|
|
Nakba-Büyük Felaketi Anmak
Hindu putperest sanemine öykünerek önüne geçen her şeyi yok eden İsrail askeri makinesi, sistematik terör uygularken ve kimse yardım için müdahale etmezken, Filistinliler hayata pamuk ipliğiyle bağlılar. 2011-05-12 11:20:09
Ilan Pappe’nin “Filistin’in etnik temizliÄŸi” diye adlandırdığını Edvard
Said, “Soykırım-Holocaust” olarak nitelemiÅŸti:“İnsana dair her felaket
farklıdır fakat analojileri ve saklı benzerlikleri görmek önemlidir”. Said, Nazi imhasını, “(Yahudi) kolektif varlığının en dip noktası”
olarak betimlemiÅŸti. Hitler’in altındaki “Yahudiler kadar güçsüz” iÅŸgal
altındaki günümüz Filistinlileri, savunma için deÄŸil “ÅŸeytani amaçlar
için kullanılan güç” nedeniyle yok ediliyor. Sonuç olarak, Hindu putperest sanemine öykünerek önüne geçen her ÅŸeyi
yok eden İsrail askeri makinesi, sistematik terör uygularken ve kimse
yardım için müdahale etmezken, Filistinliler hayata pamuk ipliÄŸiyle
baÄŸlılar. Said, “Yüzlerce bin kiÅŸinin ölmesi mi Siyonist amaçtı? Adalet
savunucularının, Yahudilerin onlarca yıl baÅŸarmak için uÄŸraÅŸtığını
Filistinliler için talep etme zamanı gelmedi mi?” diye soracaktı. “Filistinlilerin Etnik TemizliÄŸi” adlı kitabında Pappe, İsrail’in D (İbranice Dalet) planını, acımasız savaşını belgeliyor: • Köylerin ve ÅŸehirlerin nüfussuzlaÅŸtırılması, • Masum sivillerin katliamı, • Tecavüz ve uygulanan diÄŸer mezalimler, • Evleri, malları ve eÅŸyaları çalmak, evleri bombalamak, buldozerle yıkmak ve yakmak, • Sürgündeki Filistinlilerin dönüÅŸünün engellenmesi. Toplamda, sistematik terör 800 bin Filistinliyi sürgün etti, daha
fazlasını katletti. Tel Aviv, Hayfa ve Kudüs gibi ÅŸehirlerde 11 semti ve
531 köyü haritadan sildi. Bugün uluslararası hukukun insanlığa karşı
iÅŸlenmiÅŸ bir savaÅŸ suçu olarak nitelediÄŸi ve Nürnberg’de Nazilerin suçlu
bulunarak asıldığı soykırımsal bir etnik temizlik gerçekleÅŸtirdi. 44 yıllık iÅŸgal altında bu Haziran, Filistinliler, korku altındaki
hayatları üzerinde hiçbir haklara sahip olmadan kurumsallaÅŸmış ırkçı
iÅŸkenceye gün-be-gün maruz kalmaya devam ediyor: • Ekonomik boÄŸazlanma, • Her hangi bir neden için kolektif cezalandırma, • Özellikle Gazze’de en temel özgürlüklerin yok edilmesi, • Irkçı (apartheid) ayrım duvarları, elektrikli çitler ve sınır noktalarıyla kapatılma, • Düzenli sokaÄŸa çıkma yasakları, yol kapamalar ve kontrol noktaları, • Evlerinin, tarlalarının ve bahçelerinin buldozerle yıkılması, • Nedensiz iÅŸkence, tutuklanma ve hapsedilme. Daha da ötesi ÅŸunlara katlanıyorlar: • Saldırılar ve yargısız infazlar, • Para cezaları, • Dirençlerini kırmaya çalışan İsrailli yetkililerin kafasına estiÄŸi
gibi verdiÄŸi hayat ve sıhhat için zorunlu saÄŸlık, eÄŸitim, iÅŸ ve yeterli
gıda-su gibi en temel hizmetlerden yoksunluk. Direnmek için etkin bir güçten yoksun olarak, onları yok sayan, iÅŸgali
ebedileÅŸtiren, haklarını görmezden gelen uluslararası mahkemelerde çare
aramaları engelleniyor. 15 Mayıs’ta Filistinliler, İsrail’in 63’ncü KuruluÅŸ Günü’nden (KG) bir
gün sonra Nakba (Büyük Felaketi) anacaklar. Gerçekte olaylar, Kudüs
Dağı’ndaki Herzl milli mezarlığında ateÅŸlerin yakıldığı, İsrail’in
