Birçok STK tarafından, son günlerde kamuoyunda tartışılan “Eşcinsellik” konusu üzerine Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a Sirkeci Postanesi’nden bir mektup gönderilerek basın açıklaması yapıldı.
2010-03-22 16:57:02
MAZLUMDER İstanbul Şubesi ile birlikte birçok STK tarafından, son
günlerde kamuoyunda tartışılan “Eşcinsellik” konusu üzerine Kadın ve
Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf’a Sirkeci
Postanesi’nden bir mektup gönderilerek basın açıklaması yapıldı.
Mektuba
imzasını atan STK’lar, Kavaf’ın "Eşcinsellik bir hastalıktır" sözünüzün
üzerine başlayan tartışmalar ve gelişmeler karşısında konunun toplumsal
boyutunun önemine binaen bu mektubu yazarak hem Kavaf’a destek olmak,
hem de eşcinsellik konusundaki görüşlerini ortaya koymayı
amaçladıklarını belirttiler.
Sirkeci Postanesi önünde grup adına Asiye Dilipak’ın okuduğu mektubun tam metni aşağıdadır.

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Sayın SELMA ALİYE KAVAF'a AÇIK MEKTUP
Geçtiğimiz
günlerde medyaya da yansıyan "Eşcinsellik bir hastalıktır" sözünüzün
üzerine başlayan tartışmalar ve gelişmeler karşısında konunun toplumsal
boyutunun önemine binaen bu mektubu kaleme alma ihtiyacı hissettik.
Konu
ile ilgili olarak sosyal alan bir tarafa, tıp alanını ilgilendiren yanı
itibari ile de gerek ülkemizde gerekse dünyada birbiriyle örtüşmeyen
görüşler mevcuttur. Bu değerlendirmelere baktığımızda birinci görüşe
göre: "Eşcinsellik insanda doğal olarak var olan bir yönelim değildir.
Biyolojik doğaya uymayan bir sapmadır. Kamuoyuna aydınlatıcı bilgi
verilmediği takdirde erken ergenlik döneminde eşcinsel eğilimini fark
etmiş, iç denetim ve dürtü kontrolü için çabalayan yani eşcinsel
eğilimi olup da kontrol etmek isteyen kişilere tedavi ve yardım kapısı
kapanmaktadır. Yanlış anlamalara ve eşcinsel tercihleri artıracak
önerilere psikiyatri derneklerinin alet olması son derece sakıncalıdır.
Bu sebeplerle gelecek kuşaklar arasında eşcinsel tercihlerin artmaması
için sağlık ve eğitim politikalarında doğru duruş gösterilmelidir."
Diğer
bir görüş ise "Eşcinsellik insanda tanımlanan üç yönelimden biridir.
Her şeyden önce bir hastalık değil yönelim farklılığıdır" şeklindedir.
Yurtdışında,
özellikle Batılı bazı ülkelerde eşcinselliğin bir hastalık olmadığı
görüşü mevzuatta yer alsa da "hastalık olmama halinin" durumun
normalliği olarak kabul görmediğini olaya genel yaklaşımın da bu
toplumların eşcinselliğin yaygınlaşması karşısında kaygılı bir arayış
içerisinde olduğunu göstermektedir.
Bütün ilahi dinler
eşcinselliği bir bozulma, sapma, gayri ahlaki bir tutum, tabii olanın
dışına çıkma ve günah olarak görür. Birçok İslam ülkesinde de
"eşcinsellik" yasal olarak yasaktır ve bu yasaktan amaç toplumun ve
insan neslinin korunması ile bu anomalinin yaygınlaşmasının önüne
geçilmesidir. Tarihte bu tür sapkınlıklar yaşayan topluluklar, ilahi
kitaplara göre "çirkinlik ve kötülük üzere oldukları, saptıkları" için
azap görmüş ve helak edilmişlerdir.
Müslümanların -İslam barış
ve müsamaha dini olmakla beraber her iki normun da sınırları vardır- ve
diğer ilahi inanışlara sahip insanların, inanışlarına göre ayıp ve
günah olana karşı durmaları çok normal ve sorumlulukları gereği olup bu
sorumluluk sadece Müslüman toplumlar için değil tüm insanlık içindir.
Bu nedenle ahlaki olmayanın ve günahın hukuki kural olmasına ve
meşruiyet kazanmasına asla destek verilemez.
