Hükümet, RTÜK Kanunu içerisinde geçirilen bir madde ile reçetesiz ilaçların reklamını serbest bıraktı.
İyi mi yaptı kötü mü yaptı bunu zaman gösterecek.
İlaç sektörü ile ilgili rakamlar neler, ona bakalım;
SaÄŸlık ve Gıda GüvenliÄŸi Hareketi BaÅŸkanı Kemal Özer’e göre, bu, Timur’un fil hediyesine benzeyen affedilmez bir hata”.
Bugün dünyanın yıllık ilaç tüketimi 1,2 trilyon doları buluyor.
İlaç firmalarının ilaç promosyonları için harcadıkları rakam ise sadece ABD’de 22 milyar dolardan fazla.
Türk Eczacılar BirliÄŸi’nin verilerine göre, son beÅŸ yılda yaklaşık 1,5 milyar kutuya yakın antibiyotik tükettik.
Üstelik
bu verilere; yüzde 80’ni hayvanlara verilen ve dolayısıyla hayvanlardan
insanlara geçen antibiyotikler ile doktorlara promosyon olarak verilen
antibiyotikler de dâhil deÄŸil.
Türkiye’de 2005 yılında ilaç
fiyatlarında ortalama yüzde 17’lik bir indirime gidilmesine karşın,
Türkiye’nin son on yılda saÄŸlık harcaması 3,5 kat, ilaç harcaması ise
6,1 kat artmış.
Bu harcama rakamlarına, hasta tarafından ödenen
katılım payları ve SGK tarafından ödenmeyen ilaç bedelleri de
eklendiÄŸinde, rakamlar ortalama yüzde 25-30 dolayında artıyor.
Bu durumda, Türkiye’nin 2010 yılında ilaca ödediÄŸi para 15 milyar doları aşıyor.
Sivil
Toplum örgütleri, ilaç tüketiminde, bilinçsiz kullanıma ve savurganlığa
dikkat çekerken, hükümetin yeni RTÜK Kanunu tasarısı ile reçetesiz ilaç
reklâmını serbest bırakması, yetkili makamlara, “Bu ihtiyaç ne(re)den
doÄŸdu?” sorusunun sorulmasına neden oldu.
Haklı olarak kamuoyu hükümetten bu sorunun cevabını bekliyor.
Toplumun tüm gereksinimleri karşılandı da, sıra doymak bilmeyen tıp ve ilaç endüstrisinin dayatmalarını karşılamaya mı geldi?
Bu ülkenin, dünyanın en çok ilacını tüketen ülkeler liginde ilk sıralarda olması yetmedi mi?
RTÜK
BaÅŸkanı Davut Dursun’un; “AB Görsel-İşitsel Medya Hizmetleri
Yönergesi’ne uyum gereÄŸi olarak RTÜK Tasarısının 11. maddesi ile
reçeteye tabi ilaç ve tedavilerin reklamları yasaklanırken, reçeteye
tabi olmayan ilaçlar ve tedavilerin reklamları yapılabilecektir”
şeklindeki savunması herkesi hayal kırıklığına uğrattı.
Çıkardıkları
her yasa ve olumsuzluk için Avrupa BirliÄŸi mevzuatını gerekçe gösteren
dün ve bugünün siyasileri ve bürokratları, demek ki; AB yasakla derse
yasaklayacak, serbest bırak derse serbest bırakacak veya öl derse
ölecek, yaÅŸa derse yaÅŸayacak.
Bu tür yanlış maddeleri savunmak, RTÜK BaÅŸkanı’nın görevi mi?
SaÄŸlık Bakanı neden çıkıp konuÅŸmuyor?
Bu düzenleme, toplumun mu yoksa “Trilateral çetesi”nin bir üyesi olan ABD ve AB’li ilaç üreticilerinin ihtiyacı mı?
Tohum
tekellerinin ve gıda tröstlerinin çıkarlarına hizmet için, tehlikeli
tohum kanunu ve biyogüvenlik maskesiyle de GDO’yu yasallaÅŸtırıcı
kanunlar çıkaran, Meclisin, bu kez de ilaç tröstlerinin deÄŸirmenine su
taşıması büyük bir talihsizlik.
Dünya Tarım Örgütü verilerine göre, Türkiye’de kiÅŸi başına ekmek tüketimi, günlük ortalama 400 gram.
Bu da bize, Türkiye’nin yıllık 12,5 milyar dolarlık ekmek harcaması yaptığını gösterir.
Kimse,
ezici bir kısmı saÄŸlıksız olan un ve ekmeÄŸin saÄŸlıklı hâle
getirilmesinden söz etmezken, ilaç tüketimini az bulması, “ekmek yerine
ilaç” tüketilmesini önermesi anlamına geldiÄŸinin acaba farkında mı?
Unutulmamalıdır
ki; bütün ilaçlar insan vücudunda zamanla tedaviye direnç geliÅŸtirir ve
çok basit bir hastalık bile tedavi edilemez hâle gelebilir.
İlaç
firmaları, ABD’de olduÄŸu gibi tüm ilaçların perakende maÄŸazalarında da
tüketicilere tezgâh üstünde doÄŸrudan satılabilmesini hedeflemekte ve bu
yönde yoÄŸun lobi çalışmaları yürütmektedir.
Ağrı kesiciler,
antiseptikler, vitamin ve mineraller, laksatifler, dermatolojikler,
oftalmolojikler, uyku düzenleyiciler, öksürük, soÄŸuk algınlığı ve
sindirim sistemi diye uzayıp giden bu ilaçlar, halen bir doktor reçetesi
olmaksızın (Over the Counter- OTC) ihtiyacı olan, olmayan herkese
hiçbir sınır ve takip olmaksızın satılabilmektedir.
Bitkiler söz
konusu olduÄŸunda kendi kendine tedaviyi reddedenler, ilaçlar söz konusu
olduÄŸunda ise ilaçlarla ‘kendi kendini tedavi’yi birden güvenli olarak
kabul etmekteler.
Oysa basit olarak deÄŸerlendirilen
antieflamatuar analjezik ilaçlar, bilinçsiz kullanımlarda, eklem
harabiyetine veya mide kanaması riskine neden olmaktayken, nasıl olurda
reçetesiz ve doktor kontrolünden uzak kullanılması serbest
bırakılabilir?
Bu da yeterli görülmeyip, reklâmına izin verilebilir?
Ne yazık ki, güvenilirliÄŸi kanıtlanmayan birçok ilaç, çok kolay ruhsat alabilmektedir.
Güvenli
diye kullanıma sunulan bir ilaç, bazılarımızın ölümüne neden olduktan
sonra nedense birden piyasadan çekiliveriyor. Bu devlete, saÄŸlımızı bile
emanet edemeyecek miyiz?
157