Anma-Hatıra Günü Yom Hazikaron’un olduÄŸu 9 Mayıs’ta baÅŸladı. Yahudi
takvimine göre KuruluÅŸ Günü 10 Mayıs’ta kutlandı. Ülkede etkinlikler yapıldı, askeri hava-deniz gösterileri düzenlendi. KG akÅŸamı, senelik İsrail ödülleri dağıtıldı. Bu yılki İsrail KD’sinin teması, Yahudi olmayan herkesi, vatandaÅŸtan çok
beÅŸinci kol (Ziyaretçiler-Visitors’daki direniÅŸe gönderme) gibi muamele
gören İsrailli Arapların yanında özellikle Filistinlileri yok
sayan“DiÄŸerinin arkasını kollamak-ortak özen”di. KG Törenleri’nin baÅŸlangıcında, BaÅŸkan Åžimon Perez, İsrail’in KuruluÅŸ
Savaşı’nın “dünyadaki en ahlaki ve en iyi ordulardan birini” kurduÄŸunu
söyleyerek, “bir devletin doÄŸuÅŸunun tarihi mucizesi” hakkında konuÅŸtu. Gerçekte o ve diÄŸer İsrailli yetkililerin bölge Araplarına karşı onlarca
yıllık katliam, yıkım ve acımasızlığı görmezden geliÅŸi, herhangi bir
ahlak nosyonunu yalanlıyor. Filistinliler, her gün ödedikleri muazzam
bedelle onun ne demek istediÄŸini gayet iyi anladı. İsrail’in 1947-1948 Planı’nın kökleri ÅŸöyle baÅŸladı: • Siyonizm’in 19’ncu yüzyılda doÄŸuÅŸu; 1985’de, kurucu Theodor Herzl
ÅŸöyle yazdı: “Devletin bize tahsis ettiÄŸi toprağı nazikçe
kamulaÅŸtırmalıyız. Sınırın ötesindeki meteliksiz halkı, ülkemizde iÅŸ
vermeyi reddederek canlandırmaya çalışmalıyız”. • Arap topluluklarının detaylı kayıtlarını derlemek için 1901 Yahudi
Milli Fonu (JNF) kuruluÅŸu. Daha sonra Siyonistler, nerede ve neyi
kolonileştireceklerini bileceklerdi. Aynı zamanda Filistin toprağını
satın alacak ve iÅŸgal edeceklerdi. • 1930’ların sonuna doÄŸru, her Arap köyünün ve kasabasının detaylı
topografik haritası saÄŸlandı. Bilgiler içerisinde, tarım, ekili toprak,
aÄŸaç sayısı, meyvelerin-mahsulün kalitesi, aile başına düÅŸen ortalama
arazi miktarı, araç sayısı, dükkân sahipleri, Filistinli aÅŸiretler,
siyasi eğilimleri, camilerin tanımı, imamların, memurların isimleri gibi
detaylar yer alıyordu. • 1947’de, yok edilmek için “aranan kiÅŸiler” bu listeye dâhil edildi.
Güç boÅŸluÄŸu yaratmak için tutuklanacak ve soÄŸukkanlılıkla infaz edilecek
liderler de eklendi. • Süreç, İngiliz Mandası’nın bitiÅŸinden 5 ay sonra baÅŸladı. İngilizler,
engellemek için bir ÅŸey yapmadı. David Ben-Gurion, 1920’lerden 1960’lara
kadar liderliÄŸini yaptı. Filistin’in etnik temizliÄŸinden sonra ÅŸunları
söyledi: “Geldik ve ülkelerini çaldık… Geri dönmemeleri için ne
gerekiyorsa yapmalıyız”. On yıl önce oÄŸluna ÅŸöyle yazmıştı: “Elimizdeki
tüm güçle Arapları süreceÄŸiz ve yerlerini alacağız…” • DiÄŸer İsrailli liderler de aynı zihniyeti dile getirdi. Bunlardan
ikisi baÅŸbakandı. Golda Meir, “Filistinliler diye bir ÅŸey yok” derken,
Nobel Ödüllü Menachem Begin Filistinlileri “iki-ayaklı hayvanlar” olarak
nitelendirecek ve Yahudilerin “Temel Irk” olduÄŸunu ve “yeryüzündeki
tanrılar olduÄŸunu” söyleyecekti. • 1972’de İşçi Partisi lideri Haim Herzog daha tedbirliydi: “Milletimize
binlerce yıl tahsis edilen bir toprakta Filistinlileri ortak görmeye
hazır deÄŸilim. Bu toprağın Yahudileri için ortaklık olamaz”. Filistin Holocaust’u Alnakba.org, felaketin boyutlarını göz önüne bir kez daha seriyor.