Fıtrata aykırılık
teşkil eden "eşcinsellik" in, doğal tercihlerden bir tercih gibi
gösterilerek "cinsel yönelim" olarak kabul görmesi ve yaygınlaşmasının
meşru görülmesi, zımnen insan neslinin yok olmasını istemekle aynı
şeydir. Bir kimse için normal ve doğru olan bir şey herkes için normal
ve doğru ise, bir an için herkesin bu normal(!) tercihte bulunduğunu
varsayalım; o takdirde yeryüzünde hayat mümkün olabilir mi? Hayatı
toptan imha etmek ne kadar meşru ise, bu normal(!) tercih de o kadar
meşrudur o halde.
İnsan nesliyle ve dünyanın geleceğiyle oynayan
lobi/zihniyet/oluşumlar tarafından da beslenen ve desteklenen
eşcinsellik, bize göre de bir anomali durumudur. İnsanlığın geleceğini
ve nesil emniyetini tehdit eden eşcinselliğin bir anomali olarak
görülmemesi, sorunu yaşayanların tedavi/terapi talebini köreltecek ve
durumun yaygınlaşmasına sebep olacaktır. Bu durumun meşrulaştırılması
ve doğal bir durum gibi kabul edilmesi hayatın kendisine karşı bir
ihanettir.
Çeşitli şekillerde, farklı materyallerle, çeşitli
ortamlarda meşru ve doğal bir durum gibi gösterilen bu arızi durumun
yaygınlaşması, aile yapısının bozulmasına ve neslin imhasına sebep
olmaktadır. Bu durumu yaşayan kişilerin alabilecekleri her türlü tedavi
ortamını kolay ulaşılabilir bir şekilde sağlamak ve eşcinselliğin
yaygınlaşmasını engellemek gerekmektedir. Bunun için Sağlık, Kadın ve
Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı, İçişleri ve Milli Eğitim Bakanlıkları
olmak üzere, ilgili tüm birimlerin -gerek duyulan hallerde sivil toplum
kuruluşları ile işbirliği halinde- yapacağı çalışmalar hayati önem
taşımaktadır.
Yapmış olduğunuz "hastalık" açıklaması, bu
sapma/anomali durumunu topluma yaymak için ciddi lobi faaliyetleri
yürüten, diğer insanlara da sirayet ettirmek için akla gelmeyen yolları
deneyen, dizilerden yarışma programlarına, kliplerden haber
bültenlerine, tartışma programlarına kadar her alanı zorlayan, toplumun
bilinçaltında eşcinselliği doğal bir seçim olarak kabul ettirmeye
çalışan bir kesimi elbette rahatsız edecektir.
Eşcinselliği bir
anomali olarak değerlendiren yaklaşımı ayrımcı bir yaklaşım tarzı, suç
ya da suça teşvik olarak niteleme gayreti içinde olan çevrelerin, sözde
eşcinsellerin haklarını koruma adına yaptıkları açıklamalarla
(özellikle çocuk ve gençlerin olaylardan negatif etkilenişleri,
yaşayabilecekleri kimlik sorunu ve ruh sağlıklarının da düşünülmediğini
ortadadır) yoğun bir gayret içerisinde oldukları görülmektedir. Ancak
eşcinsellik lobisinin yükselecek sesinin gerçeği, insan yaşamının ve
neslinin devamını tehdit eden bu durumla ilgili sergilenmesi gereken
tutumu etkilememesi gerektiğini düşünüyoruz.
Saygılarımızla.
AKABE
Vakfı - AKDAV - AKODER Aileyi Koruma Derneği - Araştırma ve Kültür
Vakfı - Anadolu Gençlik Derneği İstanbul Şubesi – ASDER Adaleti
Savunanlar Derneği - Ayışığı Derneği - Hayata Çağrı Platformu -
Hukukçular Derneği - İHH İnsani Yardım Vakfı - İnsan ve Medeniyet
Hareketi - MAZLUMDER İstanbul Şubesi - Medeniyet Derneği – ÖNDER İmam
Hatip Liseleri Mezunları ve Mensupları Derneği – Özgür-Der – Sağlık ve
Gıda Güvenliği Hareketi – İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı - Sıcak
Yuva Vakfı - TİYEMDER Tüm İlahiyat Mezunları Derneği - TÜMER Tüketici
Hakları Merkezi – TGTV Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı (160 sivil
toplum kuruluşu çatı örgütü) –Türkiye Yazarlar Birliği
TimeTurk
493