|
|
Ömür biter çelebilik bitmez
Nuri Çelebi (71) 16 yaşında ilkokula başladı, onu sınıfta görenler öğretmen sandı. Orta 2'de evlendi, iki lise, ardından üniversite bitirdi. Zamanla şehir hayatından sıkılan Çelebi, şimdi İstanbul'un içinde köy hayatı yaşıyor. 2011-06-06 10:24:08
Babası
'nur'dan yoksun olmasın diye Nuri koydu adını. Dinî eÄŸitim alması için
Kur'an kursuna gönderdi. Karadeniz'in yeÅŸil daÄŸlarında, tepelerinde
yalınayak dolaÅŸtı uzun süre. Okul mu? Köylerinde okul yoktu ve yaşı
16'ya geldiÄŸinde henüz tanışmamıştı sınıfla. Bir gün babasıyla deÄŸirmene
mısır götürürken köy kahvesinin önünde siyaha bürünmüÅŸ adamlar gördü.
Sırtındaki yükü merdivenlere bırakıp anlatılanlara kulak kesildi.
Gölgesi uzun adamlar Milli EÄŸitim'den gelmiÅŸ ve okuma oranlarıyla ilgili
bilgi almaktaydı muhtardan. Ayakkabıları yırtık, elleri nasırlı genç
hayatının en kısa ve anlamlı cümlesiyle grubun sohbetini bıçak gibi
kesti: 'Okumak istiyorum, okumak...'
Grup şaşırdı, ne diyeceğini
bilemedi bir süre. Babası terli ÅŸapkasıyla yüzünü örterken siyahlılar
papaÄŸan gibi aynı cümleyi tekrarladı: 'ÇocuÄŸunu neden okutmuyorsun?
Okut...' Kasabalıların 'istersen çocuÄŸun bizde kalır' önerisiyle
rahatladı baba ve o anda çocuÄŸunu okula göndermeye karar verdi. Birkaç
ay sonra Nuri akrabalarından birinin evine yerleşti, pazarda okul
elbisesi baktı. On altı yaşında olduÄŸu için uygun bir önlük bulamadı
haliyle. Yorucu günler birbirini kovalarken okullar açıldı. İlk gün.
Nuri, normal kıyafetleriye sınıfa girdi. ÖÄŸretmeni durumdan haberdar
olduÄŸu için sınıfın en arkasına oturttu onu. Küçük sınıf arkadaÅŸları
gözlem yapmak için geldiÄŸini sanıp ses çıkarmadılar. Birkaç gün sonra
okula yeni baÅŸladığını öÄŸrenince dalga geçtiler, lakaplar taktılar. Nuri
aldırmadı... Uzun teneffüs boÅŸluklarında dışarıya çıkmadı, arkadaÅŸları
boÅŸ koridorlarda birbirini kovalarken öÄŸretmenler odasında hocalarıyla
oturdu, dertleÅŸti, çay içti. Okuma azmi, farklı okullarda konuÅŸulduÄŸu
sıralarda arkadaÅŸları tarafından çoktan kabul görmüÅŸtü. Onu rahatsız
eden birkaç ÅŸey vardı sadece: Boyu uzun olduÄŸu için en öne oturamamak ve
sınıf sırasında direk gibi görünmek.
Gel zaman git zaman
ilkokulu dereceyle bitirdi. Ortaokul için baÅŸka bir ilçeye gitmesi
gerekiyordu. Kafasında yeni bir soru işareti: 'Kimin yanında kalacağım?'
Kendisini okula gönderen ailenin yardımıyla ortaokuldaki sınıf
arkadaÅŸlarıyla bir ev tuttu. Elektrik faturasını o ödedi, küçük ev
arkadaÅŸlarına velilik yaptı. Ev abileri oldu, üniversite hayatını
ortaokul yıllarında yaşadı. Akrabaları 'Evlen artık, yaşın geldi' dediği
gün düzeni bozuldu. Baskılar arttıkça arttı. Orta 2'de (23 yaşında)
hayır kelimesi çıkmadı aÄŸzından, köyden bir güzelle evlenmeyi kabul
etti. Birkaç sınıf arkadaşı ve aile büyüklerinin katıldığı düÄŸününde
horonlar tepildi, imam nikâhlı eÅŸiyle dünya evine girdi. Hayatındaki
büyük deÄŸiÅŸimi diÄŸer arkadaÅŸları yadırgar diye onlardan sakladı.

