Gazetemiz - Gazeteler - Gazete ManÅŸetleri -
Haber Arama
Kategor :
Bahçeli'ye zehir zemberek mektup
MHP MYK Üyesi Mansur Yavaş, genel başkanı Devlet Bahçeli'ye "bu konuları MYK'da konuşma imkanı kalmamıştır" diyerek zehir zemberek bir mektup yazdı. Yavaş, mektubunda "Ülkücü çizgiye sadakat bekleyen kitleler, Yalçın Küçük'ün teşekkürüne mazhar olmayı, milliyetçi-muhafazakar insanımızın beklentilerine tercih eden anlayışı içlerine sindirememektedirler." dedi.
2011-03-23 10:29:20

2009 seçimlerinde MHP'nin Ankara BüyükÅŸehir Belediye BaÅŸkan aadayı olan Mansur YavaÅŸ, Bahçeli'ye yazdığı mektubun dostane niyetlerle kaleme alındığını ifade etti.

İşte Yavaş'ın kendisine ait internet sitesinde yayınladığı mektup

Sayın Genel Başkanım,

Haziran ayında ülkemiz için büyük öneme haiz genel seçimler yapılacaktır. Bu seçimler öncesinde partimizde gördüÄŸüm bazı aksaklık ve yanlışlıkları ifade etmek için bu mektubu yazmış bulunuyorum. Bu sorunlar giderilmeden yapılacak bir seçimde yine kaybetme riskinin çok büyük olduÄŸuna inandığımdan dolayı, taşıdığım ülkücü sorumluluk nedeniyle bu ikazları bugün yapmanın önemine inanarak bu mektubu kaleme almış bulunuyorum.

Böyle bir yöntemi seçmemin sebebi, üyesi bulunduÄŸum Merkez Yönetim Kurulu'nun, maalesef bir karar veya istiÅŸare kurulu olarak deÄŸil, alınmış kararları tartışmadan onaylama kurulu gibi çalışmasıdır. Kurulun bugüne kadar herhangi bir konuda tartışma, konuÅŸma ve teklif verme gibi bir iÅŸleyiÅŸi olmadığından, gördüÄŸüm rahatsızlıkları size iletebilmek için bir baÅŸka yöntem kalmamıştır.

GidiÅŸatın iyi olmadığını görüyor ve insanımızın büyük fedakarlıklarla ayakta tuttuÄŸu hareketimizin, 40 yıllı aÅŸkın mücadelemizin yine hüsrana sürüklenmemesini diliyorum.

ÖrneÄŸin, Merkez Yönetim Kurulu'nda partimizin referandumda sergileyeceÄŸi tutum tartışılmış olsaydı, sanıyorum ülkemiz ve hareketimiz için bundan çok daha hayırlı bir sonuç doÄŸabilirdi. Ama MYK'nın görüÅŸünün ne olduÄŸu merak bile edilmeden, ülkücü harekete yabancı dar bir kadronun elinden çıkan politikalarla "CHP'yle özdeÅŸ parti" suçlamalarına çanak tutan bir anlayış sergilenmiÅŸtir. Referandumdaki strateji hatası, milliyetçiliÄŸin en yüksek oranda taban bulduÄŸu ve çevreye serpildiÄŸi Orta Anadolu'dan baÅŸlamak üzere, geleneksel oy bölgelerimizde çok ciddi zaafiyete yol açmıştır.

Yine; geçen genel seçimler öncesinde ve daha sonra da yakın zamanda "Güç BirliÄŸi" adı altında partiye yapılan katılımlarla ilgili Merkez Yönetim Kurulu'nda bu konu tartışmaya açılmamıştır. Elbette bir siyasi parti katılımlarla güçlenir. Ama bizde katılımların güç mü verdiÄŸi, yoksa tartışmalara mı yol açtığı konusu karmaşıktır. Daha önce baÅŸka ülkeler hesabına çalıştığı suçlamasıyla partiye üye bile yapılmayanların adeta sembol isim gibi sunulması, cuntacı oluÅŸumlarda yer aldığı iddiasıyla hakkında davaların devam ettiÄŸi isimlerin ön plana çıkarılması kamuoyunda ciddi kuÅŸkular uyandırmıştır. 1995 yılındaki travmayı yaÅŸayan her ülkücüde ikinci Nusret Demiral vakası endiÅŸesi baÅŸlamıştır.

Ülkücü çizgiye sadakat bekleyen kitleler, Yalçın Küçük'ün teÅŸekkürüne mazhar olmayı, milliyetçi-muhafazakar insanımızın beklentilerine tercih eden anlayışı içlerine sindirememektedirler. Ülkemizde milliyetçilikle muhafazakarlığın içiçe olduÄŸunu bilmeyen, bunların etle tırnak gibi olduÄŸunu algılayamayan, içinde maneviyatı barındırmayan bir milliyetçiliÄŸin halk tarafından CHP'yle aynı kategoride deÄŸerlendirildiÄŸini fark edemeyen bir siyaset tarzıyla bu hareketi iktidara taşıyamayız. Millet iradesinin önemli bir bölümüne elitist bir yaklaşımla adeta tepeden bakan, referandumda evet oyu kullanmış yüzde 58'lik bir kitleyi neredeyse yok sayan, bütün programını hayır oyu kullananlar üzerine yapan ve bunu açıkça ilan eden bir anlayışla sonuç almamız mümkün gözükmemektedir.

