Gazetemiz - Gazeteler - Gazete ManÅŸetleri -
Haber Arama
Kategor :
Onların Ki Can Bizim Ki Patlıcan Mı?
Hindistan GDO'lu patlıcanı yasakladı. Üstelik bu yasaklama, Hindistan Çevre Bakanı'nın yaptığı kamuoyu araştırması sonucu getirildi. Peki bizim Çevre Bakanımız ne yapıyor?
2010-02-23 18:28:47

Hindistan kamuoyu GDO'ya karşı tepkisini dile getirdi. Hindistan hükümeti de GDO'lu patlıcan istemeyenlerin sesini duydu ve yasaklama kararını aldı. İskoçya'nın Çevre Bakanı ise "GDO'ya ayak direyen diÄŸer milletlerle omuz omuza savaÅŸmaya hazırız" diyerek GDO'ya karşı küresel mücadelenin yolunu açtı...

Peki bizim Çevre Bakanımız ne yapıyor?

Genleriyle oynanmış gıdaların Türkiye'ye girmesini izliyor. Tarım Bakanlığı ise GDO'lu bebek mamalarının ithalini yasaklayan ve çeÅŸitli itirazların ardından artık bir yapboz tahtasına dönen GDO'lu ürünlerin ithalatı, iİşlenmesi, ihracatı, kontrol ve denetimiyle ilgili yönetmeliÄŸin yürürlüÄŸe gireceÄŸi 1 Mart'ı bekliyor. Peki, 1 Mart'a kadar mama yiyen bebeklerin karşı karşıya kalacağı risklerin* hesabını kim soracak? Ya da GDO'lu ürün yiyen çocuk, genç ve yetiÅŸkinlerin karşı karşıya kalabileceÄŸi risklerin* hesabı kimden sorulacak?

Türkiye, genleriyle oynanmış ürünler için hâlâ açık bir kapı... Gıdamızın geleceÄŸi, bütün dünyada GDO üretimini ve ticaretini elinde bulunduran Monsanto, Aventis gibi çoÄŸu uluslararası ÅŸirketin elinde. Yüzlerce yıldır kuraklık gibi her türlü sert iklim koÅŸuluna dayanmış bugüne kadar gelmiÅŸ atalık yerel tohumlarımız GDO'lu tohumlarla karışma ve yok olma tehdidi altında. Öyle ki, çevredeki arazilerden ürünlerine Monsanto patentli gen bulaÅŸan ABD'li çiftçiler sadece rüzgâr o yönden esti diye binlerce dolarlık tazminatlar ödemek durumunda bırakılırken, bizim atalık tohumlarımız da hayvan yemi olarak ülkeye giren mısır ya da soyadan karışabilecek bir kaç gen yüzünden sonsuza dek yok olabilir. Öyle ki Anadolu hâlâ iklim deÄŸiÅŸikliÄŸine uyum saÄŸlayabilecek denli saÄŸlam yerel tohumlara sahipken, çoÄŸu yurt dışından ithal kimyasal tarım ilaçlarıyla ayakta durabilen, kimliksiz, hem kendi zayıf hem de onu yiyenleri zayıflatan güçsüz tohumlara mı terk edilmeye çalışılıyor? Güçlü dayanıklı ve üretken tohumlarımızın, genleriyle oynanmış güçsüz ve köleleÅŸtirilmiÅŸ tohumlarla karışmasına izin vermeye, gıdamızın geleceÄŸini tehlikeye atmaya kimin hakkı olabilir?

Hindistan Çevre Bakanı kamuoyu yoklaması yapıp halkın ne istediÄŸini anlamaya çalışırken, Türkiye'de Çevre Bakanlığı ve Tarım Bakanlığı, her geçen gün bir uyuÅŸturucu bağımlısı gibi daha fazla pestisid (böcek ve ot öldürücü tarım ilaçları) isteyerek* suyumuzu, toprağımızı ve gıdamızı zehirleyecek GDO'ların biyolojik çeÅŸitliliÄŸimizi, atalık tohumlarımızı tehlikeye atmasını izlemeyi sürdürecek mi?