Fabrikanın yolu memurluÄŸa çıktı Nuri okulu bitirir bitirmez eÅŸini yanına aldı, dayısının yanına (Bursa)
yerleÅŸti. İnegöl'de bir tuÄŸla fabrikasında iÅŸ buldu, 2,5 yıl çalıştı
burada. Defter kitabın yüzünü unuttuÄŸu günlerde liseli bir gençten akÅŸam
okulunu öÄŸrendi. İçindeki okuma aÅŸkı yeniden depreÅŸti, eÅŸinin desteÄŸini
yanına alıp Akşam Ticaret Lisesi'nin yolunu tuttu. Bu sırada işyeri
battı, ilk çocuÄŸu dünyaya geldi, biriktirdiÄŸi paralarla küçük bir market
açtı ÅŸehir merkezinde. Okul, market, ev üçgeninde böylece yaÅŸadı üç
yıl. Fiyatları çok indirdiÄŸi için mahkemeye düÅŸtü, dükkânı bedavaya
devretti. Liseyi bitirdikten sonra inzibatlar kapıya dayandı, alıp
askere götürdü Nuri'yi. Üç yıl süren askerliÄŸi boyunca eÅŸine çocuÄŸuna
ailesi baktı. Asker dönüÅŸü yeni bir dünya kurmak için yol haritası
çizdi. Bütün yollar İstanbul'a çıkıyordu, hayallerin baÅŸkentine. Nuri,
İstanbul'da yine bir fabrikada iş buldu, kazandığı parayla evinde
kaldığı dayısının mutfak masraflarını karşılayabildi uzun süre. Bir gün
fabrikanın çayçısından PTT'nin sınavla memur aldığını öÄŸrenince bıraktı
her ÅŸeyi. Sordu, soruÅŸturdu, çalıştı, sınava girdi. Sonuç? Nuri artık
devlet kurumunda memur.
İki lise, bir üniversite bitirdi Nuri,
on parmak daktilo kullandığı için telgraf müdürlüÄŸüne atandı. İşini
ciddiyetle yaptı yine, yeri geldi günde yedi yüz, sekiz yüz telgraf
yazdı. Yöneticileri ondaki ışığı gördükten sonra Libya, Malta,
Arabistan'a araÅŸtırma yapmaya gönderdi. Yıllarca aynı yerde çalıştıktan
sonra okuma sevdasıyla üniversiteye baÅŸvurdu. Liseyi dışarıdan okuduÄŸu
için İstanbul Üniversitesi 'bizim öÄŸrencimiz olamazsın' dedi. Nuri, hırs
yaptı, düz liseye kaydını yaptırdı. Sadece sınavlarına girip okulu
başarıyla bitirdi. Gidip yine aynı okula başvurdu, bu kez işletme
bölümüne kabul gördü. Kendisinden yaÅŸça küçüklerle okumaya alışık olan
Nuri, üniversiteyi okurken hiç mi hiç sıkıntı yaÅŸamadı. Dersleri saati
saatine takip etti, en öne oturup notlar tuttu. Okulu uzatmadan bitirdi,
iÅŸ hayatında kendine hedefler koydu: Yönetici olmak. PTT'nin
yöneticilik sınavlarını kazanıp, müdür yardımcısı oldu. Nerede ihtiyaç
varsa, deÄŸiÅŸilmez eleman olarak o gönderildi. Zamanla yoruldu haliyle.
1994'te emekli oldu, takım elbisesini bir kenara bırakıp İstanbul'da köy
hayatını yaşamaya başladı.
109 |