Milliyetçi Hareket Partisi, milli birlik ve bütünlüÄŸün partisi, Türkiye'nin partisi olmak durumundadır. Ama son yıllarda görülmektedir ki, Türkiye coÄŸrafyasının büyük bir kısmında gerilemekteyiz. Maalesef Batı ve Güney sahillerine sıkışan, "ülke partisi" olmaktan uzaklaÅŸan, "belli bölgelerin partisi" olmaya doÄŸru yol alan bir görüntü ortaya çıkmıştır. Bu gerilemeyi doÄŸru okuyacak, tedbir geliÅŸtirecek ve partiyi geniÅŸ kitlelerle buluÅŸturabilecek bir siyaset tarzını yeniden hayata geçirmek zorundayız.

Türkiye'de seçmen kitlesinin ana gövdesini oluÅŸturan milliyetçi-muhafazakar seçmenlerde partimize karşı oluÅŸmuÅŸ olan güven probleminin aşılması için acil tebdirlere ve bu tedbirleri yürütecek yönetici kadrolara ihtiyaç vardır. Halk tarafından tasfiye edilmiÅŸ merkez sağın eskileri eliyle yürütülen ve merkez sola öykünen bir siyaset tarzı sözünü ettiÄŸim güven problemini aÅŸamaz, tam tersine derinleÅŸtirir. Milliyetçilik, milletin ve onun deÄŸerlerinden yana olmak, her türlü tehdit ve baskı altında bile onun hukukunu korumaktır. Üzülerek ifade ediyorum ki, bugünkü statükocu görünüm, bizleri o statükoyla aynı akıbete sürüklemektedir.

İzlenme oranları ve etkileri sınırlı, ayrıca halk tarafından soÄŸuk bulunan bazı televizyon kanalları ve gazetelerle kendimizi oyalayabiliriz. Ama ülke gerçekleri maalesef çok farklıdır. Sivil toplum kuruluÅŸlarımız ve onların en büyük ayağı olan sendikaları günden güne güç kaybetmektedir. Dünün en büyük memur sendikaları, meslek kollarında temsil vasıflarını kaybetmiÅŸ bulunmaktadır. EndiÅŸemiz o ki, bir süre sonra varlıkları tartışılır hale bile gelebilir. Partinin ülkedeki pozisyonuyla paralel büyüyen ve küçülen bu kuruluÅŸların eriyor olması çok büyük bir üzüntü kaynağıdır.

Haziran ayından itibaren ülkede yeni bir parlamento teÅŸekkül edecektir. Bizzat iktidar partisi tarafından restorasyon dönemi olacağı ilan edilen bu dönemde, ülkücülerin bulunmaması, bu süreçte etkili olamaması elbette kabul edilebilir bir durum deÄŸildir. Dolayısıyla hiçbir ÅŸey yokmuÅŸ, herÅŸey mükemmel gidiyormuÅŸ gibi davranıp görevden kaçamayız. 40 yıldır taşıdığım ülkücü sorumluluk bu ikazları daha fazla gecikmeden yapmamı mecbur kılmıştır. Seçim akÅŸamları sonuçlar gelince ortaya çıkan ÅŸerefli yenilgilere kılıf aramak yerine, bugünden tedbir geliÅŸtirilmesi için gayret göstermek bu sorumluluÄŸun bir gereÄŸidir.

Sayın Genel Başkanım,

Tamamen dostane ve iyi niyetle kaleme alınan bu düÅŸüncelerimi dikkate almanızı diliyorum. Her türlü görevlendirmenin sadakat esasına göre deÄŸil, liyakat esasına göre yapılmasını, istiÅŸare ve karar organlarının gerçek amacına uygun kullanılmasını, seçmende oluÅŸan "CHP'lileÅŸme" algısını giderecek ülkücülüÄŸe özgün siyaset anlayışına tekrar kavuÅŸulmasını ümit ediyorum. Aksi halde ortaya çıkacak tablonun vebalini hiç kimsenin taşıyamayacağını hatırlatmak istiyorum.

Hiçbir artniyet taşımadan yukarıda sıralamış olduÄŸum düÅŸünce ve teklifler sadece ÅŸahsıma deÄŸil, aynı zamanda sizden bu konuda hareket bekleyen ülkücü tabana aittir.

Ülkücüsüz bir Meclis olmaması için vakit daralmıştır. GereÄŸinin yapılmasını saygılarımla arzederim.04.03.2011

Mansur YavaÅŸ
Merkez Yönetim Kurulu Üyesi

232
Yorum Ekleyiniz...
Adınız Soyadınız :
E-posta Adresiniz :
Başlık :
Yorum :
Güvenlik Kodu :

* Resimdeki kodu yazınız