GDO'lu ürünlerin saÄŸlık riskleri henüz tam olarak bilinmiyor. Alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor, antibiyotiklere karşı direnç oluÅŸturabiliyor veya gen giriÅŸinden dolayı oluÅŸan bazı olumsuz etkilere neden olabiliyor. ÖrneÄŸin fındığın içindeki bir maddeye alerjisi olan bir insan bu maddenin aktarıldığı bir ürünü yediÄŸinde alerjik reaksiyon gösterebiliyor.

Taze sebze ve meyvede henüz çok fazla risk olmadığı söylense de Türkiye, dünyanın en büyük GDO'lu soya ve mısır üreticilerinden olan ABD ve Arjantin'den gıda ve yem amaçlı mısır ve soya fasulyesi ithal ediyor. GenetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ mısır ve soya ile beslenen hayvanların eti, mısır ve soyadan üretilen lesitinli ürünler, yaÄŸ, un, niÅŸasta, glikoz, fruktoz, bisküviler, tatlılar ve çikolatalar ailemiz, çocuklarımız tarafından tüketiliyor.

Sayıları her geçen gün artan bilinçli tüketiciler, GDO'lu tohum kullanılmasının yasak olduÄŸu ve bu yasağın da denetlenerek sertifikasyona tabi tutulduÄŸu ekolojk (organik) ürünleri alarak GDO'dan sakınmaya çalışsa da örneÄŸin pamuklu bir tiÅŸört ya da pijamada bile GDO olabiliyor.

EÄŸer bu hafta mecliste görÅŸülmesi beklenen biyogüvenlik yasasıyla gerekli tedbirler alınmazsa istenmeyen genler atalık tohumlarımızı, ürünlerimizi, gıdamızı ve dolayısıyla saÄŸlığımızı ve ekonomimiz için büyük bir tehdit oluÅŸturmayı sürdürecek.

Türkiye, dünyanın en önemli gen kaynaklarına sahip bir ülke olarak, kendi deÄŸerlerinin farkına varmalı ve asıl verimlilik ve açlıkla mücadelenin GDO'ya izin vermek deÄŸil GDO'yla mücadele etmekle olabileceÄŸini görmeli ve bir an önce GDO'ya karşı önlemler almalıdır.

Mecliste bu hafta görüÅŸülmesi beklenen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı adeta bir saatli bomba gibi; GDO'nun Türkiye'ye hangi denetim ve kontrollerle sokulabileceÄŸini maddeleÅŸtiriyor. Yasa tasarısında yer alan maddeler GDO'nun tehlikeleri ve riskleri* konusunda o kadar çok atıf yapıyor ki taslağı okuyunca insanın aklında "Madem bu kadar riskli, kontrolü bu kadar zor, izinsiz GDO'lu ürün satan ve GDO'lu tohum ekenlere ağır hapis ve para cezaları verilecek, o zaman Türkiye'nin ne zoru var da GDO'yu toptan yasaklamıyor?" sorusu geliyor. Evet, yıllardır bir biyogüvenlik yasasına ihtiyacımız var ama bu yasada GDO'nun serbest dolaşımının, hangi oranlarda ithal edileceÄŸinin ve deneme ekimlerine kimlerin izin vereceÄŸinden çok, yerel atalık tohumlarımız, biyolojik çeÅŸitliliÄŸimiz ve biyogüvenliÄŸimiz öne çıkarılmalı.Hükümet, bu hafta meslite görüÅŸülmesi beklenen Biyogüvenlik Yasa Tasarısı ile bir seçim yapacak: Seçeneklerden biri ÅŸu: Genleriyle oynanmış ürünlerin canlıların vücudunda ne tür hastalıklara veya arazlara yol açabileÄŸinin farkında olmadan denek olarak kullanılan insan ve hayvanlar; daha fazla verim adına her geçen gün daha fazla kimyasal tarım ilacı istediÄŸi için giderek kirlenen su ve topraklar; atalık yerel tohumları ve bitkiçeÅŸitliliÄŸi yok olmuÅŸ, uluslarararası ÅŸirketlerin verdiÄŸi numaralandırılmış ve tek seferlik tohumlara bağımlı bir ülke... Bunun yanında gıda bağımsızlığını kaybetmiÅŸ bir ülkeye uygulanabilecek yaptırımların tehdidi...
İkinci seçenek ise, kendi kendine yeten verimli topraklar, daha fazla tarım ilacıyla kirletilmemiÅŸ doÄŸal kaynaklar, her türlü iklim koÅŸulunda yetiÅŸen kuraklık ve hastalığa karşı sigorta niteliÄŸindeki atalık tohumlarla yerel çeÅŸtililiÄŸini, zenginliÄŸini koruyan, bu sayede gıda bağımsızlığı ile dünyaya örnek olabilecek bir ülke... Aklı selim olan hangisini seçer, ona da siz karar verin...

