|
|
Ab Filistin'e Araplardan Daha Mı Yakın?
AB bile İsrail'e yerleşimleri durdurma baskısı yapmak için ticari bağları koz olarak kullanmayı düşünürken, bazı Arap rejimlerinin İsrail'le ilişkileri gelişiyor. 2010-03-22 16:54:58
“İsrail’i Filistinlilerle barış görüÅŸmelerine yeniden baÅŸlamaya teÅŸvik
etmek için saÄŸlam ticari baÄŸları kullanma imkânımız var.” Bu sözler,
gerçek verilerle iyi iliÅŸki kuramayan aşırılıkçı bir siyasetçiye, Arap
direniÅŸ ülkelerindeki bir yetkiliye ve barış anlaÅŸmalarına karşı olan
birine ait deÄŸil. Bu ifade, AB DışiÅŸleri Bakanı Catherine Ashton’a ait.
AB dışiÅŸleri bakanlarının 13 Mart’ta Finlandiya’da yaptığı toplantının,
İsrail hükümetinin Kudüs’te 1600 yeni konut inÅŸaatı kararının
körüklediÄŸi kargaÅŸanın ardından yapılması bir tesadüftü. Yeni konut
kararı Batı baÅŸkentlerinin çoÄŸunda olumsuz yankılara yol açtı. Toplantı
sonrası gazetecilerin Avrupalı bakanlara sorularının bir kıskı İsrail
hükümetinin bu kararına odaklandı. Yukarıdaki cümle de Ashton’ın
söylediklerinden bir alıntı.
Ashton, “İsrail bizimle ticari
iliÅŸkilerini güçlendirmeye istekliyken, AB bölgedeki yardım ve
kalkınmanın önemli bir kaynağını temsil ediyor. Bu arka plan bizlere
İsrail’i Filistinlilerle barış görüÅŸmelerine yeniden baÅŸlamaya teÅŸvik
etme imkânı veriyor” diye ekliyordu. Bu sözler AB’nin, İsrail’e
yerleÅŸimleri geçici de olsa durdurması yönündeki taleplere olumlu
karşılık vermeye teÅŸvik etmek için ticari iliÅŸkileri baskı kartı olarak
kullanabileceÄŸine dair bir mesaj taşıyor. AB’nin esasında İsrail
yanlısı olduÄŸunu biliyorum. Ayrıca ben müzakerelerin arkasından
koÅŸturmanın ve barış görüÅŸmelerine yeniden baÅŸlamanın yararından ÅŸüphe
ediyorum; bu müzakerelerin Filistinlilerin 1991’deki Washington
görüÅŸmelerinden bu yana içinde döndüÄŸü faydasız halkalardan biri
olacağını düÅŸünüyorum. Fakat yukarıdaki açıklamanın beni ilgilendiren
tarafı, Ashton’ın İsrail’e baskı için ticaret kozunu kullanma imkânını
sunması. Bu düÅŸünceyi Arap yetkililerden hiçbiri dile getirmedi. Arap
yetkililer artık bu konuyla ilgili bir sorumluluk taşımadıklarını ifade
ediyor. Dolayısıyla son haftalar boyunca İsrail’in uygulamalarını
sadece kınamakla ve dış dünyadan ‘gerekeni’ yapmalarını istemekle
yetindiler.
Zira İsrail’in Batı Åžeria ve Kudüs’teki suçlarını
sürdürdüÄŸü, Gazze ablukasına devam ettiÄŸi, Filistin direniÅŸinin sembol
isimlerinin izini sürdüÄŸü bir zamanda, İsrail’in bazı Arap ülkeleriyle
ilişkileri etkilenmedi. Hatta ilişkilerdeki sıcaklık arttı. Mısır,
Ürdün ve Fas’la ticaretini sürdüren İsrail, Körfez’de de ilerleme
kaydediyor. İş İsrail mallarının Körfez pazarlarına girmesiyle de
sınırlı kalmıyor. Son olarak İsrailli uzmanların bazı Körfez’deki
güvenlik organlarını eÄŸittiÄŸini okuduk. Ayrıca bazı İsrailli
yetkililer, uluslararası örgütlerin Körfez’de düzenlediÄŸi faaliyetlere
katıldı. İsrailliler Mescid-i Aksa baskınını sürdürürken, Mısır’ın
tarihi bir sinagogu restore etmesi ironik. İsrail’le diplomatik veya
ticari iliÅŸkileri muhafaza eden Arap rejimleri hâlâ Filistin’de
yaÅŸananlara seyirci kalıyor ve bu devletin her gün iÅŸlediÄŸi suçlara
çıkarlar kozunu kullanarak yanıt vermek aklına gelmiyor. Ne bir
büyükelçi çaÄŸrıldı veya çekildi, ne ekonomik anlaÅŸmalar askıya alındı,
ne heyetler durduruldu, ne de projeler donduruldu. Avrupalı bakanın
açıklamaları, bu rejimlerin yanlışlarını açığa vurduÄŸu gibi, onurlarını
korumak için hâlâ birÅŸeyler yapabileceklerini hatırlattı. Ashton iki
gün önce Kahire’yi ziyaret etmiÅŸti. Ashton’ın, Mısır DışiÅŸleri Bakanı
Ahmed Ebu Geyt’i İsrail’e baskı için çıkarlar kartını kullanmaya ikna
etmesini ummuÅŸtum. Fakat aslında Geyt’in, Ashton’ın söylediklerinin
İsrail’i hiç gereÄŸi yokken kızdırıp gerginliÄŸi tırmandırma sayılacağına
ikna etmiş olmasından korktum...
Radikal
557 |