyasi normalleÅŸme süreci baÅŸlatılmadan ve Türkiye'yi yönetme
kabiliyetini kaybetmiÅŸ bugünkü hükümete dayalı siyasi tablo deÄŸiÅŸmeden,
yeni anayasa hazırlanması hem doÄŸru ve hem de mümkün deÄŸildir. Yegane
çözüm yolu, TBMM'de oluÅŸturulacak 'Anayasa DeÄŸiÅŸikliÄŸi UzlaÅŸma
Komisyonu' vasıtasıyla mutabık
kalınacak maddeler üzerinde
'Demokratik SözleÅŸme' yapılması, kararın 24. Dönem TBMM'ne
bırakılmasıdır. Anayasayı deÄŸiÅŸtirme adına aksi yönde yürütülecek
çabalar, hem sonuç almayacaktır, hem azami toplumsal desteÄŸi
olmayacaktır, Hem de adına anayasa yapılan, üzerine sözleÅŸme yazılan
milletimizin yeni kutuplaÅŸmaların içine girmesine neden olacaktır.
Milliyetçi Hareketin fedakar ve vefakar kadrolarını her konuÅŸmada
aÅŸağılayan, her biri aziz ceddimizin hatıralarının sembolü üç hilale
tabela diyerek tahkir eden,
faÅŸist, kafatasçı, ırkçı gibi alçakça
iftiralarla gıybette bulunan, şehide kelle, caniye sayın diyen,
teröriste tören düzenleyenlerle, gönlü millet sevgisi ile dolu, yüreÄŸi
al bayrağımız için çarpan milyonlarca Türkiye sevdalısına her gün
hakaret eden bir zihniyetle iÅŸbirliÄŸi yapmamız asla söz konusu
olmayacaktır."
"YARGI KRİZİ VE AK PARTİ'NİN MHP'YE VERDİĞİ CEVAP"
KonuÅŸmasında geçen paftaya damgasını vuran yargı krizine ve bu konuda
Bahçeli'nin yaptığı açıklamayı sert bir dille eleÅŸtiren AK Parti
açıklamasına deÄŸinen Bahçeli, ÅŸöyle konuÅŸtu:
"Uzunca bir süredir
devam eden kurumlar arası ve kurumlar içi çatışma ve çekiÅŸmelerin yeni
bir örneÄŸi geçtiÄŸimiz hafta yaÅŸanmıştır. Devam eden hukuki süreçlere
siyasilerce müdahalenin yanı sıra yargı kendi içinde geliÅŸen bir olaya
müdahil olmuÅŸ ve kamuoyu bu gündemi yakından takip etmiÅŸtir. Bu konuda
partimiz, bundan önce olduÄŸu gibi geliÅŸmelerin netleÅŸmesini beklemiÅŸ,
çabuk ve yanlış bir yorum yapmaktan kaçınmıştır. Bugüne kadar
yaptığımız yorum ve değerlendirmeler gibi tartışmalara bir taraf
olmaktan
uzak durarak, haklı ve haksız ayrımından imtina ederek
gerçeklerin bir an önce ortaya çıkmasını talep eden açıklamamız her
seferinde olduÄŸu gibi geçtiÄŸimiz hafta kamuoyuna duyurulmuÅŸtur.
Bunların tamamı bizim görüÅŸ ve yorumlarımızdır. Hiç kimsenin aynen
kabul etmesini isteyemeyeceğimiz gibi, mutlaka bize katılmalarını da
beklemek gibi bir dayatmacı düÅŸüncemiz yoktur. Ne var ki yaptığımız
açıklamanın ardından Adalet ve Kalkınma Partisi'nin partimizin
görüÅŸlerini doÄŸrudan hedef alarak yayınladığı karşı
açıklama tam bir
çarpıtma belgesidir. Bu belgede yer alan hususları ayrı ayrı cevap
verecek ciddiyette görmediÄŸimizi buradan izah etmek istiyorum. Ancak
açıklamada yer alan ve partimize yönelik statükocu iddialarına
huzurlarınızda açıklık getirmek, bu konuda partimizin ne anladığını
ifade etmeliyim. Bizim ne bozulmuş bir sistemin devamından yana durmak
gibi bir niyetimiz vardır, ne de sözde milleten yana görünmek için
devletin temelini dinamitlemek gibi bir alçalmanın tarafı olmak gibi
bir hevesimiz
bulunmaktadır. Milliyetçi Hareket hiçbir taassubun
peÅŸinde, hiçbir kavramın körü körüne arkasında deÄŸildir. Ancak
teslimiyetçi, aciz, istismarcı ve iÅŸbirlikçi AKP zihniyeti, Milliyetçi
Hareketi, Milliyetçi Hareketin tertemiz mensuplarını illaki statükocu
olarak suçlayacak ise bu konuda söyleyeceklerimiz ÅŸunlardır; Statükocu
olmak, ÅŸehide sahip çıkmaksa, gaziye hürmet etmekse; bayrağım, vatanım,
yurdum, milletim, ecdadım demekse biz statükocu olmayı sürdüreceÄŸiz.