* ABD'de The Organic Center tarafından yapılan bir araÅŸtırmaya, tarımda kullanılan ilaç miktarının transgenik tarım nedeniyle önemli ölçüde arttığını ortaya koydu. AraÅŸtırmaya göre 1996 ile 2008 arasında transgenik tarımda 143 milyon kg ek tarım ilacı kullanıldı. ABD Tarım Bakanlığı'na baÄŸlı Ulusal Tarım İstatistikleri Servisi'nin (NASS) verilerini temel alan araÅŸtırmada, glifosat kullanımımdaki artışla ilgili NASS verilerine yer veriliyor. Buna göre 1996'dan beri glifosat kullanımı pamukta üç katına, soya fasulyesinde iki katına çıkarken, mısırda yüzde 39 artmış durumda.

* ÖrneÄŸin, önde gelen bilim dergisi Nature'da 2007'de yayınlanan bir çalışma, genlerin karmaşık bir aÄŸ içerisinde, bizim henüz anlayamadığımız yollarla birbirlerine tepki verdiÄŸi, birbirleriyle etkileÅŸime geçtiÄŸi ve kaynaÅŸtığını ortaya koymuÅŸtur (*). Bu araÅŸtırma GM ürünlerinin güvenilirliÄŸine dair ciddi soruların doÄŸmasına neden olmuÅŸtur.

* GM üretimi kanolanın kullanılmaya baÅŸlanması biyoçeÅŸitliliÄŸe ciddi etkilerde bulundu. ÖrneÄŸin, İngiliz hükümetinin bir çalışmasında GM üretimi kanolaların bulunduÄŸu yerlerde kelebek oranının %24 azaldığı, çünkü buralarda bu kelebeklerin beslenebileceÄŸi daha az çiçeÄŸin (dolayısıyla da nektarın) bulunduÄŸu saptandı. Dahası, kuÅŸlar için de daha az tohum bulunuyordu. GM üretimi soyalarda Roundup'ın kullanılması toprak saÄŸlığına olumsuz etkide bulunuyor, topraktaki nitrojen düzenleyici bakterilerin sayısında azalmaya yol açıyor. (www.truefood.org.au)

* Avustralya Kamu SaÄŸlığı Örgütü ve İngiliz Medikal Örgütü gibi önde gelen saÄŸlık kurumları, GM üretimi gıdalarla ilgili çeÅŸitli kaygılarını dile getirdi ve zorunlu testlerin yapılması çaÄŸrısında bulundu. GM üretimi gıdalarla ilgili üç temel kaygı ÅŸunlar: Gıdalarımızdaki böcek ilacı seviyesinin artması potansiyeli; bilinmedik veya umulmadık proteinlerin, zehirlerin ve allerjilerin gündeme gelmesi; GM üretimi bitkilerde antibiyotiklere dayanıklı genlerin kullanımı... 2007 tarihli bir makalede, insanların kullanımı için onaylanmış bir GM üretimi mısır çeÅŸidiyle beslenen farelerin karaciÄŸer ve böbreklerinde zehirlenme bulguları rastlandığı belirtiliyor.

60
Yorum Ekleyiniz...
Adınız Soyadınız :
E-posta Adresiniz :
Başlık :
Yorum :
Güvenlik Kodu :

* Resimdeki kodu yazınız