Gazze, Kudüs, Hayfa, Yafa, Nasıra ve Halil İbrahim’deki 14 Filistin
bölgesinde yok edilen köylerin listesini veriyor. Bir tanesi Kudüs
bölgesindeki Deir Yasin. 9 Nisan 1948’de, Nakba katliamlarından biri
burada gerçekleÅŸti. İsrail askerleri köye girdi, içlerinde
çocuklar-kadınların bulunduÄŸu evleri makineli tüfeklerle taradı. Kalan köylüler toplandı ve soÄŸukkanlılıkla katledildi. İçlerinde
çocuklar, bebekler, yaÅŸlılar ve tecavüz edilen kadınlar vardı.
Katledilenlerin sayısı kesin değil ancak en iyi ihtimalle 93 ila 120
arasında Filistinli katledildi. Buna ek olarak, ardından gelen
çatışmalarda düzinelerce Filistinli daha öldürüldü. Mümkün olan en az
Arap’ı saÄŸ bırakarak mümkün olduÄŸu kadar çok Filistin toprağını ele
geçirmek için sistematik temizlik planı parçası olarak birçok köy de
aynı akıbete uÄŸradı. 1947 Aralık’ında Filistin’deki Yahudilerin sayısı 600 bin Filistinliler
1,3 milyondu. Ben-Gurion, “Her saldırı, iÅŸgal, yıkım ve sürgünle
bitmeli” diyerek onların yok edilmesini istedi. Åžunu demek istiyordu: • NüfussuzlaÅŸtırma, • Haritadan silme, • Evlerin patlatılması, yakılması ve buldozerle yıkılması, • İçerisindeki sakinlerin boÄŸazlanması, • Hareket eden her ÅŸeye, özellikle savaÅŸma yaşındaki erkekler ya da direniÅŸ tehdidi olan gençlere ateÅŸ edilmesi, • Asla Filistin kolektif hatırasında yer almayacak ÅŸekilde geride enkaz,
unutulmuÅŸ bir arazi ve onurlu bir tarihin siliniÅŸini bırakmak. Bugün, Lifta’nın kalıntıları Kudüs’ten görülebilir. Dayr Aban’dan
kalanlar moloz yığınları, çökmüÅŸ çatılar ve bazı duvarlar. Barka’da
sadece 2 ev ayakta. Biri boÅŸ diÄŸeri bir depo olarak kullanılıyor. Jura, AÅŸkelon ÅŸehri oldu. Yahudi nüfusu 117 bini aşıyor. El-Faluca’da
kalan tek Arap, cami temelleri ve duvarları. İsrail kasabası Kiryat Gat,
El-Faluca ve Irak El-ManÅŸiye arasında kalıyor. Yüzlerce Arap köyünün de
benzer öyküleri var. Haritadan silinmiÅŸ ve sadece Yahudi yerleÅŸimine
izin veriliyor. İsrail’in yeni Nakba Kanunu, bu olayı İsrail vicdanından silmek için anılmasını yasaklıyor. Bütçe Kanunu Yasaması, maliye bakanına, İsrail’in “Yahudi ve demokratik
bir devlet” tanımına farklı bir faaliyet içerisinde yer alan ya da
İsrail’in KuruluÅŸ Günü’nün Yas Gün olarak anan herhangi bir özel ya da
tüzel kiÅŸiliÄŸin mali desteÄŸini azaltma ya da yok etme olanağı saÄŸlıyor.
DiÄŸer bir ifadeyle, Yahudi olmayan herkese karşı acımasız ırkçı
mezalimin baÅŸka bir yolu olarak Arap tarihi ve kültürünü ifade etme,
öÄŸretme ve anlatma özgürlüklerini elinden alıyor. Ne olursa olsun, bugün Filistin vicdanına gömülü olmayı sürdürüyor.
Tarihi bir gerçek olarak, dehÅŸet verici bir adaletsizliÄŸi simgelemeye;
bağımsızlık, özgürlük, barış ve sadece telafi için mücadeleye ilham
olmaya devam ediyor.
602 |