Statükoyu deÄŸiÅŸtirmek, PKK ile kucaklaÅŸmak,
peÅŸmergeyle kaynaÅŸmak,
teröriste af çıkarmak ise biz statükocu olmayı sürdüreceÄŸiz. Statükocu
olmak, yurdumun her yöresini sahiplenmekse, köke, kökene, mezhebe
bakmaksızın hepsini milletim diyerek baÄŸrımıza basmaksa statükocu
olmayı inadına sürdüreceÄŸiz. Statükoyu deÄŸiÅŸtirmek, milleti parçalara
ayırmak ise, Gavurdağı-Sivas hattı dedikleri sınırın ötesini gözden
çıkarmak ise, Hakkari'yi İzmir'den, AÄŸrı'yı Edirne'den, Van'ı
Antalya'dan ayırmaksa biz buna sonuna kadar karşı çıkacağız ve
statükoyu sürdüreceÄŸiz.
Statükoyu korumak, ülkemizi küresel
zalimlerden esirgemekse, alçakça dayatmalara direnmekse, Müslüman
katilleriyle yapılan eÅŸbaÅŸkanlıkları lanetlemekse biz statükoyu sonuna
kadar sürdüreceÄŸiz. Statükoyu deÄŸiÅŸtirmekten, statükoyu korumaktan
AKP'nin anladığı buysa, 'Siz küresel senaryolara figüran olun, zulme
taÅŸeronluk yapın statükoyu deÄŸiÅŸtirin, biz BaÅŸkent Ankara'yı savunalım
statükoyu koruyalım. Siz isyanları överek, bebek katili ile pazarlık
yaparak statükoyu deÄŸiÅŸtirin, biz ecdada sahip çıkarak,
milletimize
sevdalanarak statükoyu koruyalım. EÄŸer statükocu olmamızdan kasıt
buysa, evet biz vatanın, milletin, devletin birliği konusunda ısrarla
ve inadına statükocuyuz. Statükocu kalmaya da devam edeceÄŸiz."
"AYDINLIK TÜRKİYE PARTİSİ'NE BİR ZİYARET GERÇEKLEÅžTİRECEĞİM"
Türkiye'nin, milli ve manevi deÄŸerleri, Cumhuriyetin kuruluÅŸ felsefesi,
kimliği ve devletin temel yapısının, siyasi ve sosyal gerilim hattına
dönüÅŸtürüldüÄŸünü savunan Bahçeli, konuÅŸmasının sonunda küskün olan
partilileri partilerine geri dönmesi çaÄŸrısında bulundu. Bahçeli,
"Türkiye'nin bugün içine düÅŸtüÄŸü 'kriz, kargaÅŸa, kaos, korku,
kutuplaşma, kavga, ve karanlık'tan oluşan '7-K'lı tahribat zinciri
karşısında Milliyetçi Hareket kurtuluÅŸ ve yükseliÅŸ arayanların yegane
ümidi haline gelmiÅŸtir. Türkiye
sevdalıları, bilgi, birikim, tecrübe
ve kadrolarıyla ülkemizi ayaÄŸa kaldıracak kararlılığa, güce ve inanca
sahiptir. YaÅŸananlar, yüreÄŸinde vatan ve bayrak sevgisi olanların
birleÅŸmesini zorunlu ve kaçınılmaz hale getirmektedir. KucaklaÅŸmak için
fırsat arayan bütün vatandaÅŸlarımı, köken, mezhep, yöre gözetmeksizin
üç hilalin etrafında buluÅŸmaya davet ediyorum. Kaybedilecek zamanımız
yoktur. Tereddütle geçirilecek vaktimiz yoktur. BirliÄŸimizi tehlikede
görenler, dirliÄŸimize tehdit görenler, saflarını
sıklaştırmak,
güçleri birleÅŸtirmek zorundadır. Bu aziz vatanı ve büyük Türk milletini
temiz ve samimi duygularla seven herkesin yeri Milliyetçi Hareketin
yanı olmalıdır. Bizlere yol arkadaÅŸlığı yapacak bütün vatanseverleri,
nerede doğmuş bulunursa bulunsun ve anasının dili ne olursa olsun,
Milliyetçi Hareketin bayrağı ve ilkeleri altında toplanmaya
çağırıyorum. Bu çaÄŸrı kapsamında, Milliyetçi Hareket Partisi'nin Genel
BaÅŸkanı olarak, ben de atacağım ilk adımı huzurunuzda açıklıyorum.
Önümüzdeki günlerde
Aydınlık Türkiye Partisi'ne bir ziyaret
gerçekleÅŸtireceÄŸim. Baba ocağından ayrı düÅŸmüÅŸ dava arkadaÅŸlarımı
partimde görmekten mutlu olacağımı belirteceÄŸim. İnanıyorum ki bu davet
bir baÅŸlangıç olacak ve Milliyetçi Hareket Partisi buluÅŸma ve
kucaklaşmanın merkezi haline gelecektir" diye konuştu.
170