
GÖRME ENGELLİLER İÇİN UMUT
Bir deney hayvanıyla yapılan çalışmayı anlatan Özcan, "Bir deney
hayvanı çalışmasında gözün görme ile ilgili temel katmanı olan retinada
renk hücrelerin harabiyetiyle ilgili özel bir hastalık var. Bu
hastalığı olan farelerde embriyonik kök hücrenin o bölgeye
uygulanmasıyla hastalıklı dokunun bir miktar tamir edilebildiği ve
hücrelerin faaliyet göstermeye baÅŸladığı gözlendi. Bu çok büyük bir
umuttur. Kolombiya Üniversitesi'nde uluslararası bir araÅŸtırma ekibi,
farelerde embriyonik kök hücreleri kullanarak hasarlı retina
hücrelerini yeniledi. Hayvanlarda görmede yeniden düzelme saÄŸlanabildi"
dedi.
Bu deneyin ardından hayvanların yüzde 50'sinde kanser geliÅŸtiÄŸini
anlatan Özcan, "Verilen hücrenin gücü nedeniyle hayvanlarda kanser
geliÅŸti. O nedenle henüz hayvan aÅŸamasındayız. KörlüÄŸe çare bulunduÄŸu
noktasında deÄŸiliz ama her gün ilerliyoruz. Bu, insanların Ay'a
çıkmasına benziyor. Ay'a 40 yıl önce çıkıldı ancak henüz ayda
rezidanslar yapılmadı" ifadelerini kullandı.
Kök hücreyle ilgili gerçekleÅŸen ikinci geliÅŸmeyle ilgili de bilgi veren
Özcan, "Son yapılan çalışma ile hastalıklı sinir dokusunun olduÄŸu
bölgenin çevresinde bulunan sıradan hücreler alındı. Bu hücreyi geri
döndürdüler. Yani asıllarına döndürdüler. Sıradan bir hücreyi alıp
birtakım genetik deÄŸiÅŸiklikler ile o hücreyi kök hücre haline
dönüÅŸtürdüler. Bu gerçekten inanılmaz bir geliÅŸme oldu. Bundan sonra
bir daha hücreyi etkilediler ve ileriye doÄŸru yönlendirip sinir hücresi
özelliklerini kazandırdılar.
Henüz iÅŸlevselliÄŸinden emin deÄŸiliz ama diÄŸer özelliklerine
bakıldığında sinir hücresi özelliÄŸi kazandırdılar. Bu da müthiÅŸ bir
ilerleme. Bu geliÅŸme belki de artık kök hücre aramaya gerek kalmayacak
anlamına geliyor. Bunların hepsi henüz belkilerde ama çok büyük
geliÅŸmeler" dedi.
BaÅŸkan Özcan, kendilerini çok heyecanlandıran bu çalışmalarda hep
ihtiyatlı konuÅŸmak gerektiÄŸinin altını çizdi. SaÄŸlık Bakanlığı'nın
Türkkök projesine de deÄŸinen Özcan, "Bu proje Türkiye'de ulusal bir
doku bilgi bankası kurulması şeklinde talepte bulunduğumuz bir
sistemdir. İyi niyetli ama gecikmiş bir proje" dedi.
Hematologların mecburi görev yapmalarından yakınan Özcan, "Biz
Türkiye'de hematolog sayısını arttırmayı hedefliyoruz. Hematologlara
zorunlu hizmet uygulanmasın. Yazıktır. Biz bu hematologları Ferrari
sürücüsü olarak yetiÅŸtirdik. Ona tarlada traktör sürdürmeyelim. Traktör
sürenler de çok önemli iÅŸ yapıyor ama Ferrari sürücüsüne bu iÅŸi
yaptırmayalım" değerlendirmesinde bulundu.
Prof. Dr. Muhit Özcan, ABD'deki Stanford Üniversitesi'nden Marius
Wernig ve Thomas Vierbuchen'in de, hücre mühendisliÄŸi yöntemleriyle
farelerde herhangi bir hücreyi sinir hücresine dönüÅŸtürdüklerini
açıkladı.
Sinir dokusu hasarının iyileşmesinin ''olanaksıza yakın'' olduğuna
dikkati çeken Özcan, herhangi bir baÄŸ dokusunu alarak 9 geni aktive
eden bilim adamlarının hücreyi yeniden programladıklarını anlattı.
Prof. Dr. Özcan, ''Hasarlı doku dışındaki bir baÄŸ doku hücresi, genetik
deÄŸiÅŸikliklerle kök hücre özelliÄŸi kazandırılarak sinir hücresi halini
aldı. Dışarıdan kök hücre vermeden hücrede genetik deÄŸiÅŸiklik yapıldı''
dedi.
Bu ÅŸekilde dışarıdan verilen embriyonik kök hücrelerin olası
risklerinin de ortadan kaldırılabileceÄŸine iÅŸaret eden Özcan, bunun
devrim niteliÄŸinde bir geliÅŸme olduÄŸunu dile getirerek, sözlerini ÅŸöyle
tamamladı:
''Dışarıdan bir hücre vermenize, kök hücre aramanıza ihtiyaç yok.
İnsanın kendi sıradan bir hücresi sinir hücresine dönüÅŸtürülüyor.
Rüyamız, mesela yumurtalığı çalışmayan birinden bir miktar hücre alıp
bunu yumurtalık haline dönüÅŸtürmek ve doÄŸurgan hale getirmek. Bu
olabilecek gibi görülüyor. Farelerde herhangi bir hücreden sinir
hücresi elde edebildiysek, hücreyi yeniden programlama noktasındayız.
Vücudumuzda milyarlarca hücre var. Ciltten, cilt altından bir hücre
alıp kendi hücrenle istediÄŸin gibi oynayabilirsin. Mesela bir ilacın
yan etkisi mi var? Alırsın hücreyi yeniden programlarsın ve o ilacın
vücuttaki yan etkisini kaldırırsın.
Gelecek burada ama bugün deÄŸil. Åžaşırtıcı ilerlemeler oluyor ama henüz
felçli bir insanı koÅŸturabilecek noktada deÄŸil. Ama her biri inanılmaz.
Terminatör filminde adam kesildikçe kalkar yürürdü. KesilmiÅŸ yeri
programlıyorsun, hasta iyileÅŸiyor. Mesela diyabet hastasında insülin
salgılayan hücre yok. O bölgedeki hücreyi programlıyoruz insülin
salgılayan hücreye dönüÅŸüyor. Dışarıdan kök hücre yok. Kanserden
diyabete kadar tüm hastalıkların tedavisi için umut olur.''
Toplantıda konuÅŸan Genel Sekreter Prof. Dr. Mutlu Arat, Türkiye'de
hematolog sayısının çok düÅŸük olduÄŸuna deÄŸinerek, "Bunu arttırmak için
çok fazla yol kat edemedik" dedi.
'HAYVANLARDA İNSAN KARACİĞERİ GELİŞTİRİLDİ'
Fransa'da bulunan Poiters Üniversitesi'nde görevli Dr.
Ali Turhan ise kök hücre konusunda devrim yaÅŸadıklarını belirterek,
"Kök hücreler yeni ilaç geliÅŸtirmek ve kanserlerin dinamiÄŸini anlamak
için kullanılıyor. Her hastalığın kanser ana hücresi vardır.
Laboratuvarda bu ana hücreyi üretip düÅŸmanı iyi tanıma konusunda çok
önemli bir geliÅŸme. Bu kanser hücreleri az sayıda olduÄŸu için onları
hastaların kemik iliÄŸinden alıp kullanmak çok zor bir olay. Kanser
hücrelerini programlayıp çok sayıda elde
edebilirseniz o zaman onlara karşı daha etkin ilaç geliÅŸtirmek için çok
daha fazla ÅŸansınız olur. Farede insan karaciÄŸeri üretilirse elimizde
bol miktarda karaciÄŸer olacak"dedi.
İngiltere'de bulunan Anthony Nolan Enstitüsünde görevli Dr. Alejandro
Madrigal ise, "İngiltere'de şu an 14 milyon verici var. Ama her şeyi
çözmüyor. Yılda 30 bin hasta için verici arıyoruz. Ancak yarısına
verici bulabiliyoruz. Bunu gören hematologlar bu problemi nasıl
çözebiliriz diye bir arayış içerisindeler. Bu konuda kordon kanı çok
iyi bir çözüm olacak. 150 bine yakın kordon kanı bankalarda var ve
bunları kullanmaya başladık. İngiltere'de 50 bin kordon kanı kapasiteli
bir banka, ihtiyacı çözebilir.
Kalan 15 bin kiÅŸi kordon kanına baÅŸvurduÄŸu zaman kendisine uygun kordon kanını yüzde 90 oranında bulabilecek" dedi.
İhlas haber ajansı